Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Üniversite sınavları için başvurular dün başladı!

3 milyona yakın başvuru bekleniyor.

Ve yine yüz binlerce kontenjan boş kalacak! Çünkü işsizlik sıralamasının en tepesinde hâlâ üniversite mezunları var!

Çok daha önemlisi, 20 yıl sonra bugünkü mesleklerin yüzde 70’i yok olacak ama bu durum başta MEB, YÖK ve üniversiteler olmak üzere kimsenin umurunda değil.

Eski tas, eski hamam yola devam!

Geleceğin mesleklerine yönelik olarak kim hangi adımı atıyor? Ara ki bulasınız!

Diplomalı işsizler kervanına katılmak için harcanan onca emeğin, paranın, yitirilen heyecanın, yok olan hayallerin nedenini anlayan var mı?..

Peki ya yaşanmayan çocukluğun, yitip giden gençliğin hesabını kim verecek?

Umut tacirliğine devam etmeye edelim de bu gidişatın, kapattık dediğimiz ama artarak devam eden dershaneler dışında kazananı var mı?

Yuh olsun hepimize...

Kenetlenme zamanı!

2020’ye, maalesef, çok da keyifli girmedik.

Canımızı yakan haberler peş peşe geliyor.

Önce depremler, sonra şehit haberleri, çığ felaketi ve uçak kazası.

Dış politikada yaşananlar ise tam anlamıyla kaypaklık. Bu dünyada dost ve müttefik bulmak hiç de kolay değil!..

Canımız yanıyor hem de çok yanıyor ama ona rağmen her zamankinden çok daha güçlü bir şekilde dimdik ayakta durmak zorundayız.

Neden? Çünkü zayıflamamızı, demoralize olmamızı isteyenlerin sayısı güçlü olmamızı isteyenlerden çok daha fazla!

Hatalarımız, ihmallerimiz yok mu?

Fazlasıyla vardır ama şu an onları sorgulama zamanı değil.

Acılarımızı saralım, sonra her ne gerekiyorsa onu yapalım.

Soralım, sorgulayalım, eleştirelim ama önce şu derin yaraları saralım.

Sadece bizde değil, dünyanın her yerinde zor günler yaşanıyor. Yaşanacak da.

Tıpkı depremle olduğu gibi, felaketlerin her türlüsüyle yaşamayı da öğreneceğiz. Ona göre tedbirler alacağız. Referansımız da her zaman için akıl ve bilim olacak.

Afetler konusunda yelpazeyi genişletmek zorundayız. Çünkü hemen her gün yeni bir afetle karşı karşıya kalıyoruz ve günümüzün en büyük sorunları hep Coğrafya kökenli.

Peki, MEB ve YÖK olarak dersi yok etmeye çalışmanın ötesinde ne yapıyoruz?

Örneğin, hemen her gün her yerde deprem oluyor. Orman yangınları her ülkenin olduğu gibi bizim de en önemli sorunumuz! Çığ felaketi onlarca şehit aldı. Küresel ısınma dünyanın en büyük derdi. Kuraklık olmasın diye dua ediyoruz. Heyelanlar da artık yaşamımızın bir parçası haline geldi. Son uçak kazasına neden olan “kuyruk rüzgârı” da yine bir atmosfer olayı!

Böylesi bir ortamda, Coğrafya dersinin kapsamını ve süresini artırmak yerine, yok etmeye çalışmaya, geleceğin mesleklerine yönelik duyarsızlığa da artık bir son verilmeli!..

Zor günlerde kenetlenen bir ülkeyiz ve bu birlikteliğimizi hiç kimse ve hiçbir şekilde bozamaz. Bu dün de böyleydi, bugün ve yarın da böyle olacak.
Bunu herkes böyle bile! Ama bu arada ne olur geçmişten, yaşananlardan ders alıp geleceği ona göre inşa edelim!..

Sahipsiz öğretmenler

Her meslek çok önemlidir ama bazıları var ki aynı zamanda kutsaldır. Öğretmenlik de onlardan biri. Çünkü onlar çocuklarımızın ve geleceğin mimarı!

Onlar ne kadar mutluysa, güçlüyse, huzurluysa, donanımlıysa, geleceğimiz de o kadar aydınlık olacaktır.

Öğretmenlerin dışlandığı, hırpalandığı, korumasız bırakıldığı bir düzenin mutlaka sorgulanması gerekir.

Öğretmene saygı, sevgi, itibar ve yasal koruma kalkanı yoksa, hiç kimse çocuğu ve kendisi için daha fazlasını beklemesin!..

Özetin özeti: Zor zamanlardan geçiyoruz ve yaşadığımız sorunlar hiç azalmayacak, tam tersi daha da artacaktır. Bu yüzden kabahatli aramak ya da isyan etmek yerine, onlarla mücadele etmeyi ve birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz!..