Teknolojiye güvenmiyoruz ama asla vazgeçmiyoruz!

Eklenme Tarihi27.01.2018 - 23:04-Güncellenme Tarihi27.01.2018 - 23:04

Ne yârdan, ne serden vazgeçeriz diye bir söz var. Teknolojiye ve özellikle de dijital dünyaya bakış açımızda ondan farklı değil. Akıllı telefon ve internet kullanımında herkese nal toplatıyoruz.

Konuşma süresi ve dijital ortamda geçirilen süre açısından bakıldığında ya hep ilk sıradayız ya da ilk üçte!

Peki, bu kadar haşır neşir olduğumuz teknolojiye, ne kadar katkıda bulunuyoruz ve ne kadar güveniyoruz?

Bu yönde yapılan araştırmalar her defasında çarpıcı sonuçlar ortaya çıkartıyor. İşte onlardan biri daha...

Kişisel bilgiler!

Çocuklar teknolojiyle ne zaman tanışmalı diye sorulduğunda, genel kanının çocukların okula başladığı ilk yıllar olduğu görülüyor.

Öte yandan, her 10 kişiden 7’si okulların teknolojiyle ilgili yeterli eğitim vermediğini düşünüyor.

Teknolojik eğitimin yetersiz kalması, internet kullanım davranışlarında da kendini gösteriyor.

Araştırmaya katılanların geri dönüşleri gösteriyor ki insanlar internet ortamına fazla güvenmiyor.

Her ne kadar doğru şekilde kullanıldığında ciddi güvenlik sorunları oluşturmasa da fotoğraf ve lokasyon dâhil kişiye özel herhangi bir bilgiyi internette paylaşırken insanlar iki kere düşünüyor.

Sonuçlara bakıldığında, her 10 kişiden 7’si kişisel bilgilerini internette paylaşmayı, 6’sı ise internet alışverişi sırasında kredi kartı bilgilerini paylaşmayı güvenilir bulmuyor.

En şaşırtıcı sonuç, her 10 kişiden 6’sı fotoğraflarını dahi paylaşmak için interneti güvenli görmüyor. Bu nedenle insanlar fotoğraflarını herkese açık halde değil, sadece seçtikleri kişilerle paylaşmayı tercih ediyor.

Araştırmaya katılan her 2 kişiden 1’i Türkiye’nin dünya genelinde teknolojinin gelişmesinde ve ilerlemesinde az katkısı olduğunu düşünüyor. Diğer yandan, her 4 kişiden 1’i ise önemli katkılarda bulunduğunu düşünüyor.

Teknolojinin geleceği belirlediği günümüzde, halkımızın Türkiye’deki teknolojiye ve teknolojik eğitime bakışında kimi zaman iyimser kimi zaman da kötümser bakış açılarının hâkim olduğu görülüyor. Verilen devlet destekleriyle teknolojik yatırımların desteklenmesi, dünya genelinde teknolojiye katkılarımızı artırdığımız bakış açısını kuvvetlendiriyor. Diğer yandan, okullardaki teknolojik değişimin daha da hızlanması önemli bir beklenti olarak karşımıza çıkıyor. (NT Araştırma)

Bu böyle gitmez!

Dijital dünya aldı başını gidiyor. Özellikle de gençlerin yaşam alanı haline geldi.

Son 5 yılda dijital alışveriş Avrupa ve Amerika’da yüzde 53, bizde de yüzde 9 büyümüş. Daha da büyüyecek.

Lüks tüketim alanında 100 büyük firmanın dijital satışı 222 milyar dolara ulaşmış!

Nasıl ki bankanın, postanenin yolunu unuttuysak, çok yakında alışveriş merkezlerine gidenlerin sayısı da hızla azalacak.

Yapay zekâ geliştikçe, eğitimden alışverişe her şeyin çok daha kolayına, ucuzuna, hızlısına alışacağız ve biz bütün bunlar iyi mi, yoksa kötü mü diye tartışırken, kuşaklar arası yaşam tarzı daha da birbirinden kopacak!

Özetin özeti: Dijital dünyanın üreteni mi olacağız yoksa tüketeni mi? Daha da önemlisi, bilinçli kullananı mı olacağız yoksa esiri haline mi geleceğiz?

Etiketler