Öğrenci bursları ne kadar yetiyor?

Üniversite gençliğinin en büyük sorununun burslar ve gelecek kaygısı olduğunu dün dile getirmiştik.
Mail yağdı.
Hepsi de birbirinden keder yüklü.
Tek öğünle günü geçirenleri mi arasınız, günde on kilometreden fazla yolu yürüyerek gidip gelenleri mi?..
Okudukça hüzünleniyorsunuz.
Ve bu sorunları çözmek o kadar zor mu diye de hayıflanmadan edemiyorsunuz.
Keşke hükümette üniversite gençliğinin de bir savunanı olsa!..

Bu para yeter mi?
Burslar konusunda yüzlerce mail geldi ve onlardan sadece birini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir doktordan geldi. Ve olaya çok farklı bir pencereden bakıyor.
Eğer onun yazdıkları da kafalarımıza balyoz gibi inmezse, bu ülkede tüm duygular körelmiş demektir.
“Üniversite öğrencisine 260 TL devletin verdiği ulaşım ve öğlen yemeği beslenmesine yetiyor mu?
Eğer yetiyorsa dahası gerekiyor mu?
Bunu hesaplamak lazım:
Ben kaba bir hesap yapacağım:
Ayda 22 işgünü olur.
260/22= 11.81 TL günlük burs eder.
Öğrenci tabldotu 3 TL’den fazla değildir.
Bu durumda 8 TL ulaşıma kalır. Bu yeterli değil mi?
Siz barınma, sabah ve akşam yemeği ne olacak diyorsanız, bu durumda ekonomik tercih öğrencinin evine yakın yerde (ilinde) üniversiteye gitmesidir.
Neden?
Örneğin, 1 öğretim üyesi makul olarak haftada 3 ders verebilir. 40 öğrenciden bu 120 öğrenci eder.
Bir öğrencinin dönemde 5 dersi olur.
Bu sebeple 120/5=24 öğrenci başına 1 öğretim üyesi düşer. Bu tip ortalama (ideal) rakamlara başka şekilde de ulaşabilirsiniz.
Eğer öğrenci başına gereken ortalama aylık her 100 TL ek destek için, 100x24 = 2400 TL aynı zamanda bir yardımcı doçentin net maaşıdır.
Büyük şehirlerde evinden uzak okumak için daha fazla destek gerektiği, aynı zamanda taşra üniversitelerinde öğretim üyelerindeki aşırı ders yükü (öğrenci/öğretim üyesi oranı 24’ün çok üzerindedir) düşünüldüğünde, daha fazla burs vermek anlamlı olmamaktadır. Onun yerine, yerinde yükseköğretim daha ekonomik bir tercih olmaktadır.
Konunun uzmanı değilim ama bu hesapları yapanlar mutlaka vardır, muhtemelen DPT’dedir.
Onlara ulaşmak lazım.
Çok başarılı, büyük üniversitelerin gözde bölümlerini kazanmış ve okumak isteyen öğrenciler profesyonel kurumlardan burs bulabilirler.
Diğerleri durumunda, bu işin toplumsal maliyeti düşünülerek, ekonomik açıdan rasyonel karar verilmek zorunluluğu vardır...”

Sakın sinirlenmeyin!
Yukarıdaki satırları okuyup da sinirlenmemek elbette elde değil. Muhtemelen Ankara’dakiler de öyle düşünüyor.
İlle de üniversite okuyacaksan, git memleketinde oku.
Her ile üniversite boşuna mı açıldı!. Üstelik paran da yoksa, başka kentlerde işin ne diyenler de mutlaka çıkacaktır. Hatta gündüz okula gitsinler, gece çalışsınlar diyenler de olacaktır.
Sinema, tiyatro, gazete, dergi, araştırmaya ne gerek var, okula gidip-gelsinler şeklinde akıl verenler de hep olmuştur. Olmaya da devam edecektir...
İşte bu yüzden üniversite kavramından ne anladığımızı, ülke olarak sil baştan yeniden sorgulamamız gerekiyor.
Yoksa bu konudaki tartışmaların ardı arkası kesilmez...

Bebeğe var ama!..
Bakanlar, doğan her çocuğu 300 lira verileceğini açıklandı. Tabii eğer üç beş çocuk yaparsanız. Peki, aynı desteği neden üniversite gençliğine vermiyorsunuz?
Bebekler bu ülkenin geleceği için önemli de, geleceğin doktorları, mühendisleri, yargıçları, öğretmenleri önemsiz mi? Elbette her ikisi de önemli.
Bebeklere verilmesin mi, daha fazlası verilsin. Ama ihtiyacı olan öğrencilere de çok daha fazlası verilsin.
Ekonomimizin dünyanın en büyük ekonomileri arasına girdiğini, söyleyen biz değiliz. Bu ülkeyi yönetenler ve ekonomistler söylüyor.
Peki, o zaman niye üniversite gençliğine en az bin lira burs vermiyoruz?
Bugünkü koşullarda, özellikle büyük kentlerde, öğrenci gibi öğrencilik yapmak için bin lira ancak yeter, belki ufak kentlerde yarısı kadar da yeter, ama daha aşağısı olmaz.
Üstelik bu bursları borç olarak vermiyor muyuz?
Yani neyi kimden sakınıyoruz!
Ayrıca en kârlı sektörlerin başında bankalar gelmiyor mu?
Öğrencilere sıfır ya da sıfıra yakın faizle kredi verseler ne kaybederler?
Hayvan yetiştiricilerine ya da hayvanlara sağlanan destek gençlere neden sağlanmıyor?..
Özetin özeti: Bir kez daha yuh olsun hepimize!