Ötele, ötele nereye kadar?

Eklenme Tarihi14.06.2018 - 23:51-Güncellenme Tarihi14.06.2018 - 23:51

Eskiden düşük devirli plaklar vardı. Aheste aheste çalardı. Sonra Televole programlarında, yavaşlatılan gollük pozisyonları defalarca izledik. Akıllı teyplerden yaptığımız röportajları deşifre ederken, zamanın olmasa da temponun yavaşlaması, işimizi kolaylaştırdı...

Zaman, son birkaç aydır, adeta düşük devirli plaklar gibi langur lungur akıyor.

Bir şeyleri yapmak için değil de ötelemek için çareler üretiyoruz.

Fazlasıyla da bahanemiz var.

Önce hele bir okullar kapansın dedik, sonra araya ramazan girdi. Ve en önemlisi de tabii ki erken seçim.

Seçim, ötelemecilerin tuzu biberi oldu.

Önceleri, hele bir seçim aradan çıksın diyorlardı, şimdilerde, hele bir ikinci turu görelim demeye başladılar.

Görünen o ki seçimlerden sonra da hele bir hükümet kurulsun, hele bir güvenoyu alsın, hele bir 100 gün dolsun diye, ötelemek için bahanemiz çok olacak...

Siz siz olun, bayram kutlamasını, ikinci, üçüncü güne ya da bayram sonrasına ötelemeyin!..

Moralinizi bozmayalım ama!

Lise ve üniversiteye giriş sistemleri, öğrencileri, özellikle, özel öğretim kurumlarına yönlendirecek şekilde kurgulandı diyenlerin sayısı giderek artıyor!

Peki bu ne kadar doğru?..

- Liselere ve üniversiteye girişte devlet okullarının kontenjanları azaltılırken, paralı okulların sayısı ve kontenjanları şişirildikçe şişiriliyor.

- Yine aynı şekilde, devlet okullarında giriş puanları tavan yaparken, özel okul puanları dibe vurdu. Hatta pek çoğuna sınavsız girmek mümkün!

- Eve yakın devlet okullarına girmek adeta imkânsız hale gelirken, neredeyse her köşe başına bir özel okul açıldı!

- Yüz binlerce öğrenci, imam hatip ve meslek lisesi seçeneğine zorlanarak, özel okulların kucağına itildi!

- Devlet, kendi okullarında öğrenim gören öğrencilere burs yardımı yapmazken, kolej öğrencilerine maddi yardım yaparak adeta kolejleri özendiriyor!..

- Özel öğretim kurumları ve vakıf üniversiteleri az yatırımla çok öğrenci bulacak alanlara yönelerek, gençlerin isteklerine ve ülkenin sorunlarına değil, para kazanmaya odaklandı!..

Yukarıdaki şehir efsanelerini yazmaya devam edersek, buradan Çin’e yol olur!

Peki, ne kadarı doğru?

Pek çoğu doğru diyebiliriz ama şu da bir gerçek ki pek çok alanda olduğu gibi eğitimde de girişimcilere ihtiyaç var.

Eksik ya da yanlış olan, MEB ve YÖK’ün bu konudaki yol göstericiliği ve denetim eksikliği.

Eğer bu doğru düzgün yapılabilmiş olsa, hem özel öğretim kurumları daha sağlam bir temele oturur hem de gençler ve ülke kazanır...

Bu haliyle, özel öğretim kurumlarının pek çoğu maalesef maceranın ötesine geçemiyor.

Sıkıntılı dönem!

Liselere girişte çok sıkıntılı bir sınav sürecinden sonra yine aynı şekilde çok karmaşık bir tercih ve kayıt süreci bizleri bekliyor.

Üniversiteye girişte de benzeri bir süreç yaşanırsa hiç şaşırtıcı olmaz!

İşte bu yüzden, zor günlere ve her türlü olasılığa hazır olun! Hem liselere hem de üniversiteye girişte yüz binlerce öğrenci derin hayal kırıklığı yaşayacak!

Hadi üniversiteler için gelecek yıllarda bir kez daha sınava girme şansı var.

Peki ya lise adayları? Onlar ne yapacak?

Hem zorunlu eğitim kapsamında yola devam etmek zorundalar hem de girecekleri bir okul yok!

İşte asıl sorun bu noktada başlayacak!

Okullar açılacak ve yüz binlerce öğrenci gönül rahatlığıyla gidip öğrenimine devam edeceği bir okul bulamayacak.

MEB ve iktidara talip olanlar, bu konuya şimdiden kafa yorup, çözüm üretip, bunu da kamuoyuyla paylaşırlarsa, eminim ki sandıkta karşılığını fazlasıyla alacaktır!..

Özetin özeti: Bayramlar eskiden sevinmek ve barışmak içindi. Oysa şimdi ne doyasıya sevinebiliyor ne de gerginliklere son verebiliyoruz! Kabahat bayramlarda mı yoksa bizde mi?..