MEB, birileri kendi- sine Yapboz Bakanlığı dediğinde çok bozuluyor.
Oysa böyle durumlarda, söyleyene değil, söyletene bakmak gerekir.
MEB’in hiçbir kararı yok ki tartışılmasın, revize edilmesin.

TEOG’u bir gecede kaldırdılar, yerine sistem getiremediler.
Revize ettikleri sistemi de sürekli revize etmek zorunda kalıyorlar.
Dün yanlış dedikleri ve kaldırdıkları ne varsa bugün geri getiriyorlar...
Sınavlar, müfredat programı, özlük hakları ve diğer konularda durum böyle de okul isimleri konusunda farklı mı?
Tokat’ta, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele karşıtı bir Şeyhülislam’ın ismi bir imam hatip lisesine verildi.
Gazeteler manşet yapıp tepkiler artınca, anında ismini değiştirip, bu kez bir şehidimizin adını verdiler.
Peki, bu işler bu kadar kolay mı?
O ismi okul müdürü vermedi! İl ve İlçe Milli Eğitim müdürlerinin, valinin, yerel yönetimlerin ve çok daha önemlisi, MEB’in izni olmadan böyle bir ismin verilmesi mümkün değil.
Tabela şimdilik indirildi ama bu ismi verenler, verilmesine sesiz kalanlar ve bu ismi onaylayanlar nerede?
Tıpkı sınav ve eğitim sistemini yapboz tahtasına çevirenler gibi, cezalandırmak bir yana, yakında hemen hepsi terfi alırsa hiç şaşırmayın!
Okulsuz eğitim!
Açık ve uzaktan eğitim alanların sayısı 5 milyonu geçti!
“Okullar olmasa Maarif’i ne güzel idare ederdim” diyen Osmanlı Maarif Nazırı Emrullah Bey’in söylemini görünen o ki adım adım hayata geçiriyoruz.
Okulsuz, öğretmensiz, arkadaşsız eğitim yapan milyonlara gelecek yıllarda çok daha fazlası eklenecek. Çünkü mahallelerinde gidecek okul bulamayan öğrencilerin tek adresi, yine açık ve uzaktan öğretim olacak!
Oysa açık ve uzaktan eğitim, dünyanın her yerinde, zorunlu eğitim çağındaki çocuklara değil, zamanında eğitim olanağı bulamayan yetişkinlere hizmet veriyor.
Zorunlu eğitimi, 5’ten 8’e, 8’den de 12 yıla çıkardık ama devamını getiremedik.
Başkaları ne der bilmiyorum ama bugün için Türkiye’nin en önemli sorunu, lise ve üniversite giriş sınavlarının nasıl olacağı değil, okuma çağında olup da okul dışında kalan bu 5 milyon öğrencidir!..
Önyargısız bakış!
Kendi kendimizi eleştirmeye gelince, mangalda kül bırakmayız ama dışarıdan biri bize laf ettiğinde, kıyametler kopartırız.
PISA Direktörü’nün söyledikleri çok tartışıldı.
MEB ve MEB gibi düşünenler veryansın etti.
Vayyy, o kim oluyor da bizi eleştiriyor, bizim zaten bildiklerimizi bize anlatıyor diyenler oldu.
Söylediklerinin can alıcı noktası, eğitime siyasetçilerin değil, eğitimcilerin yön vermesi ve değişen dünyaya ayak uydurmamız gerektiğiydi ama bunu bile hazmedemedik.
Yeni ne söylüyor ki diyenlere, peki MEB, daha önce tu kaka ilan ettiği sistemleri geri getirmenin ötesinde yeni olarak ne yapıyor ki diye sormak gerekir!
Kısacası, eğitimin sorunları didişerek değil, ortak değerlerde buluşarak çözülür. Bunun yolu da her şeyi en iyi ben bilirim, ben yaparım dayatmacılığından vazgeçip, her görüşü dinleyip, dikkate almaktan geçer!
Kimin haklı, kimin haksız olacağını da o, bu, şu değil, zaman gösterecektir!..
Özetin özeti: Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğini zerre kadar da olsa önemsiyorsak, eğitimi artık ciddiye almak zorundayız!
Etiketler