Üretim liseleri

Eklenme Tarihi12.05.2019 - 1:30-Güncellenme Tarihi12.05.2019 - 8:36

İmam hatipler gibi diğer liselerin ortaokul bölümleri yeniden açılmalı. Hatta eğitim sistemi sil baştan düzenlenmeli. Çünkü tıpkı kesintisiz 8 yıllık eğitim gibi 4+4+4 modeli de tutmadı. Tutmayacak da!..

Üzerinde yeterince kafa yorulduktan sonra, geleceğe yönelik yeni bir sistem oturtmak zorundayız.

Örneğin okul öncesi eğitim kesinlikle zorunlu hale gelmeli. 5, 6 yıllık bir ilkokul eğitiminden sonra 2,3 yıllık yönlendirici ortaokullar ve devamında da 3 yıllık bir lise eğitimi yeter de artar.

Meslek yüksekokulları, üniversitelerden bağımsız hale getirilerek 1 ila 4 yıl arasında değişen modüler bir sisteme sahip olmalı, üniversitelere de Avrupa’da olduğu gibi 3+2 sistemi getirilmelidir.

Biraz daha açacak olursak, 1, 2 yıllık okul öncesi eğitimden sonra, 5, 6 yıllık ilkokul gelmeli ve ardından da öğrenciler, ilgi, yetenek ve başarılarına göre, akademik, mesleki, spor, sanat, tarım veya imam hatip ortaokullarına yönlendirilmelidir.

Örneğin fen liseleri, Anadolu liseleri ya da kolejlere gidecek öğrenciler, bu okulların ortaokullarına, meslek liselerine gidecek olanlar da daha fazla geç kalmadan mesleki ortaokullara yönelerek boşa kürek çekmekten kurtulabilirler.

Şu anki sisteme göre, liseden mezun olan gençlerimizin hiçbir donanımı bulunmuyor. Akademik eğitim yerlerde sürünüyor, meslek lisesi mezunları da dahil hiçbirinin yetkin bir becerisi yok. Üniversiteyi kazanamadıklarında ya da gitmekten vazgeçtiklerinde, vasıfsız eleman olarak adeta ortada kalmaktalar...

Bu süreçte meslek yüksekokullarının kesinlikle yeniden yapılanmaları gerekiyor. Dünyada fazlasıyla örnekleri var.

Bugünkü halleriyle, dış kapının mandalı konumundalar ve üniversiteler tarafından kambur olarak görülüyorlar. Pek çoğu da bulundukları kasabalara ya da vakıf üniversitelerine ekonomik canlılık kazandırsın diye açıldığı için kuruluş amaçlarının çok uzağındalar.

Tıpkı meslek liselerinde olduğu gibi meslek yüksekokulları da, sanayi ve ticaret odalarıyla iç içe olmalı. Öğrenim maliyeti, staj, müfredat programları, meslek çeşitliliği, kalifikasyon ve en önemlisi de nereye açılacaklarına, siyasilerin ve YÖK’ün keyfi tercihlerine göre değil, yerel dinamiklerle birlikte           hareket edilerek karar verilmelidir.

Yoksa mesleki eğitim meselesi tekerlemesi, kulaklarda hoş bir sada bırakan masalın ötesine geçemez. Geçemiyor da!..

Üniversitelere gelince:

Öğrenmenin, okul ve kütüphaneden daha çok dijitale taşınacağı gelecekte, 3, 4 yıllık öğrenim süresi, kesinlikle azalacak. Bunun tartışmaları çoktan başladı.

Mesleki imza yetkisi ve kamusal görevlerde eğitim süresi aynen kalacak diğerlerinde ise kısalacak. Neden mi? Çünkü bu süre, gençlere uzun geliyor! Ve onları yakalayamayan bir sistemin ayakta kalması mümkün değil. Kontenjanların, artan bir şekilde boş kalması biraz da bu yüzden...

Peki, Türkiye böylesi bir değişimi yaşamak zorunda mı? Kesinlikle evet.Ufukta böylesi bir değişimin sinyalleri ve hazırlığı var mı? Kesinlikle hayır!

Özetin özeti: Suni gündemlerden kurtulup, gerçek dünyaya, gerçek gündeme dönme zamanı hâlâ gelmedi mi?..