Sektör canlandı ama hayaller hâlâ uykuda

Eklenme Tarihi11.11.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi10.11.2018 - 23:01

Sektörden birisi Bakan olunca, sandık ki turizm hemen patlayacak.
Tıpkı eğitimde olduğu gibi turizmde de beklenti çok yüksek ama çıta bir türlü yükselemiyor. 
Bırakın 100 milyonu, 50 milyon turist bile telaffuz edilemiyor.
Peki, bu durum temkinli olmanın bir gereği mi, ülkemizin 100 milyon turiste hazır olmaması mı yoksa bu kadarla yetinmenin herkese yetmesi mi? Nedense kendimizi hâlâ bir turizm ülkesi olarak görmüyoruz.
Turizmin, bu ülkenin altın yumurtlayan tavuğu olduğunun farkında değiliz. Diğer tüm sektörlerde nal toplayabiliriz ama eğer istenirse turizmde hep en başa oynayabiliriz. Ama önce buna inanmak ve ona göre hazırlanmak gerekir. 
Peki, bu yönde pozitif sinyaller var mı? Yok değil ama yeterli olduğunu söylemek abartılı olur...

Sektör büyüyor öğrenci kaçıyor

Turizmde de eğitim olmazsa olmazların başında geliyor.
Sektör büyüdükçe, turist sayısı, kalifiye eleman açığı arttıkça, tam tersine turizm eğitimine olan ilgi giderek azalıyor. 
Neden? Çünkü mezunlar, ne aradıkları işi bulabiliyor ne de iş güvencesi ve maaşı. İşte bu yüzden de turizm eğitimi veren fakülte ve yüksekokullarda kontenjanlar bir türlü dolmuyor.
Eskişehir Anadolu Üniversitesi doktora öğrencilerinden Ceren ve Çağdaş Aydın’ın Türkiye’deki turizm eğitimi üzerine yaptıkları araştırmaya göre, bu yılki üniversite sınavında Turizm İşletmeciliği bölümlerinin yarısı, dört yıllık fakülte veya yüksekokullar bünyesindeki Konaklama İşletmeciliği programlarının ancak yüzde 22’si dolabildi. Turizm Rehberliği, Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümlerinin tamamına yakını ise doldu. 
Peki, önümüzdeki yıl ne olur? Sektör, bu konuyu gündeme almaz ve bu alana yönelecek öğrencilerin kafalarındaki soru işaretleri çözmezse, kontenjan açığı daha artacaktır. 
Ve şu da çok iyi bilinmeli ki, kalifiye eleman olmadan, 100 milyon turist de gelse, sıradan bir turizm ülkesi olmanın ötesine geçemeyiz...

Balıklı Göl dünyaya açılıyor 

Harran ve Şanlıurfa Yerleşimleri adıyla 2000’de UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne alınan Balıklıgöl’ün, asıl listeye alınması için çalışmalar hızlandırıldı. Dünyanın “en büyük doğal akvaryumu” olarak nitelendirilen  Balıklıgöl’ün asıl listeye alınması için kent adeta seferber olmuş durumda.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi bu kapsamda, Koruma Amaçlı İmar Planı ile Balıklıgöl Alan Yönetim Planı hazırlamış. Çalışmaların tamamlanmasının ardından yerleşkenin asıl listeye alınması için başvuruda bulunacakmış.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, UNESCO tarafından talep edilen Balıklıgöl Alan Yönetim Planı’nın hazırlandığını, söz konusu çalışmayla sadece Balıklıgöl’ün değil, çevresinde yer alan hanlar, pazarlar ve tarihi Urfa Kalesi’nin de yönetim planının ortaya çıktığını söylemiş.
Balıklıgöl’den sonra konik kubbeli evleriyle tarihi Harran ilçesinin de UNESCO listesine alınması için çalışmalar yapılacağı, böylece Balıklıgöl, Göbeklitepe’den sonra Şanlıurfa’nın UNESCO kalıcı listesinde üç varlığı olacağı belirtiliyor.
Gelen bilgiler bu yönde. Hâlâ gidip görmeyeniniz varsa, gerçekten de çok büyük bir eksiklik. 
İlk fırsatta birkaç günlüğüne de olsa gitmelisiniz.  Gitmişken Göbekli Tepe’yi de mutlaka görmelisiniz...