El yordamıyla bilim toplumu olunmaz!

Eklenme Tarihi24.02.2018 - 0:51-Güncellenme Tarihi24.02.2018 - 0:51

Her şeyin “milli”sini yapmak için samimi bir çaba içerisindeyiz.

Keşke yapabilsek.

Yapmalıyız da!

Ama önce, bunun için hayal kurmak gerekir.

Kuruyoruz.

Sonra irade gerekir.

O da en yüksek makam tarafından sıkça dile getiriliyor.

Ancak asıl önemli olan, uygulama. Yani eğitim ve Ar-Ge sürecimiz!

Peki, bu konuda başarılı mıyız?

Evet demek mümkün değil.

YÖK’ün başına Yekta Saraç, ÖSYM’nin başına Mahmut Özer, TÜBİTAK’ın başına da Hasan Mandal getirildi.

Peki, bu kadarı yeterli mi?

Kesinlikle hayır!

Kurumları önce hurafecilerden ve iki adım ötesini göremeyenlerden kurtarmak gerekir ki hayaller gerçeğe dönüşsün!..

Dünden bugüne, öyle YÖK, TÜBİTAK, ÖSYM ve Talim Terbiye Kurulu başkanları geldi ki evlere şenlik!

Onlarla, bırakın bilim toplumu olmayı ve milli ürünler üretmeyi, olanı da yok ederiz.

Ettik de zaten!

İşte bu yüzden, bu konuda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’dan tam yetki alan yeni başkanların artık hiçbir mazeretleri olamaz, olmamalı da!

Çağı yakalamak ve hemen her alanda akılla, bilimle yoğrulmuş, milli ürünler üretmek zorundayız!..

Kafalar değişmeli!

Eski YÖK, eski TÜBİTAK ve eski ÖSYM, esen rüzgâra göre, gözü kapalı yol almaya çalışıyordu.

Bu yüzden sadece kendilerinin değil, gençlerimizin ve ülkemizin hayallerini, geleceklerini yok ettiler!

Bu konuda birbirinden çarpıcı yüzlerce örnek sayabilirim ama Şükran’ın hikâyesi, herkes için bir milat olabilir:

“Biyomühendislik bölümünden 2015’te mezun oldum. M. Üniversitesi Biyoteknoloji anabilim dalında yüksek lisans yapmaktayım.

Biyomühendislik’e çok severek ve gerçek anlamda, ülkeme, bilim alanında bir şeyler katacağımı düşünerek girdim.

Okuduğum süre boyunca bölümümü bırakmamı söyleyen çok kişi oldu.

Türkiye’de değer verilmeyeceğini söylüyorlardı. Ama ben bölümümü çok seviyordum ve bırakmadım.

Çünkü Biyomühen- dislik, değişen dünyamızda, insanların, hayvanların ve bitkilerin, teknolojiyle buluşabilmesi için aracılık etmektedir.

Mezun olduğum ilk yıl, gerçekten de bölümümle ilgili çok fazla negatif düşünceler olduğunu fark ettim. Bölümüme değer veren hiçbir firma bulamadım.

Ben de özellikle ailem M’de olduğu için ve yurt probleminin olmayacağını düşünerek, Biyomühendislik gibi multi disipliner olan Biyoteknoloji bölümüne yüksek lisans başvurusunda bulundum ve kabul edildim.

Yüksek lisansın tez aşamasındayım ve bittikten sonra doktora yapmak istiyorum. Fakat kadro açılmadığı ve burs çıkmadığı için maddi destek olmadığından, bu planımı üzülerek ikinci aşamaya attım.

Ülkemizde Biyomühendislik mesleğine değer veren kuruluşların artması birçok mezuna istihdam sağlayacaktır.

Sizden ricam, yetkili makamlara, güçlü iş adamlarına sesimi duyurmanızdır.

Biyomühendislik çok değerli bir bölümdür ve eğer Türkiye’de bu bölüme değer verilirse bilimde ilerleme sağlayabiliriz ve dışa bağımlı olduğumuz birçok endüstriyel ürünün milli üretimini gerçekleştirebiliriz...”

Açanlar nerede?

Biyoteknoloji sadece birkaç üniversitede olsa, hadi bu kadarı olur diyeceğiz ama Yıldız Teknik, Marmara, Ege, İTÜ, Fırat, Celâl Bayar, Yakın Doğu, Adana Bilim ve Teknoloji, Karamanoğlu Mehmetbey, Üsküdar, Gaziosmanpaşa ve Kırıkkale üniversitelerinde var ve bu üniversitelerin birçoğunda doktora eğitimi de veriliyor!

Gıda, tarım, sağlık ve ilaç sektöründe, hastane ve kliniklerde, hıfzısıhha, genetik tanı ve tedavi merkezlerinde, aşı üretim tesislerinde geniş bir istihdam yelpazesine sahip. Öyle düşünüldü ki açıldı ama akıl, bilim ve milli ürün kimin umurunda ki!..

Özetin özeti: Hayallerin gerçeğe dönüşmesini istiyorsak, hayallerimize sahip çıkmalıyız!..