Eğitimde değişim mümkün mü?

Eklenme Tarihi11.12.2016 - 2:30-Güncellenme Tarihi11.12.2016 - 2:51
MEF Üniver- sitesi’nin dün başlayan ve bugün de devam edecek olan Eğitimde Değişim Konferansları’nda işte bu sorunun cevabı aranıyor.
Çok sayıda panel vardı ve hepsine de eğitim camiasının önemli isimler katıldı.

Açılış panelini Genç Bakış formatında İlber Hoca ve öğrencilerle birlikte biz yaptık.
Ardında Ali Nesin, Mustafa Özcan, Ziya Selçuk ve Erhan Erkut’un konuşmacı olduğu paneli izledik. 
Öğlenden sonraki oturumlarda da eğitimde değişim mümkün mü, olursa nasıl olur, çok daha önemlisi bu değişimi kimin gerçekleştireceği konuşuldu. 
Bugün de konuşulmaya devam edilecek.
Eğitim nedir?
İlber Ortaylı’ya göre ülkemizde pek çok şey yok ama eğitim hiç yok! 
Tarihsel boyutta baktığınızda eğitimi eğitim yapan üç temel unsur var. 
Sanat, Felsefe ve Matematik. 
Sanat ve Felsefe’nin esamesi okunmuyor, bu derslerde bile Matematik testleri çözülüyor diyecek olduk, Ali Nesin itiraz etti, Matematik mi kaldı ki dedi.
Her biri günlerce tartışılacak konu başlıkları ve her biri saatlerce konuşsa hâlâ yine de söyleyecek sözü olanlar vardı.
En sevindirici tablo ise hafta sonu olmasına rağmen bin kişilik salonun, Türkiye’nin dört bir yanından gelen eğitimcilerle tıklım tıklım dolu olmasıydı.
Her şey bir yana, işte bu tablo, eğitimcilerin Türkiye’nin geleceğine sahip çıkma sevdasının en önemli göstergesiydi…
İhanet içindeyiz!
Konferansta öne çıkan satır başları şöyle: 
Eğitim değişimdir. Değişime karşı çıkmak, yok olmaktır.
Eğitime ve bilime önem veren ülkeler ayakta kaldı, ciddiye almayanlar yok olup gitti.
Ezbersiz eğitim olmaz!
Kız öğrenciler eğitimdeki değişime daha duyarlı.
Eğitim, insanların içindeki erdemi açığa çıkartmaktır.
Eğitim konusunda hiçbir donanımı olmayan kişiler, benim çocuğumun geleceğine nasıl karar verir!
Eğitimin nasıl olacağına Ankara’da kapalı kapılar arkasında karar verilemez!
Öğretmenler çocuğa karşı ihanet içinde çünkü doğru olduğuna inanmadıkları bir eğitimi veriyorlar!
Her çocuk farklı diyoruz ama aynı eğitimi dayatıyoruz!
Eğitim, rövanşı olmayan bir maçtır! Tekrarı yok, bu yüzden çok önemlidir.
Nerede merkeziyetçi, nerede bireysel olacağımızı bilemiyoruz!
Özgür düşünce!
İyi, erdemli, sanattan, spordan, bilimden anlayan çocuğu kim yetiştirecek?
Anne babaların eğitim düzeyi ortada, öğretmenler de onlardan farklı değil. Alan bilgisi sınavında dökülüyorlar.
Öğretmenler, bilmediği matematiği, fiziği nasıl öğretecek? Tek şansımız iyi öğretmenler.
Bir baba aradı, “Bizim 15 yılda yapamadığımızı, siz 15 günde nasıl başardınız?” dedi. Cevabımız, “Biz Matematik Köyü’nde çocukları özgür bırakıyoruz” oldu.
MEB’den izin almadan iş yaptığımız için yaptıklarımız beğeniliyor.
Çocuklar anı yaşar bu yüzden 30 yıl sonrası için program yapıp, ona göre çocuk yetiştirmezsiniz!
Çocuklar kimin?
Batılı eğitim sistemleriyle anlayış farkımız var. Onlar temel eğitimde doktoraya çok önem veriyor, bizde ise tam tersi.
Eğitim de dahil her şey ihtiyaç olduğunda alınmalı ama biz çoğu zaman, hiç işimize yaramasa da güzel diye alıyoruz.
İnsanoğlu her şeyi öğrenebilir?
Çocuk kimin? Anne babanın mı yoksa devletin mi? Çocuklar üzerinde en büyük hak kimin?
Her öğrenmen mutlaka tezli yüksek lisans yapmalı!
Öğretmenlik eğitiminin uygulaması okullarda olmalı!
Çocuklar internette öğreneceği bilgiyi sınıfta öğrenmek istemiyor!
Pedagojik formasyonla öğretmen olunmaz! İki yıl okulda bizzat çalışıp, sonra da tez yazarak öğretmen olmalı.
Öğretmenler kendilerini yeterince yenilemiyor. Peki, bu konuda teşvik ediyor muyuz? Hayır. 
Ancak özgür öğretmen kendisini geliştir ve öğretmenler özgür değil!
Her şeyi bilmediğini bilmek de eğitimdir!
Liyakat çok önemli ama bizde dikkate alan yok!..
İyi öğretmen yetiştirilmesi kimin umurunda? Öğretmen adaylarının mı, üniversitelerin mi yoksa devletin mi ya da hiçbirinin mi?
Okul öncesi eğitim almadım, ortaokulda berbat bir öğrenciydim ve lisede iki yıl sınıfta kaldım. Şimdi profesörüm ve karşınızdayım!
En iyi okul ve en iyi öğretmen, çocuğa en az zarar verendir.
Özetin özeti: Eğitimin ciddiye alındığını görmek çok güzeldi...