Neden 100 milyon değil de 40 milyon?

Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, son zamanlarda 40 milyon turist söylemini, sık sık dillendirmeye başladı. Hemen her konuda, çok iddialı olan bir iktidarın Bakanı olarak, çıtayı neden bu kadar düşük tutuyor, anlamak mümkün değil.

40 milyon turist, sadece Paris’e gidenden daha az! Oysa Türkiye, 100 milyon turisti rahatlıkla ağırlayabilecek doğal güzelliklere, tarihe ve mutfağa sahip!.. Allah, her ülkeye farklı nimetler vermiş; kimine petrol, kimine doğal gaz, kimilerine de yeraltı madenleri…

Bizim de aynı anda dört mevsimi yaşayan ve on binlerce yıl, yüzlerce medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyamız var.

Neden, hâlâ farkına varamadık ve neden hâlâ 100 milyon turist hayali kurmaktan korkuyoruz?.. Bir milyon turistin yeni yeni telaffuz edildiği bir dönemde Özal çıktı, 30, 40 milyon turistten söz etti, ona göre yasalar çıkarttı ve bugün bu sayılar bize hiç hayal gelmiyor, tam aksine patinaj etkisi yaratıyor. İşte bu yüzden, turizmde, daha büyük hayallere gerek var.

Dünyanın en büyük havaalanını, su altı tüp geçitlerini, Kanal İstanbul’u, ülkeler arası akaryakıt ve doğalgaz boru hatlarını, trilyon dolarlık bütçeyi düşünen ya da yapan bir Türkiye, 100 milyon turisti de artık konuşmalıdır...

Bunu başarabiliriz!

Sanayi ve endüstri devrimini kaçıralı çok oldu. İnovasyon, Bilişim ve 4.0 Çağı’nı yakalamamız da çok kolay değil ama eğer akıllı politikalar uygulayabilirsek, turizm ve tarımda inanılmaz başarılara imza atabiliriz!

Nasıl ki, 250 yıllık tarihiyle ABD, turizmde belli bir noktanın ötesine geçemiyorsa, biz de bilimde, sanayide bir yere kadar gidebiliyoruz. Çok daha fazlasını başaramaz mıyız, elbette başarırız ama bu tarım ve turizmdeki kadar kısa sürede olmaz. Çünkü ülkemizin koşulları, akıllı tarım ve turizmi geliştirmeye çok daha uygun!...

Ama bu konulara kafa yormak gerekiyor. Milletvekili adaylarının belirlendiği şu günlerde, umarız bu konulara kafa yoran, büyük düşünen, yapacaklarını Bakan olduktan sonra değil de, çok önceden planlayan, donanımlı isimlere de yer verilir!..

Yerel tatlar

Turizmin olmazsa olmazlarından biri de yerel tatlar ama nedense bunu zerre kadar ciddiye almıyoruz.

Gittiğim her yerde, yerel tat arayışına girdiğimde, ya bizde hiçbir şey yok derler ya da bin yıldır kendini hiç yenilemeyen tatları anlatırlar. Oysa tat yelpazesi sınırsız renkleri içinde barındırır. İnovasyon ruhu, kendini, endüstride olduğu kadar, asıl mutfakta, sofrada, vitrinde de hissettirmelidir.

Bir seyahate giderken neleri tadacağım, seyahatten dönerken ne hediye götüreceğim diye kara kara düşünmek yerine, sınırsız seçenekler arasından hangisini seçsem zenginliğini yaşamalı ve yaşatmalıyız.

Çünkü ülkemizin her köşesinde, vitrine çıkmayı bekleyen onlarca, yüzlerce tat ve ürün var ama maalesef pek çok şey gibi onların da farkında değiliz..