Sınav, diploma ve etikete dayalı eğitim sisteminin iflası

Eklenme Tarihi26.08.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi26.08.2018 - 1:58

Eğitimde ciddi sıkıntılarımızın olduğunu dillendirmeyen yok.

Eğitim bizde sancılı da diğer ülkelerde farklı mı? Hayır.

Bilim ve teknoloji aldı başını gitti, sosyoekonomik olaylar çığırından çıktı ama biz yetişkinler bugünün gençliğine hâlâ yüzlerce yıl önce şekillenmiş eğitim sistemlerini dayatıyoruz.

Onlar da ya velilerin etkisiyle bu sistemin kölesi haline geliyor ya da direniyor ve bugünün demode eğitim sistemlerini reddedip kendilerine farklı yollar arıyor.

Aynı durum medya için de söz konusu. Okurlarımız onlarca yıl önce şekillenmiş ve kendisini bir türlü yenilemeyen, klasik medyadan kaçıyor. Yeni medya ise tuzaklarla dolu!..

Çözüm mü?

İşte bunu hep birlikte bulacağız.

Sorun nerede?

Nasıl sorusuna geçmeden önce, gelin, isterseniz, birkaç tespitte bulunalım:

- Ülkemizde, çalışanların üçte ikisi, ilgisi ve yeteneğinin olduğu, severek öğrenim gördüğü bir alanda çalışmıyor.

- Lise ve üniversite sınav sistemleri sanki buna göre kurgulanmış.

- Sorun, doğru iş ve insan gücü planlamasının olmaması ve kalifiye iş gücünün önemine yeterince inanılmaması, oysa yaşam kalitesi dediğimiz şey tam da o!

- Milyonlarca diplomalı işsizimiz var ve yine milyonlarca kalifiye eleman ihtiyacımız söz konusu!

- Bize dayatılan işleri beğenmiyoruz, sevdiğimiz alanlarda ise ya eğitim alamıyoruz ya da iş bulamıyoruz.

- İş beğenmiyoruz! Gözümüz hep yukarılarda ve en iyisinde.

- Meslek yelpazemiz çok dar!

- Oysa her meslek kutsal ve hakkıyla yapıldığında onurlu bir yaşam sunar ama nedense, biz hâlâ diploma ve etiket peşinde koşuyoruz.

- Ortak paydalarımız erozyona uğradı.

Yenilikçi ama nasıl?

Eğitimde yeni bir yapılanmaya gidilirken, ki bunun sinyalleri gelmeye başladı, ne olur yine bir dayatmayla karşı karşıya kalmayalım.

Bakan Selçuk bugüne kadar söylediklerini, yazdıklarını yapsın yeter!

Yeni Bakanımız eğitimi bilen, öğrenci ve öğretmenleri yakından tanıyan, dünyada olup bitenleri takip eden vizyoner biri. Ama bu
kadarı yetmez!

Daha önce bir akademisyendi ve hiç kimse ona, söylediklerini niye yapmıyorsun diye hesap sormazdı ama şimdi öyle mi?

İcraat makamında oturuyor ve topu taca atacak hiçbir gerekçesi yok!

Siyasi irade eğitime artık eğitimcilerin gözüyle bakılması gerektiğini kendisini bu makama atayarak gösterdi, kamuoyundan müthiş destek geldi ve muhalefet de dahil herkes destek için hazır!..

Ziya Hoca alt kadrosunu da öyle ya da böyle tamamladı sayılır. Yani artık kendini gösterme zamanı. Atacağı her adım ya da pas geçeceği her sorun ileriye yönelik referansı olacak.

İşte bu noktada, hastaya doğru teşhis konulursa, tedavisi de doğru olur.

Bugüne kadar olduğu gibi sorunların halının altına süpürülmesi ya da görmezden gelinmesi, başta kendileri olmak üzere kimseye bir şey kazandırmaz.

Milli Eğitim Şûrası

Ne zamandır Milli Eğitim Şûrası toplanmıyor.

Zamanı geldi de geçiyor.

Ama yapmış olmak için yapılmasın!

Önce nasıl bir Türkiye, nasıl bir gençlik, nasıl gelecek istiyoruz onda karar kılalım, sonra bunu nasıl gerçekleştireceğimize yine hep birlikte karar verelim.

Eğitimde, diğer alanlarda olduğu gibi günü kurtaracak kararlar değil, geleceği inşa edecek sorumluluklar gerekir.

Ve işte bunun yolu da toplumsal uzlaşmadan geçiyor. Yani eğitim Anayasa’dan bile önemli bir mevzu ve hak ettiği ciddiyetle ele alınmalıdır!..

Özetin özeti: Başkaları için doğru olan, bizim de doğrumuz olamaz. Herkesin doğrusu farklıdır ve başarının da mutluluğun da yolu onları bulmaktan geçiyor. Eğitimin görevi de zaten bu!..