Hukuk, mutluluk, Cerrahpaşa?..

Eklenme Tarihi29.03.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi29.03.2019 - 8:15

Ülke olarak seçimlere kilitlendik ama bir yandan da hayat devam ediyor. Önemli kararlar alınıyor, büyük sevinçler yaşanıyor, mutluluklar, mutsuzluklar yaşanıyor...

Hukuk fakültelerine baraj konusu, yıllardır konuşuluyor ama arkası gelmiyordu.

Görünen o ki, artık finale gelindi.

Bu konuyu, geçenlerde YÖK’ten dinlemiştim, şimdi de TBB Başkanı Metin Feyzioğlu dile getirdi.

Ayrıntıları, önümüzdeki ay, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün açıklaması bekleniyor...

YÖK söylemleri ile Feyzioğlu’nun söylemleri birbiriyle örtüşüyor.

Daha da önemlisi YÖK, Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı belki de ilk kez böylesine önemli bir konuda, ortak görüşü paylaşıyor, ortak heyecan duyuyor.

Peki, artıları, eksileri ne olur?

Mesleki erozyonu önleyecek ve kalite getirecektir. Bu kesin.

Öğrenciler açısından baktığınızda sıkıntı yaratabilir!

Neden? Çünkü hukuk eğitimi adeta dibe vurdu. Devam zorunluluğu ortadan kalktı, bazı hukuk fakültelerinde neredeyse dekan atayacak hukukçu öğretim üyesi kalmadı, daha da vahimi, kontenjanlar, ülke ihtiyaçlarının çok ötesinde şişirildi!..

Kolay giriliyor, kolay mezun olunuyordu...

Yani sınavın bir amacı kaliteyi ve etik değerleri öne çıkarmaksa, sanki bir diğer amacı eleme olacak.

Bir anlamda, ne kadar hakim, savcı, noter ya da avukata ihtiyaç varsa o kadarının önü açılacak!

Bu durum, Batılı ülkelerin tamamında böyle. Hukuk fakültesini her bitiren, bizdeki gibi pat diye avukat, hakim, savcı, noter olamıyor.

Paris ya da New York Baro sınavları, hukuk fakültesi bitirmekten daha güç diyenler var.

Hazır yeri gelmişken sormak gerek, avukatlar için de benzer bir sınav düşünülüyor mu?

Düşünülüyorsa, halen bu görevi sürdüren avukatlar da bu sınava girecek mi?

Benzeri bir uygulama, mühendisler için düşünülmüş ama eski mühendislerin de sınava girmeleri konuşulmaya başlanınca vazgeçilmişti.

Umarız yine öyle olmaz.

Tabii aynı şekilde, mevcut hakim, savcı ve noterler, bu sınava neden girmiyor diyenler de olacaktır...

Görünen o ki, hukuk devleti olma yönünde ciddi bir adım atılıyor. Darısı diğer alanlara...

79. sıradaymışız!

BM Dünya Mutluluk Raporu’na göre, 156 ülke arasında 79. sıradaymışız.

İyi mi, kötü mü?

Daha iyi bir yerde olabilirdik ama çok daha aşağılarda da olabilirdik!

Peki, en tepedeki o mutlu ülkelerde yaşamak ister miydik?..

Mutlu olmak, öylesine göreceli bir kavram ki ülkeden ülkeye, kişiden kişiye değişebilir.

Kimi karnı doyduğu için mutludur, kimi de yeni bir araba alamadığı için mutsuzdur.

Kimi okula gidebildiği için mutludur, kimi de internet yavaş diye mutsuzdur.

Kimi çalışacak bir işi var diye mutludur, kimi de yurt dışına tatile gidemediği için mutsuzdur!..

Peki, en mutlu ülkeler hangileri?

İşte size karışık bir sıralama:

1. Finlandiya, 2. Danimarka, 3. Norveç, 4. İzlanda, 5. Hollanda, 6. İsviçre, 7. İsveç, 8. Yeni Zelanda, 9. Kanada, 10. Avusturya, 15. İngiltere, 17. Almanya, 19. ABD, 24. Fransa, 36. İtalya, 58. Japonya, 79. Türkiye…

Sizleri bilmem ama ben ilk 10’a giren ülkelerde yaşamak ister miydim, bilemedim.

Hemen hemen hepsini gördüm, tamam, taşların yerli yerine oturduğu önemli ülkeler ama yine de on defa düşünürdüm…

Neden mi?

Burada bizi mutlu edecek çok daha fazla ayrıntı var.

Hemen her gün bin defa eleştirdiğimiz İstanbul trafiğini bile gün geliyor özlüyoruz…

Mutluluk arayışında, öncelikler çok önemli.

Ve bu da kişiden kişiye değişir. Başkaları için çok önemsiz olan bir ayrıntı, sizi mutlu etmeye yeter de artar.

Bu yüzden, sizi mutsuz eden ayrıntılara değil de sizi mutlu eden detayları yakalamaya çalışın. Mini minnacık güzelliklerle mutlu olun, yoksa size dünyaları verseler de mutsuz olmaya devam edersiniz.

Mutsuzluğa pirim verme konusunda çok cömertiz. Ama söz konusu mutluluk ya da sevinç olduğunda fazlasıyla ketumuz. lke olarak, bazen hiç olmadık kadar mutlu, bazen de hiç olmadık kadar mutsuzuz.

Hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da bir uçtan öteki uca gitmeye bayılıyoruz.

Ve bu da bizi fazlasıyla yormaya yetiyor da artıyor!..

Güven erozyonu

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sait Gönen, “Öğrencilerimiz 6 yıllık eğitimin sonunda girdikleri TUS’ta, tüm Cerrahpaşa camiasına büyük bir gurur yaşattılar. Hepsini kutluyoruz. Türkiye 1., 2., 3., 4. ve 8.’si bizim öğrencilerimiz arasından çıktı. Bu olağanüstü bir başarı ve çıtayı çok yükseklere taşıdılar. Bugüne kadar kırılmamış bir rekora imza attılar” dedi. Alkışlanacağına, öküzün altında buzağı arandı!..

Özetin özeti: Yorulduk artık!..