LGS kâbusu, YÖK-MEB gerginliği ve hukuk fakülteleri

Liselere Giriş Sınavı (LGS) yüzünden bir milyon evde matem havası var. Hem de bayram olmasına karşın. En iyi öğrenciler bile sevinemiyor. 90 sorudan 88-89’unu yapan öğrenciler bile “Ya istediğim okula giremezsem” tedirginliği yaşıyor.

Zirvede böylesine kıyasıya bir yarış yaşanırken, ful çeken öğrenci sayısında rekor beklenirken, orta üstü puan diliminde Matematik şoku yaşanıyor. Çünkü hemen hepsi Matematik’te soruların yarısını bile çözemedi. Oysa okullarının en iyi öğrencileriydi ve deneme sınavlarında çok iyi performans sergiliyorlardı...

LGS şunu bize bir kez daha gösterdi ki MEB ve ÖSYM’nin yaptığı sınavlar, herkes için değil dershane ve özel öğretmen takviyeli öğrenciler için hazırlanıyor.

Ülkemizde standart bir eğitim yok. Eğitim kalitesi açısından okullar arasında derin uçurumlar var. Yine aynı şekilde sınava hazırlanan öğrenciler arasında da inanılmaz bir yarış var. Parası olan her türlü desteği alıyor, olmayan ise okulda öğrendiği bilgilerle yetiniyor. Adil bir sınav olmadığı kesin ama nedense olayın bu yönü Ankara’yı hiç ilgilendirmiyor!..

Fen sorularında ve özellikle boyamayla ilgili olana yönelik çok ciddi itirazlar var.

Ders kitaplarındaki bilgiler çerçevesinde, iki seçeneğin birden doğru olduğu iddia ediliyor.

Hocalar da, veli ve öğrenciler de ikiye bölünmüş durumda. Her iki taraf da kendi seçeneklerinin doğru olduğunu ya da her ikisinin de doğru kabul edilebileceğini iddia ediyor.

MEB’e düşen görev, susmak değil, herkesi tatmin edecek bir açıklama yapması ya da eğer çift seçenek de doğruysa ya her ikisini de doğru kabul etmeli veya soruyu iptal etmeli.

Velilere önerimiz, bayramı dinlenerek geçirmeleri çünkü kayıt maratonu çok daha gergin geçecek.

Yeni sınav sistemi güya başvuruları azaltacak ve herkesin evine en yakın, en iyi okula gitmesine olanak sağlayacaktı. Tam bir hayal kırıklığı yaşandı ve bu durum maalesef MEB’in umurunda bile değil!..

Saraç-Selçuk düellosu

YÖK Başkanı Yekta Saraç ile Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk arasında, uzun süredir, su yüzüne çıkmayan bir gerginlik vardı. Sonunda her ikisi de patladı. Önce Yekta Hoca, yeni lise sistemi üzerinden MEB’e ve Ziya Hoca’ya yüklendi, sonra da Ziya Hoca, “Biz yetkimizin ne olduğunun farkındayız” diyerek YÖK ve Yekta Hoca’ya göndermede bulundu.

Tüm bu tartışmalara son vermesi düşünülen Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu ise sessizliğini koruyor. Bir anlamda onlar da yetkilerinin ne olduğu ve nerede başlayıp nerede bittiği konusunda hâlâ kendilerine bir rol biçebilmiş değiller. Anlayacağınız Ankara’da eğitim kazanı fokur fokur kaynamaya devam ediyor. Daha da vahimi, söndürmek yerine herkes ateşe odun atıyor.

Size göre kim haklı diyorlar? Gün gibi ortada ama bunu açıklamak bize düşmez. Dahası, böyle gerginliklerin kazananı olmaz. Bu yüzden anaokulundan doktoraya, eğitim bir bütün olarak ele alınmadığı sürece, kaybeden hep ülkemiz ve çocuklarımız olacaktır.

Hukuk fakülteleri?

Hukuk fakültelerinde çıta hemen yükselecek ve eğitim süresi bu yıl 5 yıla çıkacak mı?

YÖK ve hükümet, dünden bugüne hep “Maç ortasında kural değişmez” dedi. Başvurular başlayalı çok oldu, sınava da sayılı günler kaldı. Ayrıca, hukuk reformuna yönelik yasal düzenlemeler henüz gerçekleşmedi. Bu yüzden, bir son dakika sürprizi yaşanmamalı. Enine boyuna düşünülüp karar verilmeli.

Barajın yükseltilmesi, kontenjanların azaltılması ve eğitim süresinin 5 yıla çıkması hepsi de doğru kararlar ama zamanlama üzerinde sanki biraz daha düşünmekte yarar var!..

Özetin özeti: Eğitim şipşak kararlarla yönetilemez. Çünkü alınan her karar, sadece çocuklarımızın değil, ülkemizin geleceğini de ilgilendiriyor. Mutlu, sağlıklı, keyifli bayramlar...