Girişimcilik mi önemli yoksa üretkenlik mi?

Yurtdışı üniversiteleri ziyaret ettiğimizde size hemen aldıkları projeleri, patentleri, ödülleri ve bütçeye katkılarını anlatırlar...
İddialı üniversiteler, çok iyi bilirler ki ekonomik özerklik olmadan, akademik özerklik ve bilimsel üretkenlik olmuyor. Bu yüzden, üretkenliğe çok önem verirler.
Hocaların sözleşmeli olması da bu yüzden. Ürettikleri sürece baş tacı edilir, kazançtan pay verilir ama üniversiteye katkıları azaldığında da ilişkileri fena halde bozulur.
Çok gaddarca bir sistem olarak gözükse de gerekçelerini dinlediğinizde, bazen hak vermeden de edemiyorsunuz.
Peki bu sistem bizde ne kadar geçerli?
Örneğin ekonomik bağımsızlıkları var mı?
Evet demek çok zor.
Dünya sıralamasındaki üniversitelerin önemli bir bölümünde mali yapı, üçlü bir sacayağı üzerine oturuyor.
Üçte birini devlet ya da vakıf, üçte birini öğrenci, üçte birini de mezunlarının katkısı ya da ürettikleriyle üniversite kendisi üretiyor.
Bizde ise mali yapı genelde tek ayaklı. Ya devlet veriyor ya da vakıf. Birçoğunda da öğrenciler. Mezun desteği ise yok gibi. Bilimsel üretkenlik, patent ve proje gelirleri ise yeni yeni telaffuz edilmeye başladı.
Siz öyle, falanca konularda dünya birincisi olduk ya da en iyiler arasındayız söylemlerine bakmayın.
Kim ne yapıyor, ne kazanıyor, açıklasınlar öğrenelim.
Döner sermayelerinin, hastane gelirleri dışında, başka hangi alanlarda gelir kalemleri var söylesinler gurur duyalım.
Ama 10 yıl sonrasında, eğer bir yol kazası olmazsa, iyi niyetler suistimal edilmezse, YÖK ve benzeri kurumlar ayak bağı olmazsa, teknoparklardan önemli geri dönüşler sağlanabilir.
Ve sadece kendilerini değil, ülkemizi de kurtarırlar.
O günleri sabırla bekliyoruz...

Yetenekler keşfediliyor
Anabilim Eğitim Kurumları bünyesinde kurulan Anabilim Kariyer Akademisi, çocuklara yeteneklerini keşfetme, kariyerlerini yönetme fırsatı sunuyor. Marmara Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi, Türk Beyin Takımı, Mad Science ve Intelligent Mental Aritmetik ile ortak çalışmalar yapan akademi, çocukların yanı sıra velilere yönelik de programlar açıyor. Bilim, mantıksal yetenekler, sözel yetenekler, anaokulları, kişisel ve sosyal yetenekler, müzikal ve sahne sanatları ana başlıklarında eğitimler verilen akademide Yoga Destekli Piyano, Yaratıcı Drama Temelli Kişisel Gelişim, Mental Aritmetik, Minik Mucitler programları yer alıyor.

Üniversiteler, Teknoloji Günleri’nde buluştu
Veri depolama ve yönetimi alanında faaliyet gösteren NetApp, 37 üniversitenin BT yetkililerini Antalya’da bir araya getirdi. İnfoTürk’ün destek verdiği ve bu yıl ikincisi düzenlenen Teknoloji Günleri’nde teknoloji şirketleri de yer aldı. Üniversitelerin verilerini nasıl depoladığına ve yönettiğine, bu alanda gelecekte neler olacağına dair konuların üzerinde durulduğu etkinlikte konuşan NetApp Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı, son yıllarda üniversitelerin veri depolamaya ciddi yatırım yaptığını kaydetti. Bu durumun tüm üniversiteler için geçerli olduğunu dile getiren Yumrukçallı, öğrenci ve akademisyen sayısı fazla olan üniversitelerin daha çok yatırım yaptığını söyledi. Çeşitli Ar-Ge çalışmaları, veri üzerinde analiz yapan üniversitelerin veri depolamaya daha fazla önem verdiğini ifade eden Yumrukçallı, bu konuda Anadolu’daki devlet üniversitelerinin dikkat çektiğini belirtti.

DAÜ’lü öğrencinin tasarımı ilk 50 arasında
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi, Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Omid Kalantar, 2013 Avustralya Poster Bienali’nde finalist oldu. UNICEF’in destek verdiği bienalin bu yılki teması sosyal bir duyarlılık kousu olan “Annenin Yaşamı Değerlidir” olarak belirlendi. Yerkürenin her yanına katılım çağrısında bulunulan bienal manifestosunda tasarımcılardan anne ve annelik kavramını diledikleri açıdan ele alarak posterler tasarlamaları istendi. 50 ülkeden katılan poster tasarımları arasından seçilen Omid Kalantar’ın “Annenin Kozası” isimli tasarımı, 2 Mayıs’ta Melbourne’de bienal açılış sergisinde yerini alacak.