Sorun kimde? Yönetenlerde mi yoksa sistemde mi?

Eklenme Tarihi30.09.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi30.09.2018 - 1:09

Eğitimin geneli gibi yükseköğretim de lime lime dökülüyor.
Peki, sorun kimde?
YÖK’te mi yoksa A’dan Z’ye sistemde mi?
Yekta Saraç, gelmiş geçmiş en çalışkan, en samimi, en donanımlı ve vicdanlı başkanlardan biri. Ama ne iktidara yaranabiliyor ne de üniversitelere!
Çünkü doğru olanı yapmaya çalışıyor, bu da hiç kimsenin işine gelmiyor!
“Yaptığı yanlışları en fazla eleştiren sen değil misin?” diyenler mutlaka çıkacaktır.
Haklılar ama perde arkasına baktığınızda, en fazla eleştirilen o icraatların kendi inisiyatifinden daha çok, yapmak zorunda kaldığı işler olduğuna şahit oluyorsunuz.
“Peki, o zaman, o koltukta niye hâlâ oturuyor, istifa etmiyor?” diyenleriniz de olacaktır.
Onlar da haklı ama Yekta Hoca gibi oturdukları koltuğa yapıştığını sandığımız pek çok kişi, ayrılmaları halinde, kurumlara çok daha fazla zarar verileceğine inandıkları için sürekli olarak ya sabır çekiyorlar!..
Sevgili Hocam, bırakın ÖSYM’nin, üniversitelerin, MEB’in ya da diğer kurumların arkasını toplamayı, her koyun kendi bacağından asılsın.
İşte o zaman asli işlerinize daha çok zaman ve moral kalacaktır!..

Tıp da SOS veriyor!

Tıp fakültelerinde bile boş kontenjan kalıyor. O bile tercih edilmiyor.
Doktorlar deseniz, eski doktorlar değil!
Niye mi?
İşte bu konudaki çok çarpıcı değerlendirmelerden biri: “Tıp fakülteleriyle ilgili dikkatimi çeken bir konuyu paylaşmak istiyorum.
Malumunuz, tıp eğitimi temel tıp bilimleri, dâhili tıp bilimleri ve cerrahi tıp bilimleri olmak üzere üç ana gövde üzerine oturtulmuştur.
Temel tıp bilimleri (adı üzerinde) bu işin temelini teşkil eder.
Geçmişte kadrolara bakıldığında, temel tıp bilimlerinin altındaki anabilim dallarına da yeterli denilebilecek sayıda prof., doç. ve yard. doç kadroları verilirdi.
Ancak son yıllarda yayınlanan kadro ilanlarına bakıyorum tıp fakülteleri için genellikle dâhili ve cerrahi tıp bilimleri için kadro ilanı var; ama temel tıp bilimleri için ya yok ya da çok az.
Çeşitli üniversitelerin tıp fakültelerinin internet sitelerindeki akademik personel durumuna bakıldığında da bu durum açık olarak görülüyor.
Bazı büyük üniversitelerin tıp fakültelerinde temel tıp bilimleri altındaki anabilim dallarında birkaç prof. var görülüyor. Ancak bunlar zamanında girmişler, altlarına bakıyorsunuz, 5 prof.’un olduğu yerde ya 1 ya da 2 doç. ve dr. öğr. üyesi var.
Peki, o profesörler emekli olduğunda ne olacak?
Anabilim dalı başkanları nasıl olsa kendileri zamanında kadrolarını almışlar, üniversite yönetimleriyle ters düşmemek için sorunu hiç gündeme getirmiyorlar anlaşılan.
Üniversite yönetimleri de tıp fakültelerinde kadroları daha çok dâhili ve cerrahi branşlara veriyorlar.
Bu dallarda görev yapan hocalar, o kadro unvanlarını serbest çalışırken, muayenehanede ve özel hastanelerde de kullanıyorlar, ücretleri de bu durumda daha yüksek oluyor.
Nedense üniversite yönetimleri bu hususu görmek istemiyorlar.
Uluslararası üniversite sıralamalarında diğer üniversitelerimizin olduğu gibi tıp alanında geçmişte daha yukarılarda olan üniversitelerimiz de sürekli gerilere gidiyor.”
Özetin özeti: Herkes işini en iyi şekilde yapsa, zaten her şey çok daha güzel olacak ama en fazla çığırtkanlık yapanlar maalesef işini en kötü yapanlar!..

EtiketlerMEBYÖKÖSYM