Okuma-yazma kampanyaları

Eklenme Tarihi05.02.2018 - 23:55-Güncellenme Tarihi05.02.2018 - 23:55

Bugünün dünya- sında, okuma-yazma kampanyaları düzenlemekten daha üzücü bir şey olamaz ama buna mecburuz! Çünkü milyonlarca insanımız hâlâ okuma-yazma bilmiyor...

Cumhuriyet tarihi boyunca cumhurbaşkanlarımızın hemen hepsi okuma-yazma kampanyaları düzenledi.

Bazen de boynuz kulağı geçer misali, cumhurbaşkanı eşlerinin düzenlediği kampanyalar bir adım daha öne çıktı.

Bu kampanyalar sayesinde okuma-yazma bilmeyen sayımız azalmadı mı? Elbette azaldı.

5 milyon civarındaydı, yarı yarıya inmiş! Ama hiçbir zaman sıfırlanmaz, çünkü hâlâ, doğan her çocuğu nüfusa kaydettirmiyor, okul zamanı geldiğinde de okula göndermiyoruz.

Son 35 yılda düzenlenen okuma-yazma ve benzeri kampanyaların pek çoğunu yakından izledim, birçoğunun da içinde oldum.

Bu çerçevede, ülkemizin dört bir yanındaki kampanyaların ya açılışına ya da diploma törenlerine katıldım.

Okuma-yazma öğrenen kadınlarımızın heyecanlarına, mutluluklarına, yeniden doğuşlarına şahit oldum. Ama her defasında da umarım bu son katıldığım diploma töreni olur dedim. Çünkü artık kadınlarımıza, okuma-yazmanın ötesinde çok daha fazlasını kazandırmamız gerekiyor.

Asıl kampanya!

İlle de bir kampanya yapmak istiyorsak, gelin, önce, tüm ülke el ele verip, yine Sayın Cumhurbaşkanı’nın himayesinde, doğan her çocuğu nüfusa kaydetme, okul çağına geldiğinde okula gönderme, zorunlu eğitim çağında olup da okul dışında kalanları okula gönderme ve aktif okuryazarlık kampanyası yapalım. Bunu yapmadığımız sürece, sadece günü kurtarmış oluruz ve kesinlikle sorunu kökünden çözmüş olmayız.

Neden böyle bir kampanya? Çünkü hâlâ yüz binlerce kadınımızın nüfusa kaydı yok. Nereden mi biliyorum? Okuma-yazma kurslarını bitirenler için sertifika ya da diploma hazırlandığında, nüfus cüzdanları istendi ve işte o korkunç gerçek ortaya çıktı.

Pek çoğunun üç beş hatta daha fazla çocuğu, torunu olmasına rağmen nüfusa kayıtları yoktu! Birçoğu Türkçe bilmiyordu ve köyünden ya da ilçesinden hiç dışarı çıkmamıştı!.. Erkeklere öyle ya da böyle askerde öğretiliyor ama kadınların bu şansı da yok.

Evet, son yıllarda, özellikle kız öğrencilere yönelik okullaşma oranı bir hayli arttı ama maalesef hâlâ yüzde 100 diyemiyoruz...

İşte bu yüzden, doğan her çocuğumuzu nüfusa kaydetmek, okul zamanı geldiğinde okula göndermek ve üreten bir toplum yaratmak için çok daha fazlasını yapmamız gerekiyor.

Ne zaman, nerede, okul çağında olup da, okul dışında olan bir çocuk görürsek, neden okulda değilsin diye sorgulayıp, onu, sanki kendi çocuğumuz gibi okullu yapmanın yollarını aramalıyız.

Bu, hem insan olmanın hem de duyarlı bir vatandaş olmanın gereği. Ayrıca yaşam kalitemizi artırmanın olmazsa olmaz kurallarından biri de zaten bu!..

MEB, bu konuda bir Alo 999 hattı oluşturarak, konunun takipçisi olduğunu göstermekle kalmayıp, sorunun çözümüne de katkıda bulunabilir. Üstelik bu hem anayasal bir görev hem de 7’den 70’e, muhtarından Cumhurbaşkanı’na, sivil toplum örgütlerinden medyaya, anne babalardan komşulara kadar hepimizin sorumluluk alanına giriyor...

Özetin özeti: Nasıl ki komşumuz açken gözümüze uyku girmiyorsa, okula gitmiyor ya da gidemiyorsa da aynı duyarlılığı göstermeliyiz!..

Etiketler