Hâkim Baba, yazbozcu MEB’i KDK’ya şikâyet etti

Eklenme Tarihi09.03.2018 - 0:54-Güncellenme Tarihi09.03.2018 - 0:54

Ateş düştüğü yeri yakar.

Velinin de şucusu bucusu olmaz!

Anne anne, baba da işi, gücü, mesleği ne olursa olsun, babadır.

MEB’in keyfiliğinin önüne hiç kimse geçemiyor.

Başbakan Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da eğitimdeki gidişattan dün olduğu gibi bugün de hiç memnun değil.

İşte böyle bir ortamda, hiçbirimiz MEB’e laf, söz anlatamazken, Hâkim Taner Erdoğan ve oğlu Oğuz, MEB’i, Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) şikâyetti etti. Hem de adalet terazisinin hakkaniyeti ölçüsünde, delillerle dolu bir dosyayla!..

Aslında MEB’i MEB’e şikâyet ediyorlar.

MEB Müsteşarı, “Çocuk ve gençlere fazla bilgi vermenin insan hakları ihlali olduğunu söylüyor ama MEB, bunun gereğini yerine getirmiyor” diyerek, çok çarpıcı örnekler sıralıyor. Amerikalı 11 yaşındaki çocuklar kodlama ve yazılım öğrenerek milyoner olurken, bizim çocukların ezber, ödev ve sınav yükü altında ezildiklerine dikkat çekiyorlar.

Eğitimin amacı ne?

5. sınıf öğrencisi Oğuz’un, hâkim babasının manevi desteğiyle kaleme aldığı şikâyet dilekçesi, “Şu an 5. sınıfa gitmekteyim. 4. sınıfa gelinceye kadar, okumaktan, öğrenmekten, öğrendiklerimi bir proje haline getirmekten büyük mutluluk duyan, okula koşa koşa giden, öğrenmeye, araştırma meraklı bir öğrenciydim. Ta ki... 4. sınıfa geçen kadar!” diye başlıyor ve devam ediyor.

Şikâyetin ana konusu:

“MEB ve Talim Terbiye Kurulu tarafından, ayrı ayrı alınan karar doğrultusunda, yürürlükte olan 6. sınıf müfredatının acil olarak değiştirilmesi.”

Peki, bu konuda neden bu kadar ısrarcılar, işte gerekçeleri:

“- Milli Eğitim müfredatı ‘sadece ve sadece ezberlemeye yönelik’ işlevi nedeniyle, ezberden öte gidemeyen bir içeriğe sahiptir!

- Bu durumun, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesindeki ‘çocuğun yararı’, 6 ve 29. maddelerindeki ‘özgür düşünceyi sağlama’ ve TC Anayasası’nın 42. maddesindeki ‘eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılmama’ düzenlemelerine aykırılığının tespit edilerek, idareye şu önerilerde bulunulmasını istiyor.

- Sadece ezbere vakit bırakan yoğunluğun ciddi oranda azaltılması,

- Bu yoğunluk azaltılırken, geriye kalan eğitimin, ‘bilgi verme-sonuç çıkarma, proje üretme, çözüm bulma, bilgiyi inşa etme’ye yönelik olması için bu müfredatın ‘Amaç’ ve ‘sınıfsal kazanım ve açıklamalar’ bölümünün tamamen yeni baştan yazılması,

- Yeni müfredata uygun kitap yazma ilkelerinin belirlenmesi, belirlenirken de ayrıntılara önem verilmesi...”

Bilimsel kanıt!

Baba oğul, görüşlerini desteklemek için de “Türkiye, PISA’da 72 ülke içinde Fen’de 52’nci, Matematik’te 49’uncu, öğrenci refahı araştırmasında en mutsuz öğrenciler bizde, işbirliğine dayalı problem çözme becerisinde 35 OECD ülkesi arasında sonuncu, UNICEF’in 2017                             raporunda eğitim kalitesi kategorisinde de yine son sırada yer aldı” hatırlatmasını yaptıktan sonra “İngilizcemiz herhangi bir 3. dünya ülkesinin garsonundan nasıl daha kötü” olabilir sorusuna cevap arıyor...

Matematik’teki uygulama hatasının nelere mal olacağına ise hukukla ilişkilendirip vahim bir örnekle dikkat çekiyor:

Bu ezbere matematik eğitimine ilişkin somut olguların gerçek hayata yansıması ise bilgi işlemeyi bilmediği için aldığı matematik eğitimini hiçbir şekilde kullanmayıp, tanıkların-sanıkların şikâyetçilerin beyanlarının, bir kısmını doğru kümesinde, bir kısmının yanlış kümesinde, bir kısmının yalan kümesinde, bir kısmının da diğer delillerle uyuşmayan kümesinde kaldığını bilmeyen hâkimlerimiz olacak! 1-5 yıl süreç geçiren dosyayı, telefonda tanıdığı bir hukukçuya anlatabildiğini zannedip, o hukukçunun da dosyanın tamamını anladığını zannedip sonuca yönelik verdiği akla göre dosyayı karara bağlayan ‘telefon hâkimleri’ olacak...”

Özetin özeti: Dünyanın neresinde olursanız olun, başta matematik olmak üzere her dersin evrensel bir hedefi var ve hiçbirini dikkate almadığımız için maalesef bugün bu noktadayız. Ve bu isyan, sadece Oğuz ve hâkim babasının değil, tüm velilerin ve devlet adamlarının isyanıdır!.