Üç tarafımız denizlerle çevrili ama...

Üç tarafımız denizlerle çevrili olmasına rağmen denizci bir ülke miyiz? Hayır.
Denizci bir millet miyiz? Hayır.
Beslenmemiz deniz ürünleri ağırlıklı mı? Hayır.
Ulaşımda önceliğimiz deniz mi? Hayır.
Denizlerimizi, göllerimizi, akarsularımızı temiz tutuyor muyuz? Hayır!
Tarihte olduğu gibi denizler hâkimi miyiz? Hayır.
Yüzme bilenimiz, yüzme bilmeyenlerimizden daha çok mu? Hayır...
Peki, o zaman, üç tarafımızın denizlerle çevrili olmasının, onlarca deniz ürünleri mühendisliği fakültemizin ve su ürünleri meslek yüksekokulumuzun bulunmasının kime, ne yararı var?
İsterseniz gelin önce şu satırları okuyalım, sonra fakülte ve yüksekokullarımız nerede, ona bakalım, daha sonra da gerçeklerle yüzleşelim...

Norveç örneği

“Bir süredir basında Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nde Sayıştay raporlarına yansıyan akademisyen ve öğrenci sayısı oranındaki tutarsızlık konu edilmektedir.
Evet, bu şekilde bakıldığında bir israf ve tutarsızlık söz konusu.
Ama acaba konuya bir de başka yönden bakmak gerekmez mi?
İnternette yaptığım araştırmada ülkemizde 15 üniversitede su ürünleri mühendisliği var ve de bunların tamamının 2018 yılındaki kontenjanı toplam 370 kişi. Acaba bu kontenjanların ne kadarı doldu bilemiyorum.
İşin gerçeği, bunların çoğu da boşta kalmamak için tercih etmiş gençlerdir.
Her fırsatta söyleriz; ülkemizin üç tarafı, dört adet denizle çevrili diye.
Hatta bu denizlerden biri tamamıyla bize ait.
Üç denizi birbirine bağlayan iki adet boğazımız var.
Bu denizlerin yanında pek çok gölümüz var.
Hatta bunlardan en büyüğü yöre halkı tarafından Van Denizi olarak isimlendiriliyor.
Irmaklarımızı saymıyorum.
Denizlerle, göllerle bu kadar iç içeyiz ama onlara aslında bir hayli de uzağız.
Aslında bir balık ve deniz canlıları cenneti olmamız gerekirken, kesinlikle bunlardan yeteri kadar yararlan-mıyoruz.
Çevre kirliliğinin yarattığı olumsuzluklar sonucu denizlerdeki, göllerdeki ve ırmaklardaki kirlenmenin yarattığı etkilerin yanında, bir taraftan da bilinçsizce ve aşırı şekilde yapılan avlanmalarla balık neslini hızla tüketiyoruz.
Bugün balıkçılıkla uğraşan insanların çok büyük kısmı bu işi son derece ilkel metotlarla yapmakta ve ancak zar zor karınlarını doyurabilmektedir.
Marketlerdeki balık tezgâhlarında satılan balıklara bakıyoruz; dünyanın dört bir tarafındaki denizlerin ithal balıklarını görüyoruz.
Nüfusu 5.3 milyon olan (yani bizim 1/15’imiz kadar) Norveç ekonomisinde balıkçılık en önemli gelir kaynaklarından biridir.
Bu acı gerçeği acaba kimler, ne zaman görecek?
Su ürünleri mühendisliği üniversite sınavı sonucunda boşta kalmamak için yazılan bir yer olmaktan çıkarılmalı ve bir an önce gerekli önem verilmelidir diye düşünüyorum.”

Hangi üniversitelerde?

Su ürünleri mühendisliği bulunan üniversiteler: İskenderun Teknik, Sinop, İzmir Kâtip Çelebi, Mersin, Ankara, Atatürk, Fırat, Muğla Sıtkı Koçman, Recep Tayyip Erdoğan, Çukurova, Ankara, Akdeniz, Isparta Uygulamalı Bilimler, Çanakkale Onsekiz Mart, Ege, Van Yüzüncü Yıl.
Su ürünleri meslek yüksekokulları da şu üniversitelerde bulunuyor: (Bu okulların çoğu, merkez kampüste değil ilçelerde. Örneğin Fatsa’da, Kâhta’da, Silifke’de)
Marmara, Ege, Fırat, KTÜ, Sıtkı Koçman, Yalova, Çukurova, Sinop, Adnan Menderes, Tunceli, Recep Tayyip Erdoğan, Süleyman Demirel, Mustafa Kemal, Adıyaman, İnönü, Ordu, Çukurova, Kocaeli, Mersin.
Yaşadığımız topraklar hemen her açıdan öylesine değerli ki hâlâ kıymetini anlayamadık, hâlâ var olan değerlerimizi değerlendireceğimize, olmayan hayallerin peşinde koşuyoruz!
Özetin özeti: Deniz hayattır, deniz zenginliktir, deniz kültürdür, deniz güçtür, deniz her şeydir ama farkında olanlar için!..