Deprem olursa yandık!..

Afet Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, önceki gece, Genç Bakış’ta konuğumuzdu. Işık Üniversitesi’nde gerçekleşen programda gördük ki, sadece depreme karşı değil, yangın, sel, salgın hastalıklar gibi afetlerin hiçbirine karşı hazırlıklı değiliz.
İşte programdan satır başları:

Tsunami olur mu?
* Denizin olduğu her yerde tsunami olabilir. Bizde Japonya’daki gibi bir tsunami olmaz, okyanus kıyısında değiliz ama çok büyük bir tsunami de olması gerekmiyor. 60 santimlik sel suyu 1.5 ton kaldırır. O yüzden tsunami olsun, sel olsun, bu tür afetlerde sudan uzak durmak gerek.
* Ben Japonlara güvenirim. Marmaray’daki prestijleri çok önemli. Yanlış bir iş yapsalar biterler.
* 1999 yılında Marmara’da İzmit Körfezi’nde fay hattı kırıldı. Bir ucu orada kaldı. 1912’de de diğer fayın ucu Şarköy’de kırılmıştı. 1912, 1999 ikisi kırıldı ortası şu anda sessiz, kırılmayı bekliyor. Bu bir tehlike. Hikaye değil.
* Depremi önleyebilse Japonlar önlerdi. Deprem insanları öldürmüyor ki? 1999 depremini sadece birkaç kişiyi öldürdü? Fabrikada otururken fay hattına düşmüş. Diğerlerini hep binalar, eşyalar ve cahillik öldürüyor.
* Japonya’da yapılıp Türkiye’de yapılmayan şey şu; afete hazırlık toplum tabanlı değil Türkiye’de. Bir sel oldu İzmir’de arama kurtarma ekipleri su altında kaldı.

İstanbul ne kadar hazır?
* İstanbul’da bir deprem olursa bunun yönetilmesi mümkün değil. Ne yaralı toplama noktası, ne ulaşım, ne barınma... Yapılan şeyler çok ama problemi çözecek boyutta değil.
* Afet olduğu zaman genelde parklara, boş alanlara sığınırız. Japonlar bunu bildikleri için parkların içine, depremden etkilenmeyecek, yuvarlak su tankerleri koyuyorlar. Hatta parkları depremde yemek pişirmeye hazır şekilde ve fosseptik çukurları hazır şekilde yapıyorlar.
* Uzay üssü gibi bir afet yönetim merkezi kurduk İstanbul’da ve burada çalışanlar İstanbul’un çok farklı yerlerinde oturuyor. Çoğunun evi sağlam değil. Afet olduğu zaman bu insanların toplanıp, buraya gelip, bu merkezi çalıştırmaları mümkün değil. Japonlar afet merkezi yaptıkları zaman, yürüme mesafesiyle 30 dakikayı aşmayacak bir yere bu merkezin lojmanını yapıyorlar.
* İstanbul’daki İGDAŞ’ın doğalgaz hatları Tokyo’daki teknolojiyle yapıldığı için güvenli ama binalardaki tesisatlarda var olan gaz önemli.

Afet planınız var mı?
* Yatağımızın yanında bir gardırop var. 14 yıldır kaç kişi o dolabı sabitledi ya da yatağın yerini değiştirdi. Bunu da gelip belediye, valilik yapmayacak. Bizde eyleme geçmekte sıkıntı var.
* Kesinlikle bir Aile Afet Planı olması gerek. Nasıl haberleşeceğiz, nasıl bir araya geleceğiz, bunu afet öncesi konuşmuş olmamız lazım. Her deprem 17 Ağustos gibi gece olmuyor. Her birimiz ayrı yerlerde olabiliriz.
* Küçük çocukların çantalarında aile afet planı ve afet acil durum kartı olmalı. Çünkü deprem gibi durumlarda insan şok geçiriyor. Adınızı bile hatırlayamayabilirsiniz.
* Deprem olduğu zaman önce p dalgası var alttan küt diye vurur. Sonra s dalgası vardır ve bizi sallamaya başlar. Bunların arasındaki zaman fayın uzunluğuna bağlı. Fay yakınsa çok kısa. Mesela İstanbul’da 8 saniye. Bizim deprem başladığı zaman ilk 3 saniye kendimizi korumamız gerekiyor.
* Deprem olduğunda düşen eşyaların, kırılan camların hedefi olacağız. O yüzden küçülmemiz gerekiyor.

Nereye saklanalım?
* Dersteyseniz sıra altına, evde ya da işyerindeyseniz masa altına girin ve deprem bitene kadar tutunup bekleyin. Ve mutlaka daha önceden nerede duracağınızı düşünüp kararlaştırın. Dışarıdaysanız devrilecek şeylerden uzak durun.
* Merdivenler en tehlikeli yerlerdir. Önce onlar çöker. Balkonlar da çabuk çöken yerlerden biri. Kapı aralığını da unutun, güvenli değil.
* Buzdolabı, çamaşır makinesi gibi şeyler normal zamanda bile dayansanız devrilir. Bunları etrafında durulur mu? En önce devrilecek şeyler bunlar.
* Banyoda çamaşır makinesi var, ayna var ve bütün fayanslar dökülebilir. Çok güvenli değil.

