Meslek liseleri, nasıl memleket meselesi haline gelebilir?.. (3)

Muvaffak Gözaydın, yaşı 80’in üzerinde olmasına rağmen, tam bir eğitim dostu ve gençlerin öncelikle üniversiteye değil, mesleğe yönlendirilmeleri gerektiği konusunda yıllardır feryat figan ediyor ama maalesef sesini kimselere duyuramıyor!
Bu konudaki görüşlerine geçmeden önce isterseniz gelin parlak kariyerine bir göz atalım:
Ankara Atatürk Lisesi’ni birincilikle, İTÜ Makine Fakültesi’nden de ikincilikle mezun oldu.
DPT’de Demirel ve Özal’la aynı odada çalıştı, onların teşvikiyle devlet bursuyla Amerika’ya gitti.
California Institute of Technology’de (Caltech) bir yıl araştırma görevlisi olarak çalıştı, Stanford Üniversitesi’nden 1964’te MSME, 1965’te MSIE, 1968’de MSEE derecelerinde diploma aldı.
1970’te yurda döndü ve DPT Müsteşarı Özal’la birlikte çalıştı.
Daha sonra özel sektöre geçti ve 1972-1975 arası Koç Holding’de Sanayi Grubu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.
1975-1995 arası daha sonra adı BEKO olarak anılacak olan Bekoteknik TV alıcıları fabrikasını kurdu ve Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür olarak çalıştı.
1995’te emekli olunca Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü oldu ve eğitimle gerçek anlamda işte o zaman tanıştı.
Eğitim ile teknolojinin nasıl iç içe olduğunu gördü ve konuda kafa yormaya başladı.
1999’dan itibaren kendi ölçeğinde, eğitim teknolojisi üzerine kafa yoruyor, muhtelif yorumlarını ABD’de yayımlıyor. Çünkü Türkiye’de ilgileneni olmuyor!
Aralık 2011’den bu yana da dünyanın en iyi üniversitelerinde online ders verme girişimini destekliyor ve onları bizim gençlerin ilgisine sunuyor.
Yani bir anlamda kendisini dijital eğitime adadı. Çünkü geleceğin dijital eğitimde olduğuna ve dünyada yüksek öğretim sorunun online eğitimle çözüleceğine inanıyor...
Neden mesleki eğitim?
Ne zaman mesleki eğitime yönelik yazılar yazsam, Muvaffak Bey’den uzun uzun açıklamalar gelir. Yine öyle oldu.
Çarpıcı anekdotlar var:
“Hem Türkiye’nin hem Amerika’nın en önemli eğitim problemine el atmışsın.
Aynı problem ABD’nin de başında.
Meslek eğitimini en güzel Almanlar yapıyor.
Ve dünyanın bir numarası onlar...
Bütün veliler, yazarlar, çizerler herkes, ‘Çocuklar mutlaka üniversiteye gidin, mezun olunca, daha çok para kazanacaksınız’ diyor.
Fakat tam tersi oluyor.
ABD’de BA (lisans) derecesine sahip 50 milyon insan var. Bunun yarısı yani 25 milyonu halen underemployed yani lise mezunu maaşı alıyorlar.
Sebep, yeteneği olsun olmasın herkes üniversiteye yönlendiriliyor.
Bir de Obama’nın büyük hatası oldu.
25-65 yaş nüfusunun yüzde 60’ı, 2025 yılına kadar mutlaka bir BA derecesine sahip olacak dedi.
Halen yüzde 34.1’i BA derecesine sahip ve bu çok fazla! Buna rağmen hâlâ üstüne gidiyorlar.
Son OECD raporuna göre Almanya’da BA derecesine sahip olan 25-65 yaş nüfusu yüzde 19.5.
Türkiye’de yüzde 21.
Biz de Amerika gibi hâlâ üniversiteye gidin diyoruz.
Bu yüzden, yüzlerce kalitesiz üniversite var ve mezunları işsiz.
Almanya dünyada bir numara ekonomik güç ve Amerika onun gerisinde.
Mesleki eğitimde en büyük görev basına ve medyaya düşüyor.
Bunun propagandasını iyi yapmak lazım.
Amerika basın sayesinde bu hale düştü.
“Üniversiteye gidin” diye diye ve Federal Hükümet de dünya kadar kredi vererek bu hale geldiler.
Üniversite öğrencilerine verilen kredi, Amerika’da 1.2 trilyon doları aştı.
Ayrıca son zamanlarda yerel eyaletler de üniversitelere yardımı çok kıstı.
Aileler artık eskisi gibi çocuklarını üniversiteye gönderemiyor.
Mesleki liselerin yeni bir modele göre açılım yapmasında özel sektöre çok iş düşüyor.
Koç ne yapıyor acaba? Onlar bir ara bu meslek işine bayağı el atmışlardı.
Amerika’dan yeni bilgiler duydukça sana yazarım...”
Vasıfsız işgücü!
Diplomayla meslek sahibi olunur mu? Asla!
Üniversiteler meslek okulu mu? Hayır!
Türkiye mesleki eğitim konusunda başarılı mı? Kesinlikle hayır!
Bu konuda yeni bir reform gerekiyor mu? Geç bile kalındı!
MEB ve YÖK bu konuda başarılı mı? Sonuç ortada!
Peki, ne yapmak gerekiyor? Önce bu konuda bir sorunumuzun olduğuna inanmamız gerekiyor.
Eğer bunu gerçekleştirebilirsek, eminim ki sonrası gelecektir!
Özetin özeti: Sabah akşam politika konuşma yerine keşke biraz da çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğini konuşsak!..