Bazı mühendislere, mühendis demeye bin şahit istiyor

Olası büyük bir deprem, biz İstanbullular’ın en büyük korkusu. Peki, bu konuda, boş bulduğumuz her araziye gökdelen dikmenin ötesinde ne yapıyoruz? Onu ne siz sorun ne de biz anlatalım...

Yapılmayanlar, bir başka yazı konusu. Bugün, yapılan binaların ne kadar sağlam ve ne kadar yetkin eller tarafından inşa ve kontrol edildiğini sorgulamak istiyoruz. Ama gelin isterseniz, önce YÖK’e gönderilen, şu yazıya bir göz atalım:

YÖK ne yapıyor?

Konu: Düşük puanlı üniversitelerden mezun mühendislerin teknik yetersizliği.

Firmamız, İstanbul’da statik proje, deprem mühendisliği ve müşavirlik konularında hizmet vermektedir.

Yapılan iş başvuruları için gelen genç mühendislerin ekseriyetinin yeni açılan düşük puanlı Anadolu üniversiteleri, vakıf üniversiteleri ve yurt dışında bulunan denkliği kabul olan üniversitelerden olduğunu görüyoruz.

Ekte, 2 adet yazılı mülakat neticesi mevcut. Bu iki örnek en kötü değil, gelenlerin ortalaması. Mülakat neticesinde de göreceğiniz gibi, 4 yıllık lisans eğitiminin sonunda, “moment alamayan”, “birim çeviremeyen”, ”tesir çizgisi” çizemeyen kişilere, mezun oldukları gün, 20 katlı binanın deprem hesabı, köprü, çelik proje yapma yetkisi veriyoruz?

İnşaat mühendisliğinin özellikle statik hesap kısmı, toplum güvenliği ile doğrudan ilgilidir.

Bu mühendislik fakültelerine ihtiyacımız var mı? Yok..

Öte yandan, ODTÜ, İTÜ mezunu bir mühendis ile üniversite sınavında 150.000’inci olmuş bir kişiye nasıl aynı yetkide diploma verebiliyoruz? Şu an hiç fizik neti yapmadan ve matematik sorularının yarısını yaparak (ki deprem hesapları fizik ile doğrudan ilgilidir) bir öğrenci inşaat mühendisliğine girebiliyor!

Neler yapılabilir?

Diplomalara standart getirilmeli (A-B); ilk 50.000’de öğrenci alamayan mühendislik fakültelerine, statik proje yapma yetkisi verilmemeli. Üniversite de en iyi öğretim üyeleri de olsa, bu seviyenin altı verimli olmuyor. B grubu mühendislik diploması sadece kontrol mühendisi olabilmeli.

Özel okullardan mezun olanlar ilk 50.000’e girdiklerini ispat ederlerse veya sonra bakanlığın yaptığı bir sınavla yetkinlik kazanırlarsa statik hesap yapabilmeli.

Yurt dışında alınan diplomalar kabul edilmemeli veya sınava tabi tutulmalı.

Alman ekolünde olduğu gibi insanlar ara eleman olmaya yönlendirilmeli, ilk 50.000’e girmeyenler akademik hayata yönlendirilmemeli.

Düşük puanlı üniversiteler, ara eleman mezun eder hale getirilebilir. Şantiye kontrol elemanı, sürveyan, teknik ressam vs. olabilir

Yukarıdaki yazılı maddelerin değerlendirilip gereğinin yapılmasını, saygılarımızla arz ederiz...

Yetkin mühendislik

Bu konuda, YÖK, üniversiteler, mühendislik fakülteleri, ÖSYM ve başta Mimar ve Mühendis Odaları olmak üzere eminim ki herkesin söyleyeceği fazlasıyla söz vardır.

Ve, ne olur, artık ne söylenecekse söylesinler ve ne yaptırımlar gelecekse gelsin!

Son büyük depremde, yüzlerce yıllık binalar dimdik kalırken, en yeni binaların kâğıttan kuleler gibi yerle bir olmasında, eminiz ki yetersiz donanımsız mühendislerin de onları yetiştirenlerin de ve bütün bu olup bitenlere seyirci kalanların da epeyce sorumluluğu vardı!

Yukarıdaki önerilerden bir kısmı kabul görebilir, çoğu da tartışılabilir. Örneğin, önemli olan girdi değil, çıktı olmalıdır. Nereden mezun olduğu da önemli değil, herkes yetkinlik sınavına girmeli ve bunu her beş yılda bir yenilemelidir...

Ha, bu durum, sadece mühendisler için değil, tüm meslekler için geçerli. Çünkü, kafa, aynı kafa! Bu yüzden, kamusal alanlarda çalışan ve imza yetkisi olan herkes, hiç tartışmasız ve mülakatsız, liyakat sınavından geçmelidir...

Özetin özeti: Bir yerde, sağlam bir eğitim yoksa, gerisi teferruattır!..