Bir kitap, bir yorum ve öğretmenlik...

Bekir Cebeci, 15 yıl Türkiye’de 27 yıl da Hollanda’da eğitimin her kademesinde görev yapan, ayrıca Hollanda’da bir dönem de eyalet milletvekilliğinde bulunan bir öğretmen!

Almanya ve Hollanda’da basılan 30 kitabı var.

Yazınızın bir yerinde şöyle diyorsunuz, diyerek bir mektup göndermiş:

“İyi okul yoktur, iyi öğrenci vardır. İyi öğrenci de nerede olursa olsun, bir şekilde yoluna devam eder, zirveye tırmanır” diyorsunuz, oysa bizim Hollanda’da öğrendiğimiz şudur:

Eğitimin kalitesini öğretmenin niteliği belirler. OECD’nin uluslararası PISA-testleri sonuçlarına göre okulun ve öğrencinin başarısında en önemli faktör öğretmenin eğitim düzeyi, mesleki formasyonu ve kalitesidir. Çünkü yetersiz, zayıf yetişmiş öğretmenlerin öğrencileri de zayıf ve yetersiz yetiştirilmektedir.

Bu konuda daha önce kaleme aldığım bir yazısını bizimle paylaşmış, ben de sizinle paylaşmak istiyorum:

Neden öğretmen?

‘Bir Sevda Mesleği Öğretmenlik’, ömrünü bu mesleğe adamış birisi olarak adı da kendi de güzel bu kitabı zevkle okudum. Kitabın yazarı değerli dostumuz, eğitimci, edebiyatçı, yazar Hasan Pir.

Ünlü ve güzel özdeyişlerle de süslenen kitap, okumaya değer bir eser.

Kitap, herkesin kolayca bilgiye ulaştığı bugünkü Bilgi Çağı’nda öğretmenin bilginin kullanımında kılavuzluğuna ihtiyaç vardır, diyor. Bu görüşe aynen katılıyorum. Çünkü öğretmen, bir kılavuzdur, rehberdir, örnektir ve rol modeldir. Yüzlerce yıldır bu görüş değişmedi gelecekte de değişmez. Çünkü hepimizin öğretmene ihtiyacı vardır.

Kitap, Cenap Şahabettin’in güzel bir sözüne yer veriyor: “Karnı açlardan ziyade, kalbi açlara acırım.” Ben bu sözü şöyle anlamak istiyorum: “Karnı açlardan ziyade kalbi ve kafası açlara acırım.”

İşte bu kalbi ve kafayı öğretmen kılavuzluğunda dolduracağız. “Öğretmen, ahlak timsali olmalıdır.” diyor Hasan Pir. Gelecek nesillerin ahlaklı, doğru, dürüst, çalışkan yetişmeleri için anne ve babanın yanında öğretmenimize de çok büyük görevler düşmektedir. Yazarımız devamla: “Bazen de ana babalar çocuklarına ahlaki bir takım değerleri öğretmek ister de bunu nasıl yapacaklarını bilemezler. Çünkü ahlaki değerleri hep kulaktan dolma bilme-ktedirler.”

“Bazı ailelerde çocuklar iyi beslenirler. İyi giydirilirler, bedence iyi bakılırlar fakat onların ruhsal hayatı ile moral eğitimleriyle hiçbir zaman ilgilenilmez.”

Goethe, “Ana-baba iyi terbiye almışlarsa, çocukları da terbiyeli olur” diyor.

İşte terbiyeli, eğitimli çocuk yetiştirmenin can damarı bu olsa gerek.

Erasmus “Kişi insan olarak doğmaz, ona verilen şekille insan olur” diyor.

Mevlana ise Erasmus’tan yüzyıllar önce şöyle diyor: “Her insan bir cevherdir. İşlenince mücevher olur.”

İnsanı işlemek veya ona verilen şekil; terbiyedir, tahsildir, moral değerleri öğretmektir. Toplumdaki yazılı ve yazılı olmayan tüm kurallara uymasını sağlamaktır.

Öğretmenlerin bütün bu işleri iyi bir şekilde yapabilmesi için ‘kitaplarla dost olması’, okul aile ilişkilerini çok iyi sürdürmesi gerekmez mi?

OECD’nin uluslararası PISA-testleri sonuçlarına göre okulun ve öğrencinin başarısında en önemli faktör öğretmenin eğitim düzeyi, mesleki formasyonu ve kalitesidir. Çünkü yetersiz, zayıf yetişmiş öğretmenlerin öğrencileri de zayıf ve yetersiz yetiştirilmektedir.

PISA-testlerinin 2003-2009 yılları ortalamasındaki bazı sonuçları şöyledir: PISA matematik testinde 40 ülke içinde örneğin Hong Kong-Çin 1. sırada, Hollanda 4., Türkiye ise 34. sırada yer almaktadır. Fen bilimlerinde Finlandiya ilk sırada, Hollanda 8., Türkiye ise yine alt sıralarda 35. sıradadır. Okuma yeterliliğinde ise yine Finlandiya 1., Hollanda 8. ve Türkiye 32. sırada yer almaktadır. Bu başarılarından dolayı Finlandiya eğitimde dünyanın dikkatini üstünde toplamaktadır.

Burada Türkiye açısından üzerinde özellikle durulması gereken nokta şudur: Türkiye, ekonomik başarılarına paralel olarak başarılı bir eğitim politikası geliştirmelidir. Aksi durumda bugünkü ekonomik başarıyı sürdürebilmesi ileride çok zor olabilir...

Özetin özeti: Eğitimde tüm roller değişiyor. Dijital dünya bakalım kime ne görevler verecek?..