İşsizliğe daha çok kafa yormak gerek

Ülkemizin iki önemli sorunundan biri eğitimse, diğeri de işsizlik. Bunu bilmeyen, dile getirmeyen yok. Ama çözüm konusunda taşın altına elini koyan da yok. Örneğin, üniversiteler, hem geleceğe yönelik yeni bir yapılanmaya gidip hem de mezunlara yönelik farklı açılımlar getiremezler mi?

Mademki, önümüzde 20 yıl içerisinde, bugünkü mesleklerin pek çoğu yok olacak, neden hâlâ o bölümlere öğrenci alınıyor?

Yine aynı şekilde, madem mevcut diplomalarla iş bulmak mümkün değil, ek bir eğitimle, mezunlara yeni çalışma alanları yaratılamaz mı?

İş kapısı olarak, devlet ve özel sektörün dışında yeni arayışlara girmek gerekiyor. Çünkü devlette de özel sektörde de işe alımlar artmıyor, azalıyor.

İşte bu noktada, girişimciliği teşvik ederek, gençlerin kendi işlerini kurmalarına öncü olunamaz mı?..

Güney Kore’de görmüştüm. Neredeyse her mahallede, girişimciliği destekleyen oluşumlar vardı.

Projesi olanlar, farklı sektörlerden temsilcilerin olduğu jürinin önüne çıkıyor ve yapacaklarını anlatıyordu. Desteğe değer görülürse de 3, 6, 9 aylık periyotlar halinde önleri açılıyor ve sağlanan maddi destek artıyordu.

Bu sayede pek çok gencin, kendi işini kurduğu ve çok başarılı olduğu özellikle vurgulanmıştı.

Her ay, bir yenisi gerçekleşen toplantılardan birine ben de katılmıştım. Çok da ilgimi çekmişti.

Bizde de rahatlıkla gerçekleşebilir. Yeter ki istensin…

Geleceğin meslekleri

Üniversitelerimizin yeniden yapılandırılması şart. Hem de hiç vakit geçirmeden.

Bu çerçevede, üniversitelere, mezunlarına sahip çıkma sorumluluğu da getirilmeli ve açacakları her bölümü, alacakları her öğrenciyi, mezuniyet sonrasını da düşünecek şekilde hareket etmeleri sağlanmalıdır.

Batılı üniversitelerin reyting sıralamalarında, en önemli kriterlerden birisi de mezunlarının iş bulma oranları ve aldıkları maaşlardır.

Bizde böyle bir istatistik tutulmadığı için hangi üniversite, diğerlerine göre bir adım daha önde, kesin bir tahminde bulunmak mümkün değil…

Birçok üniversitede açılan mezuniyet sonrası eğitimlere gelince, henüz para kazanmanın ötesine geçebilmiş değiller. Yani açılış amaçları, kursiyerlere yeni bir meslek ve iş kazandırmak değil, para kazanmak. Durum böyle olunca da istihdama bir katkıda bulunduklarını söylemek abartılı olur.

Geleceğin meslekleri neler olacak?

Önce bu konuda araştırma yapıp, ardından da mevcut mezunlar, o alanlara nasıl kaydırılır yönünde bir çalışma yapılsa eminim ki, çok sayıda gencimiz, bir, iki yarıyıllık takviye eğitimin ardından ya kendi işini kurar ya da iş sahibi olabilir.

Bu o kadar zor mu? Kesinlikle hayır! Yüreğinde, mezunlarına, kendisini borçlu hisseden her rektör, her dekan ve her hocanın bunu yapması gerekir…

Aidiyet hissi böyle yaratılır. Öğrencisine ve mezunlarına sahip çıkan üniversiteler kalıcı olur, diğerleri ya yok olup gider ya da dibe vurur.

Üniversite yöneticileri, sadece kendilerini atayan makamlara karşı değil, öğrencilerine, mezunlarına, bulundukları kentlere ve en önemlisi de maaşlarını ödeyen vergi mükelleflerine ve ülkemizin geleceğine karşı da sorumlu olmalılar. Yoksa sıradan olmanın ötesine geçemezler...

Özetin özeti: Daha iyi bir eğitim ve daha çok iş, daha mutlu bir Türkiye demek. Ve bu konuda, herkes taşın altına elini koymak zorunda...