Peki ya Son Kale de aşılsaydı, ne olurdu?

Haymana, Milli Müca- dele’nin son kalesi, ordularımızın Viyana Kuşatması’ndan itibaren geri çekile çekile geldiği son noktadır.Haymana, Milli Müca- dele’nin son kalesi, ordularımızın Viyana Kuşatması’ndan itibaren geri çekile çekile geldiği son noktadır.

Mustafa Kemal’in “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bulunduğunuz nokta ve bütün vatandır” dediği, Milli Mücadele’nin karargâhının bulunduğu yerdir.

Ankara Üniversitesi ve Haymana Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen sempozyumlar serisinin 8.sinde yine çok çarpıcı tebliğler vardı.

Açılış seremonisinde bu yıl Seymenler de vardı. TBMM Başkan Vekili Levent Gök, Mustafa Kemal ve onlarla ilgili çok önemli bir anekdotu izleyicilerle paylaştı. Anlatımı, üslubu Sunay Akın tadındaydı:

“Sivas ve Erzurum kongrelerinde Milli Mücadele’nin ön hazırlığı yapıldıktan sonra 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelindi. Hava, soğuk mu soğuktu. Kar ve tipi yüzünden göz gözü görmüyordu. Mustafa Kemal ve arkadaşlarını taşıyan üç araç, Bala’da kara saplandı. O geceyi orada geçirmek zorunda kaldılar. Ankara halkı büyük bir heyecanla onu bekliyordu ama O, Dikmen sırtlarını tırmanırken, Millet bu mücadelenin neresinde diye kaygılıydı. Halkı yanında mı, değil mi? Tedirgindi.

İstanbul Hükümeti’nin Osmanlı Sarayı’nın baskıları, işgalci güçlerin dayatması halkı nasıl etkilemişti, tam bilemiyordu. Haberleşme olanakları bugünkü gibi değil, çok kısıtlıydı ve o karda kışta daha da imkânsız hale gelmişti.

Acaba halk yanında mıydı, Millet, kendisini bağrına basacak mıydı? Bu duygularla, Dikmen sırtlarını tırmandılar. Muhteşem bir kalabalık kendisini karşıladı. Binlerce Ankaralı sel olmuş, oraya akmıştı. ‘Nasılsınız Ankaralılar?’ dedi, alacağı cevap Milli Mücadele’nin seyrini belirleyecekti, saniyeler geçmek bilmiyordu.

Bekledi, bekledi ve Ankaralılar, hep bir ağızdan, ‘Sağ ol Paşam, seni görmeye, uğrunda ölmeye geldik’ dediler. Heyecan doruktaydı. Paşa, zaferin kazanılacağına o gün inandı...

O yoklukta, Ankaralı Seymenlere o atları Haymanalılar verdi.

Sonraki en kritik günlerde de Mustafa Kemal’in güvenliğini, içlerinde Haymanalıların da bulunduğu o Seymenler sağladı. Bugün buraya koşarak geldiler, çünkü o günleri hiç unutmadılar.”

Melhame-i Kübra

Hititler, Frigyalılar, Galatlar, Romalılar gibi kadim uygarlıklara yurt, Selçuklulara belde, Osmanlıların da Anadolu’ya gelişlerindeki ilk uğrak noktalarından biri olan Haymana, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı, Mustafa Kemal Paşa’nın Melhame-i Kübra yani çok büyük ve kanlı savaş olarak nitelendirdiği, 22 gün, 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi’nin gerçekleştiği Son Kale’dir.

Haymana düşseydi, Ankara da düşecek ve ortada ne Meclis, ne de Mustafa Kemal kalacaktı! Haymana, Mustafa Kemal’in “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” dediği yerdir!

Yunan ordularının hezimete uğradığı Çal Dağı, Mangal Dağı ve Duatepe’nin bulunduğu şanlı topraklardır. Ama sunulan tebliğlerden üzülerek görüyoruz ki tarih ders kitaplarının hiçbirinde Haymana’nın adından söz edilmiyor!

Tarih öğretmenlerinin yarıdan fazlası da Haymana’nın nerede olduğunu bilmiyormuş. Hiç şaşırmadım! Milletvekillerine sorulsa acaba kaçı bilir?..

Mehmet Akif’in, “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, düşün altında binlerce kefensiz yatanı” dediği yerler aradan bir asır geçtikten sonra nihayet Milli Park haline getirildi.

Milli Mücadele

Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Temuçin Ertan ve Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut’un samimi desteğiyle, son 4’ü uluslararası hale gelen sempozyumların 8.sinde de birbirinden değerli tarihçiler ve sunumlar vardı.Yakın tarihimize inanılmaz derecede ışık tutuyor. Keşke baştan sona canlı olarak yayınlansa ve gereken ilgi gösterilse ama nerdeee...Umarız 100. yılında, zaferlerin en büyüğüne, gereken önem verilir.

Yıllardır bu büyük Meydan Muhare- besi’ne neden Sakarya isminin verildiğini anlamaya çalışırdım. Nihayet onun da cevabını buldum. Çünkü bu kutlamalar Sakarya’da yani Adapazarı’nda hiç kutlanmıyor, çünkü orada hiç savaş olmamış.Bu bölgeye, tıpkı Çukurova örneğinde olduğu gibi Sakarya adı verildiği için savaşın adı da Haymana, Ankara ya da Polatlı değil, Sakarya Savaşı olarak isimlendirilmiş. Daha sonra 1954’te Adapazarı kent haline gelince de Sakarya ismi verilmiş. İsim aynı isim ama algı çok farklı!..

O kadar çok not almışım ki en az üç beş yazı çıkar. Birkaç satır başıyla bugünkü yazıyı noktalamak istiyorum:

Milli Mücadele’yi hafife alanların kendisi hafiftir.l Mustafa Kemal bir devrin adamı değil, bir devir yaratan liderdir.

Mustafa Kemal onurlu vatandaş olmanın yolunu açmıştır.l Peki ya O olmasaydı, ya bu büyük zafer kazanılmasaydı?

Seni sevmek milli ibadettir (Celal Bayar).l Seni unutturmamak milli görevdir (Yakup Kadri).l Tarih tekerrür etmiyor, olaylar tekerrür ediyor.

Yunanlıların Megali İdea’sı mega hayal oldu.

Sakarya, bir daha diz çökmemek üzere ayağa kalkışın destanıdır.

Birinci Dünya Savaşı Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışına neden oldu ama Türkiye Cumhuriyeti’nin de doğuşunu sağladı.

Milli Mücadele, başta Ankara olmak üzere tüm okullarda zorunlu ders haline getirilmelidir.

Özetin özeti: Tarihini iyi bilmeyen, geleceğini güçlü bir şekilde inşa edemez!..