Eğitim, hiç bu kadar dibe vurmamıştı.

Üniversite diye can atan, ceketimi satarım çocuğumu mutlaka okuturum diyen bir ulus, adeta üniversiteden kaçar hale geldi.

Okul öncesinden doktoraya her şey mercek altına alınmalı, özellikle de üniversite giriş sistemi, acilen masaya yatırılmalıdır!

Üniversite sınavlarına, bu yıl, 2 milyon 265 bin aday başvurdu; iyi bir gelecek için eğitim şart dedi. Peki, o zaman her üç kontenjandan biri niye boş kaldı? Öngörüsüzlük, planlama hatası ve en önemlisi de, üniversite diplomasının, belirli alanlar dışında, gençlerin gözünde, artık hiçbir değer taşımaması!

İşte gerekçeleri

2017 üniversite sonuçları, Türk yükseköğrenimine yön veren tüm kurumların iflas ettiğinin açık bir göstergesidir. Çünkü, adaylar ne istediğini ve geleceği görememişlerdir!

Her kontenjan, on binlerce liralık yatırım ve kadro tahsisi demek. 322 bin boş kontenjanın karşılığı da yüz milyonlarca liralık kaynağın heba olması anlamına geliyor.

Hiç kimse çıkıp da bu durum, bize mali yük getirmez demesin. Çünkü yalancı çoban durumuna düşerler. Bu süreç, bize şunu gösterdi:

- Siyasetçiler, popülist bir politika izleyerek, hiç açılmaması gereken yerlere de üniversite açtılar. Tek tercih almayan, tek öğretim üyeli fakülteler, yüksekokullar var!

- YÖK, siyasete karşı dik duracağına, siyasetin emrine girerek, plansız, programsız açılan bu üniversitelere, fakültelere ve bölümlere, öğretime başlama izni verdi.

- ÖSYM, kontenjanların doldurulması için hiçbir çaba göstermedi. Tam aksine, öğrencilerin üniversiteden soğumaları için elinden ne geliyorsa onu yaptı. Kendi dukalığını kurup, cankurtaran değil, can yakan oldu!

- Siyasi irade, yükseköğretimdeki okullaşma oranlarını artırmada ciddi bir destek verdi ama sonrasını zerre kadar takip etmedi. Yatırımlarda referans, akıl ve bilim değil siyaset oldu.

- MEB, eğitimi bir bütün olarak görüp, insan gücü ve kariyer planlaması konusunda bir kez daha sınıfta kaldı.

- Ekonomiye yön veren, kıt kaynaklarının önemli bir kısmını eğitime ayıran Maliye, harcadığı paranın hesabını sormadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dikkat çektiği, eğitimin ve bilimin gücünü asla göremedi! Kaynak savurganlığına dur diyemedi!

- Dünyanın en iyi üniversitelerine sahip ülkelerde bile, kayıt başına üniversitelere bütçe ayrılırken, biz, kontenjanları boş ya da dolu demeden, hep aynı bütçeyi vermeye devam ettik. Bu da üniversiteleri tembelleştirdi, doluluk oranlarının artması için değil, adeta boş kalması için çaba göstermelerine neden oldu.

- Üniversiteler kendilerini yenileyemedi. Yüz binlerce diplomalı işsizin olduğu alanlarda benzeri bölümler açtı. Bu da onların iflası oldu.

- YÖK, özellikle vakıf üniversitelerinde şişirilmiş kontenjanlara ve burs aldatmacasına seyirci kaldı. Bu üniversitelere çeki düzen vermedi. Öğrencilerin kandırılmasını, görmezden geldi! YÖK ve siyasi irade, yükseköğretimdeki okullaşma oranını, AB ülkelerinin seviyesine çıkarma konusunda niteliğe değil, sayısal verilere odaklandı. Üniversite ve öğrenci sayısı, şişirildikçe şişirildi. Sonrası hiç düşünülmedi!

Bu kara tablo için benzeri yüzlerce tespit yapmak mümkün. Şu saatten sonra, kabahatli arama yerine, zaten bilinen sorunlara, nasıl çözüm buluruz, asıl ona kafa yormalıyız. Çünkü, heba olan hayaller ve kaynaklar, bizi geleceğe taşıyacak olan en değerli milli servetimizdir.

Onların gözümüzün önünde mum gibi eriyip yok olmalarına seyirci kalamayız, kalmamalıyız da... Bu konuda bir Meclis araştırması da olabilir, YÖK araştırması da. Yeter ki sonuç üretilsin. Çünkü bu, böyle gitmez!.. Baksanıza, hâlâ, ÖSYM’ye bir başkan bile bulamadık!..

3. yerleştirme

320 bin kontenjanın boş kalmasında, pek çok hatanın yanı sıra teknik öngörüsüzlükler de var. Örneğin, bazı puan türlerinde, kaliteyi artırmak için getirilen baraj nedeniyle yeterince aday yoktu! İşte bu yüzden hakkaniyet ilkeleri çiğnenmeden getirilecek yeni kurallarla 3. bir yerleştirmeye yeşil ışık yakılmalıdır. Bu daha önce oldu. Yine olabilir. TBMM’ye verilen bir soru önergesine göre, son üç yılda 400 bin öğrenci üniversiteyi bırakmış! Ve şu anda, işsizlik sıralamasının en tepesinde üniversite mezunları geliyor!

En önemli tespit ise batılı ülkelerde eğitimi yapılan tanımlanmış meslek sayısı 15 bini bulurken, bizde bin tane bile değil! Yani, üniversitelerde çok ciddi bir yeniden yapılanmanın ve geleceğe yönelik insan gücü planlamasının zamanı geldi.

Özetin özeti: Eğitime şaşı bakmak ve oluşan kapkara tabloyu görmezden gelmek, ülkemize bir şey kazandırmaz, özellikle de iktidara. Hükümet, YÖK, üniversiteler ve ÖSYM, Cumhurbaşkanı’nın son konuşmasına göz atıp, gereğini yerine getirsinler yeter!.

 

Etiketler