Dünden bugüne eğitim

Üzerinde yaşadığımız topraklar dünyanın en önemli medeniyetlerine ve en önemli bilim insanlarına ev sahipliği yaptı.

Bu yüzden, geriye dönüp baktığımızda, sadece son 100 yılı, son 1000 yılı değil, en az 15 bin yılı irdelememiz gerekir!

Göbeklitepe’yi nasıl sahipleniyorsak, aradaki tüm bilgi birikiminin bize değer kattığını da kabul etmemiz gerekir.

Eğitim ve öğretim dört duvar arasında başlayıp, dört duvar arasında bitmez. Bilgiyi okullarda öğrenirsiniz ama eğitimi evde, sokakta, yaşadığınız kente, soluduğunuz havada, ektiğiniz toprakta, avlandığınız denizde alırsınız...

Eğitimin, öğretimin, bilimin, üretimin, insani değerlerin, dini, dili, ırkı, miladı yoktur.

Kuşaktan kuşağa aktarılır, birileri bulur, diğerleri kullanır. Geliştirilen bir aşı, sadece onu bulan uluslara değil, tüm dünyaya şifa olur. Bu, dün böyleydi, bugün de böyle.

Kafanızı kaldırın bir bakın, elimizdeki telefondan kullandığımız arabaya, MR’dan ilaçlara, uydulardan dünyada en çok izlenen filmlerden, dinlenen parçalardan, okunan kitaplardan, en pahalı tablolardan kaçı bizim ya da sadece tek bir ulusa ait?

İşte bu yüzden, dünyada üretilen her şeyi insanlığın ortak paydası olarak görmek gerekir. Bunu biz de yapabilirdik, başkaları da yapmış olabilir. Ama çok daha önemlisi, o icadın bulunmuş ve insanoğlunun hayrına sunulmuş olmasıdır.

Yüzyıllar boyunca, başta veba olmak üzere, çocuk, kadın erkek, genç yaşlı demeden milyonlarca insanı alıp götürürken, dinine, diline, ırkına, milliyetine, yaşadığı coğrafyaya bakmadı. Hangi ulus, hangisinin devamı diye sorgulamadı...

Ortak miras

Eğitim ve bilim insanlığın ortak mirasıdır.

Onu, yücelterek, daha ileri götüren de olur, her şeyin müsebbibi olarak görüp engelleyen de.

Bu konuda önemli olan, taş taş üstüne koymaktır.

İşte bu noktada, eğer ille de bir sorgulama yapacaksak, dünya bilimine katkı sıralamasında neredeyiz, dünya biliminin ne kadarını hangi ülkeler üretiyor, Nobel ödüllerini kim alıyor, katma değeri yüksek ürünleri, en çok kimler üretiyor, onlara bakalım.

Yüzyılın, bin yılın ya da son 15 bin yılın en büyük icatları neler ve bunlardan ne kadarı, hangi coğrafyada gerçekleşti onu inceleyelim. Eminiz ki hepimize önemli ipuçları verecektir!..

Latin harfleri!

Eski Türkçe’den Latin harflerine geçiş son günlerin konusu değil. Onlarca yıldır tartışılıyor. Tartışılmaya da devam edecek.

Bu noktada kimin haklı, kimin haksız olduğuna değil, bize ne kazandırdığı ya da ne kaybettirdiğine bakmalıyız.

Latin harflerine geçilmeden önce okuma yazma oranları neydi, basılı kitap sayısı kaçtı, okullaşma oranı ülke geneline bakıldığında ne kadar yaygındı, sonrasında ne oldu?

Ülkelerde, imparatorluklar da tıpkı insanlar gibi. Doğuyor, büyüyor, dünyanın dört bir yanına nam salıyor ve daha sonra, çeşitli nedenlerle ya yok olup gidiyorlar ya da bizim gibi her defasında, küllerinden yeniden doğuyor ve yine şaha kalkıyorlar...

Osmanlı ile övünmek için binlerce nedenimiz var ve bana göre en önemlisi, Türkiye Cumhuriyeti’ni Osmanlı’nın paşalarının kurmuş olmasıdır. Yine aynı şekilde eleştirmek için de binlerce neden bulunabilir, bunlardan en önemlisi de son yüz yıllarda eğitimi, bilimi ihmal etmesidir...

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları sadece Osmanlı’nın değil, daha önceki tüm Türk devletleri gibi bu topraklarda yeşeren tüm medeniyetlerden ve dünyanın geldiği noktadan da dersler çıkartarak, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdular. Kendilerini bir kez daha minnetle anıyoruz...

Özetin özeti: Düne değil, geleceğe odaklanalım!..