Yazılı basın öldü mü?

Eklenme Tarihi06.03.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi05.03.2018 - 23:57

Yazılı basına yani gazetelere, dergilere ve hatta kitaplara ömür biçenler çok oldu.

Olmaya da devam edecek.

Tıpkı robotların, insanların sadece işlerini değil, yönetim güçlerini de ellerinden alacağını iddia edenler gibi...

Evet, dünya değişiyor, hem de çok hızlı. Ama hiçbir değişim, insani değerlerin önemini kaybettirmiyor.

Olağanüstü yeteneklere ve başarıya sahip kişi ya da şirketler, ne kadar büyürlerse büyüsünler, eninde sonunda, insani değerlerin farkına varıyor ya da varmak zorunda kalıyor. Yoksa ya sıradanlaşıyor ya da unutulup gidiyorlar!

Haber dergileri içine düştükleri kısır döngü ve öngörüsüz yöneticiler yüzünden battı gitti.

Gazeteler sürekli tiraj kaybediyor! Çünkü okuyacak makale, röportaj, araştırma ya da farklı bir analizle karşılaşmanız mümkün değil. Siyasetle yatıp, siyasetle kalkıyoruz.

Eskiye göre çok daha tembeliz. Zor olanı değil, kolay olanı tercih edip, mazeretlerin arkasına saklanıyoruz.

İnandığı bir konuda mücadele verenimiz yok gibi. Olanlar da bir şekilde, arada kaybolup gidiyor!

PERYÖN dergisi

Gazetedeki masam, Demirel’in masası gibi. Yığınla kitap var.

Her ne kadar iki üç ayda bir tasnif edip, okullara göndersem de gelenlerin ardı arkası kesilmiyor.

Yani basılı belgelerin azaldığı falan yok!

Tamam, dijital medyanın hiç tartışmasız bir üstünlüğü söz konusu ama onlar bir tıkla geldiği gibi, bir tıkla anında uçup gidiyor. Gazete ve dergiler ise kalıcı. Çevirip, çevirip bir daha bakıyor, kitaplara ise kaldığı yerden devam ediyorsunuz.

Dijital medya dünyanın her yerinde var. Hatta bizden daha fazlasına, daha hızlı ulaşabiliyorlar. Ama ona rağmen, gazete, dergi ve kitap satışlarında, bizdeki gibi dibe vurmalar yaşanmıyor! Çünkü onlar okumayı, biz bakmayı seviyoruz! Türkiye İnsan Yönetimi Derneği’nin uzun yıllardır çıkardığı, iki ayda bir yayımlanan Popüler Yönetim dergisi PY, son sayısında yine dopdolu. Önceki sayıları gibi, yine en uzun elimde kalan dergilerden biri oldu. Öylesine dikkat
çekici yazılar ve röportajlar var ki profesyonel işi bu olan bizler, neden daha iyisini yapamıyoruz diye kıskanmadım desem yalan olur.

İş ve çalışma yaşamında, sadece ülkemizde olup bitenleri değil, dünyadaki gelişmeleri de farklı bir pencereden izliyorlar. Zerre kadar siyaset olmadığı için de her konuyu ayrıntılarıyla işleyebiliyorlar.

Bu sayının kapak konusu kadınlar, araştırma, röportaj ve makalelerin önemli bir kısmı da Dünya Kadınlar Günü nedeniyle onlara ayırılmış.

Güldem Berkman ile yapılan röportaja bayıldım. “Türkiye’nin en güçlü kadınları” listesindeki yerini 10 yıldır koruyan bir isim. Dünyanın en önemli firmalarında hep zirveye oynamış, çok da başarılı olmuş, ayakta alkışlanması gereken yüzlerce kadınımızdan biri. Neden artık böylesi keyifli röportajlar
gazetelerde yer almaz ki!

Annelik mükemmel bir kariyer için ayak bağı mı? Kesinlikle hayır. Bunu da kolaya kaçıp lafla değil, canlı örnekleriyle anlatmışlar.

İşsizlik ve çözüm arayışları neredeyse her sayılarının ana konusu. Bir önceki sayıda da robotlar işimizi elimizden alırlar mı sorusuna cevap arayıp, yok olup gidecek olanlardan geleceğin mesleklerine kadar geniş bir meslek analizi yapmışlardı.

İş’e Dokunan Sözler köşesinde ise iş yaşamına, kariyer, eğitim, insani değerlere yönelik sözler yer alıyor ki her biri kitap ağırlığında!

Özetin özeti: Yazı ve yayımcılık insanlık tarihinin en önemli icatlarındandı, öyle kalmaya da devam edecek!