Okula başlama yaşı, fark yaratan üniversiteler kontenjanlar, 5 yıllık ilkokul!

Doğruyu bulmak bazen çok sıkıntılı olabiliyor. Daha iyisi olsun dedikçe, daha kötüye yöneldiğimiz de çok sık rastlanan bir durum. Bunda, art niyet ya da öküzün altında buzağı aramak ne kadar doğru?

Eğitim sistemi yaz-boz tahtasına döndü diyenler de var, böylesi bir tespite çok kızanlar da. Ama ortada bir gerçek var ki, eğitimde taşlar bir türlü yerli yerine oturmuyor. Baksanıza, okula başlama konusunda bile bir karara varamadık.

Okula başlama yaşı, 72 aydı, sonra 60, 66 oldu. Şimdi ise 69 ay olacakmış!..

Peki, bu konuda elde ne gibi somut araştırmalar var?

Daha önce yapılanlar mı yanlış yoksa şu an yapılmak istenen mi?

Keşke belli bir aya odaklanma yerine belli bir yaş aralığına odaklansak.

Örneğin 69-72 ay arası desek. Çünkü, her çocuğun gelişimi çok farklı!..

Eski sistem!

Sosyal medyada, önceki gün bir anket yaptık, yüksek katılım vardı ve neredeyse herkes 5 yıllık ilkokulu geri istiyor.

Okul öncesinin en az bir yılını zorunlu hale getirip, 1+5+3+1+3’lük sisteme geçsek daha mı doğru olur?

Ortaokuldan sonraki bir yıl, gidilecek liseye göre yabancı dil hazırlık sınıfı ya da mesleki eğitime hazırlık sınıfı olamaz mı?

Eğitim sistemimizin maalesef felsefesi yok.

Sınav odaklı bir sistem tüm değerlerimizi unutturdu.

Önce iyi bir insan, iyi bir yurttaş, iyi bir evlat odaklı yeni bir sistem inşa edemez miyiz?

Kontenjanlar

Üniversitelerde, özellikle de vakıf üniversitelerinde kontenjanlar bir miktar azaldı. YÖK haksız mı? Kontenjanını doldurmayana, niye daha fazla kontenjan versin! Ama aynı YÖK, devlet üniversitelerindeki vurdumduymazlığa da son verebilir. Örneğin, üniversitelere, bütçeyi, kayıt başına ve devama göre versin, bakalım boş kontenjan kalıyor mu?..

Girişimci üniversiteler?

Tam da tercihler öncesi, bazı üniversiteleri parlatmak ne kadar doğru, tartışılır!

Açıklanan üniversitelerimiz bu unvanları hak etmek için hangi girişimlere, hangi yeniliklere imza attılar?

Yaptıkları, dünya ölçeğinde ne kadar ses getirdi, kaçı ürüne dönüştü, bilime, ülkeye ve bulundukları kentlere ne kazandırdı?

Keşke onlar da paylaşılsaydı!..

2018 Yılı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’nde yer alan ilk 10 üniversite ve aldıkları puanlar şöyle:

1. ODTÜ 93.16

2. İTÜ 90.16

3. Sabancı Üniversitesi 85.49

4. İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi 84.42

5. Boğaziçi Üniversitesi 83.33

6. Yıldız Teknik Üniversitesi 81.40

7. Gebze Teknik Üniversitesi 77.82

8. Hacettepe Üniversitesi 75.93

9. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 75.64

10. Ege Üniversitesi 70.66

Hepsi de güzide üniversitelerimiz. Peki ya bu listeye girmeyenler?

Örneğin tüm bu üniversitelerin kuruluşuna öncülük eden İstanbul ve Ankara üniversiteleri? Daha onlarcasını sayılabiliriz.

Onlarda olmayıp da bu üniversitelerimizi farklı kılan ne?..

Daha da önemlisi yenilikçilik ve girişimcilik adına ne yaptılar?

Keşke o yaptıkları açıklansa da onlarla gururlansak! Üniversiteler ne yapıyor ki diyenlere, göğsümüzü gere gere bunları anlatsak!..

Dünya üniversitelerini gezerken, bugüne kadar ne yaptınız ki dediğimizde, onlarca örnek sayıyor, onunla da kalmıyor, piyasadaki ürünlerini ve yaptıkları diğer girişim ve yenilikleri, örnekleriyle, bir bir gösteriyor ve anlatıyorlar. Keşke bizde de öyle olsa.

Kâğıt üzerinde yapılan değerlendirmeler, bir yere kadar. Örneğin bu üniversiteler, dünya sıralamalarında neredeler? Bütçelerinin ne kadarı bu yenilikçi ve girişimci kaynaklardan karşılanıyor ve bu sayede elde ettikleri kazançlar neler?

O da yetmez, Batılı üniversitelerle kıyaslanmalı ki dünyadaki yerimizi de görelim. Yoksa kafalarda, bin tane soru yaratır ya da haksız rekabete neden olur ki bunu da başta TÜBİTAK olmak üzere hiçbirimiz istemeyiz...

Özetin özeti: Eğitimde dünden bugüne çok yol kat ettik. Daha da edeceğiz. Sorunlar yetersizlikten çok, mükemmellik arayışından!..