İlk bir haftanın bilançosu, Açıköğretim, Temel Liseler, Nakiller ve Logolu Gıdalar

Okullar açıldı açılacak derken, ilk bir haftayı öyle ya da böyle geride bıraktık.

Sorunlar bitecek gibi değil. İkili öğretim, kalabalık sınıflar, pahalı yardımcı ders kitapları, yemek, servis, kıyafet, okula geliş gidiş saatleri derken şimdi bir de aradığını bulamamanın yarattığı huzursuzluk yaşanıyor...

Öğrenciler abur cuburdan kurtulacak diye sevinmiştik ama görünen o ki çok hazırlıksız dayatmayla karşı karşıya kalındı ve uygulama bir yıl ertelendi. Umarız yeni tebliğde her şey çok daha ayrıntılı düşünülür...

Diğer sorunlardan pek çoğu öyle ya da böyle bir şekilde aşılır ama eğer öğrenci okul, öğretmen ve sınıftan memnun değilse, bu öğretim yılı zor biter. Bu yüzden, çok katı olmamak gerekir...

İşte bu konuda gelen yüzlerce şikâyetten sadece biri:
“Oğlum, bu sene ilkokula başladı fakat biz bulunduğu sınıftan ve öğretmenden hiç memnun değiliz. Müdür yardımcısı ve müdürle konuştuk, değişim için olumsuz dediler, bunun yasal bir dayanağı var mıdır? 4 sene bu şekilde hayat geçmeyecek. Nasıl bir yol izlemem gerekiyor?”

Daha dün bir, bugün iki, bu şikâyet de neyin nesi demeyin ne olur.

İlk günler, ilk aylar çok önemli.


Öğrenci bu dönemde okulu, öğretmeni ve arkadaşlarını ya sever ya da nefret eder.

Severse okul onun için bir cennet, sevmese de bir cehenneme dönüşür. Bir daha da asla sevmez. İşte bu yüzden, önümüzdeki birkaç hafta hemen her konuda çok daha toleranslı olmak zorundayız...

Bu, elbette, veli ve öğrencilere istedikleri her konuda taviz vermek anlamına gelmemeli. Ardı arkası kesilmeyen şımarıklıklara prim verilmemeli. AncaK her şey öğrenciler içinse onları kazanmak da boynumuzun borcu olmalı...

Sadece ilkokula değil, ortaokul, lise, üniversiteye yeni başlangıçlar da çok kolay değil. Yeni bir çevre herkesi şaşırtabilir. Yeni arayışlara itebilir.

Bunu bir şımarıklık ya da dayatma olarak görüp, bir gardiyan gibi değil, her çocuğun kazanılması gerektiğine inanan bir eğitimci olarak, pedagojik anlamda değerlendirmeliyiz...
Öğrencilerin mutlu olmadığı bir eğitim sistemi, okul, öğretmen, sınıf, akademik anlamda ne kadar başarılı olursa olsun, gerçek misyonunu yerine getirmiş sayılmaz!..

Öğrenciler ortada kaldı!

Dersha nelerin kapanma sürecinde okula dönüşen Temel Liseler’den kimileri öngörüldüğü gibi kapandı, kimileri de farklı liselere dönüşerek yoluna devam etti. Ama sanki bu konuda ciddi mağduriyetler yaşanıyor!..

Okul kurucuları kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmediğinden, ortada kalan öğrenciler ise okul bulamamaktan yakınıyor!..

Yaşananlar gerçekten de üzücü. Bu şekilde ortada kalan ya da farklı nedenlerle açık liseye yönelen öğrenci sayısı hızla artıyor. Bu da zorunlu eğitim çağındaki çocuklarımızın okuldan kopuşlarını hızlandırıyor.

Zorunlu eğitim çağında olup da açıköğretime yönelen öğrenci sayısının iki milyon civarında olduğu söyleniyor, buna üniversitelerdeki açık ve uzaktan eğitim yapan öğrencileri de eklediğimizde sayı beş milyonu geçiyor.

İyi mi, kötü mü?

Bu konu üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi gerekiyor. Çünkü açık ve uzaktan öğrenim, daha çok, zamanında eğitim olanağından yoksun kalan ya da ileriki yaşlarda kendisini geliştirmek isteyen yetişkinlere yönelik bir sistemken, biz bunu zorunlu eğitim çağına kadar indirdik, o da yetmedi, örgün eğitime alternatif olarak geliştirdik!

Bu da yanlışların ve okuldan kopuşların en önemli nedeni oldu...

Temel liselere gelince: Bu süreç baştan sona yanlış yönetildi, hâlâ değişen bir şey yok.

Okullar açılırken olduğu gibi, kapatılırken de tüm ayrıntılar düşünülmeli ve tek öğrencinin bile ortada kalmaması için gerekli düzenlemeler yapılmalıydı.

Nakillerde puan eşitliğinin istenmesi en doğal olanı, peki o zaman, ekonomik gücü artık bu yükü taşımaya yetmeyen bu öğrenciler ne olacak?

Bu konuda il ya da ilçe milli eğitim müdürleri isteseler de çözüm bulamazlar, bulsalar da yeni haksızlıklara yol açılabilir. Bu yüzden, sadece bu öğrencilere yönelik, hakkaniyetli bir çözüm yolu bulunabilir. Bulunmalıdır da...

Yapılan yanlışların, sistem değişikliklerinin ya da eğitimdeki zikzakların faturası öğrencilere çıkartılmamalı ve teki bile sokakta bırakılmamalıdır…

Özetin özeti: Sorunlar hep olacak, onlarla yaşamayı öğrenmeliyiz ama sorunları halının altına süpürerek değil, çözerek geleceğe emin adımlarla ilerlemeliyiz...