Turizmde artılarımız, eksiklerimiz ve zaaflarımız?

Eklenme Tarihi03.03.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi03.03.2019 - 8:15

Turizm cenneti olması gereken ülkelerden biriyiz.

Turizm için ne gerekiyorsa fazlasıyla var.

Tarih dersen tarih, kültür dersen kültür, mutfak dersen mutfak, deniz, kum, güneş dersen hepsinde fazlasıyla var.

Peki, dünya turizm pastasından yeterince pay alabiliyor muyuz?

Evet demek mümkün değil.

Evet, gelen turist sayısı bir artıyor, bir azalıyor, sonra tekrar artıyor ama hepsi o kadar.

Gereken patlama bir türlü gerçekleşmiyor.

100 milyon turist hayali kurmaya bile korkuyoruz.

Oysa, işten bile değil.

Yeter ki inananlar olsun ama başta sektörün kendisi inanmıyor!..

Paralı turist ve gelen turiste daha fazla para harcatma konusunda ise adeta başımızı kuma gömmüş durumdayız.

Ufak hesaplar, nedense hep büyük hayalleri gölgede bırakıyor!..

Hikâyemiz yok?

Turizm için ilginç hikâyeler şart.

Başka ülkeler, olmayan hikâyeler yaratıp turist çekerken biz elimizdeki hikâyelerin kıymetini bilmiyoruz.

Oysa, Anadolu’nun her karış toprağına en az onlarca hikâye düşer.

Çünkü on binlerce yıllık yaşanmışlık ve yüzlerce devletin, imparatorluğun, medeniyetin mirasçılarıyız.

Akan her çeşmenin, yenilen her yemeğin, gidilen her limanın, yüzülen her denizin, çıkılan her tepenin, yakındaki her köyün, açan her çiçeğin, dinlenilen her şarkının, içilen her içkinin, oynanan her oyunun, kutlanan her bayramın, festivalin, bir hikâyesi var ama onu bile anlatamıyoruz.

Neden? Çünkü, sürekli olarak, yaptığımız işi en iyi yapmanın değil,  birilerine yaranmanın ve günü kurtarmanın peşindeyiz!..

Tanıtım yanlış!

Turizm konusunda hemen her şey gibi tanıtım ve öncelikler de A’dan Z’ye değişmek zorunda.

Türkiye, artık, deniz, kum, güneş ve şiş kebap, rakı, balık tanıtımının çok ötesine geçmelidir.

Peki, neler mi öne çıkmalı?

Bu konuda kültürden sanata, alışverişin her türlüsünden, turizm çeşitliliğine kadar yeni enstrümanlar öne çıkartmalıyız.

Bu konuda giderek artan bir zenginliğe sahibiz ve turistlerin aradığı da onlar.

Peki, var olan değerlerimize yeni değerler katabiliyor ve bunları en iyi şekilde anlatabiliyor muyuz?

Evet demek mümkün değil.

Tesadüfen gidip gördüğümüz öylesine harika yerler ve zenginliklerimiz var ki, bugüne kadar ne tanıtan oldu, ne de sahip çıkan.

Tıpkı Kahramanmaraş gibi sade bir ürünüyle marka olabilecek o kadar çok kentimiz var ki, belediye başkanları kendilerini tanıtmanın ötesine geçip onları tanıtmaya hiç fırsat bulamıyorlar...