Eğitimin 2017 Karnesi

Eklenme Tarihi24.12.2017 - 0:05-Güncellenme Tarihi24.12.2017 - 0:05

2017 pek çok açıdan zor bir yıldı. Eğitimde de durum farklı olmadı. Derin hasarlar yarattı.

Özellikle de lise ve üniversite giriş sınavlarında yaşanan değişim süreci, hâlâ tamamlana- bilmiş değil. Yeni ÖSYM Başkanı’nın kuruma ve sisteme alışması, umarız uzun sürmez! Yoksa zaten her türlü macerayı içinde barındıran ÖSYM sınavları, yeni oluşumlara yelken açabilir...

MEB’de de durum farklı değil. Sürekli bir yaz-boz durumu var ama MEB, bu yaşanan sürecin bir yaz-boz değil, gelişim olduğu görüşünde.

YÖK’e gelince! İki arada bir derede kalmış durumda. Siyaset, üniversiteler, kalite ve öğrenciler arasında, öylesine sıkıştı ki, günü kurtarmanın ötesine geçip, geleceğe yön verme sorumluluğunu yeterince yerine getirdiğini söylemek abartılı olur!..

Ama her şeye rağmen 2018’e umutlu giriyoruz. Çünkü buna bir anlamda zorunluyuz...

Sınav hazırlıkları?

Lise ve üniversiteye giriş sınavlarıyla ilgili olarak hâlâ netlik kazanmayan pek çok soru var. Ama bir yandan da süreç devam ediyor ve sınavlara kalan gün sayısı, her geçen gün azalıyor.

Belirsizlikler, adayların motivasyonunu alt üst etti ve bu durum çok büyük riskleri beraberinde getirdi!..

Ama her şeye rağmen, açıkta kalırım diye endişe duymayın, çünkü lise ve üniversitelere giriş, yeni yılda, her zamankinden çok daha kolay olacak!..

Öğretim Üyesi Yetiştirme

Hemen her köşe başına bir üniversite açıldı. Özellikle de İstanbul’a. Peki ya öğretim üyesi?

Vakıflar, hâlâ devlet üniversitelerinin içini boşaltma ve emekli öğretim üyelerini sömürmenin ötesine geçip, kendi hocalarını yetiştirmeye başlamadı!

İlk ve orta dereceli okullarda öğretmen ne kadar önemli ise üniversitelerde de öğretim üyesi bir o kadar önemli.

Çünkü eğitimin de geleceğin de mimarı onlar.

Peki, bir öğretmen ya da öğretim üyesi yetiştirme konusunda ciddi bir ülke politikamız var mı?

Evet demek abes olur!

Devlet hadi bir yana, hızla büyüyen özel okul ve vakıf üniversitelerine ne demeli!

Bu konuda tam anlamıyla sınıfta kaldılar.

Birkaç özel okul ve birkaç vakıf üniversitesi dışında, öğretmen ve öğretim üyesi yetiştirmeyi ve bu konuda yatırım yapmayı göze alan yok gibi.

Oysa var oluşlarının en önemli nedeni o. İyi öğretim kadrosu olmadan, iyi eğitim yapmaları mümkün değil.

Umarız geç olmadan bunu anlarlar.

Çünkü sektör sürekli büyüyor ve donanımlı kadrolar, artık eskisi kadar yok. Yani deniz bitti ama onlar hâlâ bunun farkında değiller.

Tek hedefleri var, hep daha fazla büyümek, ama asıl önemli olan, sağlıklı büyümek!.

Devlet ÖYP konusunda sınıfta kaldı.

Binlerce yetişmiş kadroyu kapı önüne bıraktı ve hâlâ bir çözüm üretemiyor.

İçlerinde, sorunlu olanlar varsa, bir an önce ayıklayın ama diğerlerini, bu kutsal mesleğe küstürmeyin!.

MEB ve YÖK, ayrıca, özel ve vakıf üniversitelerine de bu konuda sorumluluklar getirmelidir.

Onlar da mutlaka öğretim kadrosu yetiştirmeli ve devletten transfer ettikleri her hoca için oluşturulacak bir öğretim üyesi yetiştirme fonuna katkıda bulunmalıdır.

Yoksa bu böyle gitmez!..

Özetin özeti: Yeni yılda yapacak çok iş var...