Sınav değil üretim odaklı bir eğitim!

Eğitim sistemimizin en büyük hastalığı sınavlar.

Tümüyle kaldırmak elbette imkânsız ama en aza indirip üretim odaklı yeni bir sistem oluşturursak, taşlar yerli yerine oturur.

Veli, öğretmen, öğrenci, işveren, iş arayan, Kısacası, herkes mutlu olur.

Peki, bu noktaya gelmemiz zaman alır mı?

Kesinlikle hayır.

Üç beş yıl yeter de artar.

Yeter ki ne istediğimize doğru olarak karar verelim...

Sorunları çözme konusunda günü kurtarmak yerine uzun vadeli çözümler üretelim.

Kendimize kişi, aile, kurum ya da ülke olarak, “Nasıl bir gençlik istiyoruz?” sorusunu sorup, ona göre yeni bir nesil yetiştirelim!..

Temel liseler?

Temel liseler konusunda kafalar karmakarışık.

MEB, “Kesinlikle kapanacak” diyor, okul sahipleri tedirgin, veli, öğretmen ve öğrenciler önlerini göremiyor.

Peki, ne olacak?..

Haziran ayı itibarıyla kapanacakları çok önceden açıklanmıştı.

Yani bu bir sürpriz değil.

Peki, bu konuda MEB ve okul sahipleri tarafından, mağduriyet yaratmayacak yeterli önlemler alındı mı?

Evet demek çok zor.

Öyle olmasa, veliler böylesine tedirgin olabilirler miydi!..

Önümüzü göremiyoruz!

“Anadolu lisesine giden çocuğum vardı, başarısını artırabilmek amacıyla, bütçemize uygun X temel lisesine kayıt yaptırdım ve 11. sınıf olarak devam etmekte.

Geçen hafta okulda yapılan toplantıda temel liselerin bu yıl 30 Haziran itibarıyla kapatılacağı ve sürenin uzatılması konusunda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından herhangi bir çalışma yapılmadığı bizlere anlatıldı.

İnsan hayatında en önemli sınavlardan biri olan üniversite sınavına bir yıl kala böyle bir durumla karşılaşmanın şaşkınlığı içerisinde kaldık.

Okul bize özel fen ya da Anadolu lisesine kayıt yaptırmamızı önerdi, bunların öğrenim ücreti fen lisesi 30 bin TL, Anadolu lisesi 25 bin TL.

Benim bu meblağdaki tutarları ödeme imkânım bulunmuyor, mecburen çocuğumun daha önce eğitim gördüğü Anadolu lisesine geçmekten başka şansı yok.

Anadolu lisesinin imkân ve kabiliyetiyle alınacak puan sınırlı, biz de böyle bir karmaşıklığın içerisinde kaldık.

Bu problemin kim tarafından ve ne şekilde çözüleceğini de bilemiyorum...”

Peki, şimdi ne olacak?

Akla pek çok soru geliyor.

İşte onlardan bazıları:

- Madem bu okullar bu öğretim yılı sonunda kapatılacaktı, ara sınıflara neden öğrenci alındı?

- Madem koleje dönüşecek altyapıları yok, 4 yıldır bu konuda neden bir şey yapmadılar, şimdi niye yakınıyorlar?

- Lise eğitiminin tek amacının sınavlara öğrenci hazırlamak olmadığı veli ve öğrencilere ne zaman anlatılacak?

- Anadolu liseleri o kadar kötü mü ki veli ve öğrenciler girmek için yıllarca para harcadıkları, dirsek çürüttükleri bu okullardan neden kaçıyorlar?

- Kapanmaları halinde öğrenci, öğretmen ve diğer çalışanları ne olacak?

- Üniversitelerde hemen her yıl 300 bin civarında kontenjan boş kalırken, hâlâ bu sınav yarışı niye?

Benzeri çok daha fazla soru sıralamak mümkün ama nereye kadar ve herkes bildiğini okumaya devam edecekse niye?

MEB, umarız bu konuya üretim odaklı, herkesi mutlu edecek adil bir çözüm getirir.

Örneğin, Üretim Liseleri’ne dönüşemezler mi? Ama şimdiki gibi şipşak liseler olarak değil!..

Özetin özeti: Üreten kazanır, üreten mutlu olur, üreten geleceğe umutla bakar ve bunun yolu da eğitimden geçiyor...