İstanbul’a Çin usulü bir dokunuşun zamanı geldi mi?

Eklenme Tarihi28.12.2017 - 23:49-Güncellenme Tarihi28.12.2017 - 23:49
İstanbul’un nüfusu aldı başını gidiyor ve nerede duracağı hiç belli değil.
Binlerce yıllık tarihe sahip olmasına rağmen, hâlâ bir şantiye alanı gibi ve yaşam kalitesi her geçen gün daha da azalıyor.

Her ne kadar ekonominin başkenti olsa da siyaseten de çok önemli bir kent. İstanbul’u alan, iktidarı da kazanıyor!..
İstanbul, Roma’ya, Bizans’a, Osmanlı’ya ve daha pek çok medeniyete ev sahipliği yaptı ama nüfusu hiçbir zaman bir milyon geçmedi!
Şu andaki nüfusunun ne olduğu konusunda ise sağlıklı bir rakama ulaşmak mümkün değil. 15, 17 milyon diyen de var, 
20 milyonu çoktan aştı 
diyen de!
Yönetilebilir olmaktan çoktan çıktı. Sokağa inip İstanbul’un bir sahibi var mı, diye anket yapın, eminim ki sonuç il ve ilçe belediye başkanlarının hiçbiri için pozitif yönde olmayacaktır!
Bir ara, Tayyip Bey’in belediye başkanlığı döneminde, İstanbul nüfusunun dondurulması gündeme gelmişti ama sonra ne o ne de başkaları bir daha bu projeyi aklının ucundan bile geçirmedi.
İşte tam bu nokta da aşağıdaki habere bir göz atalım:
Nüfusa sınırlama?
Çin’in finans merkezi olan Şanghay’ın nüfusu, 2035 yılı itibarıyla 25 milyonla sınırlanacakmış.
2035 yılı itibarıyla Şanghay’da ikamet eden nüfus 25 milyon civarında kontrol altına alınacak, toplam inşaat alanı da 3.200 kilometrekareyi geçmeyecekmiş.
Gerekçesi, çok önemli! Çevre ve hava kirlenmesinin artık kontrolden çıkması.
Kronik trafik tıkanıklığı, eğitim ve sağlık da dahil kamu hizmetlerinin yetersizliği yani yaşam kalitesinin azalması bu kararın alınmasında önemli rol oynamış!
Çin hükümeti geçen eylülde de Pekin için benzer sınırlar getirmişti.
2014 itibarıyla 21.4 milyonluk bir nüfusa sahip olan Pekin’in nüfusunun 2020’de 23 milyonu aşmayacak şekilde organize edilmesine karar verilmişti!
Bu çerçevede, belirli mahallelerin nüfus yükünü azaltmak da bu proje kapsamındaymış!
Bu amaca ulaşmak için Pekin’deki bazı resmi binalar, kamu şirketleri ve yaşamsal olmayan işlevlere sahip kurumlar başkentin 100 km güneyinde kurulmuş yeni bir kente taşınacakmış...
İş işten geçmeden
İstanbul’un iflas ettiğini bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan da dile getirdi.
Çin benzeri bir kısıtlama için referanduma gidilse, muhtemelen evet oyu çıkabilir.
Peki, bu yasal mı, demokratik mi, etik mi yoksa bir zorunluluk mu?
Nüfus yoğunluğunun başka ülkelerde de yeni kurulan farklı merkezlere taşınması yeni olay değil.
Pek çok ülkede bunun örneklerini görmek mümkün!
Ama biz ne onu yapıyoruz ne de gökdelenlere ve göçün her türlüsüne dur diyoruz!
Özetin özeti: İstanbul’u boğmaya hiç ama hiçbirimizin hakkı yok! Nerede yaşıyor olursak olalım, görevimiz onu öldürmek değil, yaşatmak olmalıdır!..