Patlayan camlar!
* Depremde normal camlar şarapnel gibi patlar. O yüzden temperli ya da filmli cam kullanmak gerek. Gece uyurken perdelerimizin kapalı ve kalın olması lazım. Camlar kırıldığı zaman kalkıp yürüyemeyeceksiniz.Yatağınızın yanına bir çift ayakkabı ve bir el feneri koyun.
* Bazen dışarı çıkmak daha tehlikeli. Başınıza tabela vs. bir şeyler düşebilir. Ayrıca depreme dışarıdan tanık olmak psikolojinizi daha da çok bozacaktır. Bina sağlamsa içeride olmak çok daha güvenlidir.
* Afetlerde en iyi haberleşme SMS göndermek. Ve şehir dışında haberleşecek birini önceden belirlemeniz gerek. Ortak bir temas noktası olmalı. Telefon görüşmelerinizi de çok kısa yapmalısınız.

Japon usulü haberleşme
* Japonya’da depremde bütün GSM şebekeleri 171 diye tek bir numaraya dönüşür ve Japonlar kuyruğa girip ararlar. 1’e basıp kendi numaralarını yazar ve iyi oldukları mesajını bırakırlar. Onu merak eden ailesi de yine 171’i arayıp bu kez 2 ye basar numarayı girer ve o kişinin bıraktığı mesajı dinlerler. Bu Türkiye’de hala yok. 17 Ağustos’tan ders alındı, uydu telefonlar vs. haberleşmede çok yatırım yapıldı. Çok şey yapıyoruz ama halka inen kısmı hala zayıf.
* Apartman, sınıf, toplantı odaları, sinemaların kapıları dışarı açılması lazım.
* Döner kapıların elektrikli olmaması lazım. Elektrik kesintileri oluyor ve insanlar, yığılmadan ezilerek ölüyor.
* Yüksek binalar gecekondu gibi yapılmadığı daha bir mühendislik hizmeti aldığı için daha güvenli olabiliyor.
* Kentsel dönüşümle yapılan binalara güvenebilirsiniz. 2000 yılından sonra yapılan binalar geçmiş yıllara göre daha güvenli.

7 milyon bina çürük
* Türkiye’de yaklaşık 7 milyon bina çürük. Ve bunların büyük bir çoğunluğu da devletin kendi binaları. Kamu binaları çökerse krizi yönetemezsiniz. Devletin çökmemesi lazım.
* Türkiye’de mühendislik geriye gidiyor. İklim değişikliği mühendisliğe girmiyor. Yeni yol yapılacak 20-30 yıl önceki yağış şiddetine göre mazgal yapılıyor. Ezberimizi bozamıyoruz.
* Tatbikatlar önemli. Çünkü insanlar genellikle afetlerde daha önce okuduğunu duyduğunu değil yaptığını hatırlıyor. Her bir tatbikat afetteki paniği yüzde 50 azaltır.
* İnşaat fakültesine gelen numunelere bakıyoruz beton bile değil.
* Türkiye’de arazi planlaması çok bilimsel değil.
* Biz ev alırken, bina yaparken afetleri hatırlamıyoruz. Bizde güvenli yaşam kültürü yok.

Güvenli yaşam kültürü
* AFAD’a bakın, çok iyi niyetlerle kuruldu ama dil birliği, fikir birliği yok. Biri fay hattı, biri inşaat gözüyle bakıyor.
* Okulların, hastanelerin tarihi eserlerin yıkılıp yapılması, güçlendirilmesi projesi var, çok şey yapılıyor ama İstanbul’da problem o kadar çok ki bu denizde kum gibi kalıyor.
* Afete hazırlık para ve mevzuat işi değil, zihniyet işi.
* Türkiye’de deprem oluyor, enkaz kaldırmaktan başka bir şey düşünülmüyor. Deprem ikincil afetleri doğurur. Sellere, doğalgaz patlamalarına, yangınlara, heyelanlara sebep olabilir. Bizde bütüncül bakış açısı yok. Depreme dayanıklı bina yapsak seli unutuyoruz.
* Dünyanın hiçbir yerinde deprem odaklı plan ya da dönüşüm diye bir şey kabul edilmez. Bu bilimsel değildir.

Yangın dedektörü
* Yangını ilk 30 saniyede söndürebilirsiniz. Ama 1 dakikayı geçerse kaçmanız lazım. Ama bizi uyaracak duman dedektörünün olması gerek. İlk saniyelerde duman dedektörü sizi uyarırsa yangını söndürme ya da kaçma şansınız var. Duymazsanız sadece 2 dakika sonra zehirli gazlar odaya yayılır zehirlenirsiniz. Eviniz 3 dakikada yanar.
* Çoğumuzun evinde 20 liralık duman dedektörü yok. Gece uykusunda zehirlenerek ölüyor insanlar.
* Eşe dosta, komşuya giderken börek, çörek, tatlı götürmeyin. Duman dedektörü götürün, ben öyle yapıyorum.
* Çadır bir insanca yaşama yeri değildir. Afette çadır kullanılmaması gereken bir şey. Bize mahsus başka bir yerde pek yok.
* www.guvenliyasam.org İstanbul Valiliği’nin web sayfası. 14 dijital kitap var. Bunları okumanızı tavsiye derim. Afete hazırlığı öğrenmek isteyen varsa Türkiye’de çok kaynak var ama okunmuyor...
Özetin özeti: Başkaları için olmasa bile kendiniz ve yakınlarınız için afetleri ciddiye alın!..