‘Cehâlet ölüm, ilim hayattır’

Eklenme Tarihi12.01.2018 - 23:34-Güncellenme Tarihi12.01.2018 - 23:34
Kemal Kansu, ilim ve öğrenme aşkı, beşikten mezara, bu toprakların hakkıdır diyerek, şair Nabi’nin (1642-1712) aşağıdaki şiirini “Bunları, bugüne kadar bize öğretmeyen, öğretimsizlik sistemine ithaf ediyorum” diyor!

Bilimin önemi daha güzel ve çarpıcı anlatılamazdı.
Bakalım, kim, ne kadar anlayacak?
Gelin önce bir şiire göz atalım, sonra da o günden bugüne ne değişti, ona bakalım!
Nabi der ki:
“Ey edeb ve terbiye çimenini süsleyen fidan!
Ey babasının gözüne ve gönlüne nûr bağışlayan oğul!
Gece ve gündüz mukaddes ilme çalış.
Hayvan gibi kalmamak için ilim öğren, ilim öğrenmekten çekinme. İlim ile çalışma birdir.
İlim, Allahü Teâlâ’nın sıfatıdır. İlim, bu vasıfların en yükseğidir, ilim öğrenmeye çalış ve âlim ol.
Çünkü Resûl-i ekrem (Aleyhisselâm) buyurdu ki: ‘İlim öğrenmek her Müslüman’a farzdır.’
Yine o ilim sahibi buyurdu ki: ‘Beşikten mezara kadar ilim öğrenin.’
Peygamberimiz (Aleyhisselâm), ‘İlmin şehri benim, kapısı Ali’dir’ buyurdu.
Sen de bu şehre ulaş, onlarla beraber ol. İlim sâhilsiz bir denizdir.
Bu denizde âlim geçinen ise câhildir. Allahü teâlâ, ‘Cehâlete ölüm, ilme de hayat’ dedi.
Sen ölüler zümresinden olma. Ebedî hayattan mahrûm olma.
İyi ile kötüyü, ilim ile fark etmeğe çalış.
İlimler neyi gerektiriyorsa öğren ve hâlini de ona göre düzelt; belki bir gün lâzım olur da kullanırsın. Sordukları zaman, ‘Ben onu bilmem’ demekten, bilmek daha iyi değil midir?
Peygamber Efendimizin (Aleyhisselâm) insanlara emirleri şudur: ‘İlim Çin’de de olsa, onu elde etmeğe bakınız.’ 
Utanma, ehlinden oku, öğren. Çünkü her şeyin ilmi cehlinden daha güzeldir, ister halk olsun, ister padişah olsun, âlimlere herkes muhtaçtır.”
Âlim  olan anlar!
Nabi, her şeyi, hem dinen hem de ilmen öylesine güzel anlatmış ki üzerine ne söyleseniz, tekrarın ötesine geçemezsiniz.
İşte bu noktada asıl önemli olan icraat yani yapılanlar!
Sadece Cumhuriyet dönemine değil, öncesine baktığınızda da çok önemli zikzaklar çizmişiz.
Nabi de bu şiiri durduk yere yazmamış!
Şu anda yapmamız gereken ise dünü dün de bırakıp geleceğe bakmak. Ama bunu yaparken, dün yapılan hataları yeniden tekrarlamamak gerek!
Atatürk’ün Amerikalı uzmanları davet edip hazırlattığı üniversite raporunu bugün yeniden yayımlasanız, eminim ki sayılar dışında değişen fazla bir şey yoktur!
Üniversitelerimiz, Cumhuriyet’in devrimci ruhuyla Anadolu’nun dört bir yanına yayıldı. Çok önemli bir yol kat ettiler, etmeye de devam edecekler.
İstanbul ve Ankara’daki üniversiteler, yükseköğrenimde hep lokomotif oldu! Ama sanki biraz yoruldular, yıprandılar, demoralize edildiler.
Nabi, bugün hayatta olsa ve bu konuda yeni bir şiir yazacak olsa değişen bir şey yok diye belki yukarıdaki şiirini kopyala yapıştır yapabilir ama bunu bugün kabul etmemiz mümkün değil.
Çok iyi biliyorum ki çok iyi üniversitelerimiz, bilim insanlarımız, teknoparklarımız ve önemli Ar-Ge çalışmalarımız var ama hep şovmenlerin gölgesinde kalıyor. Oysa ülkemizi geleceğe taşıyacak olan şovmenler değil, gerçek bilim insanları!
Özetin özeti: İlimin doğuşu da yükselişi de yayılışı da hep bu topraklarda olmuştur ve bu, hep böyle devam etmelidir!