Yediden yetmişe sınav manyağı olduk.

TEOG’da, Milli İzleme Sınavı (MİS) tartışılıyor. Daha şimdiden alay konusu oldu.

YÖK Başkanı Saraç’ın dün açıkladığı yeni üniversiteye giriş sisteminin ne olduğunu ise anlayan yok!

Üçte biri sınavdan önce, tamamı da birkaç yıl içinde tümüyle kalkarsa, hiç şaşırtıcı olmaz!

Peki, önceki sınavlardan ne farkı var?

YÖK Başkanı Saraç sadeleştirdik diyor ama ölçme ve yetkinlik açısından bakıldığında, çok yüzeysel denilebilir.

Neden kalıcı olmaz?

İşte bazı tespitler:

- Puan sayısının azaltılması iyi oldu ama çok azaltılmış, bu da pek çok sorunu beraberinde getirecek. Örneğin, sağlıkla ilgili meslek yüksekokullarına girişte fen dersleri dikkate alınmayacak!

- Eşit ağırlıklı puanın hesaplanmasında tarih ve felsefe gurubu derslerinin yok sayılması hiçbir şekilde kabul edilemez.

- İlk güne tüm sınavları koyup, ikinci günün adeta boş bırakılması çok yanlış.

- 2 milyon 300 bin adaydan en fazla 100 bini yabancı dil sınavına giriyor, yani adayların yüzde 90’dan fazlası için ikinci günün hiçbir anlamı yok. TYT ve yabancı dil ilk gün, sayısal ve sözel de ikinci gün yapılsaydı, çok daha iyi olurdu.

- TYT’de 150, 180, 200 barajları var. Ve bu sınavın değerlendirmesini sınav anında adayın yapması isteniyor. Bu durum öğrenciler üzerinde yoğun baskı yaratacak! Kaldı ki ortalama ve standart sapmalar yani diğer adayların başarı düzeyleri bilinmeden, kaç soru yaparak barajı aşmanın mümkün olacağını tahmin etmek çok zor..

- Basit bir sınav olursa 80 sorudan 30’unu yapan 180 barajını aşabilir ama zor olursa 10 soru da yetebilir.

- Açık uçlu soru hangi sınavlarda olacak? Hangi testte kaç soru var ve içerikleri nasıl olacak?

- Fen derslerinin çoğu gibi YKS, EA’da tarih, felsefe, psikoloji, sosyoloji yok sayılıyor. Bu sınav mı, ölçme ve yetkinlik derecesi yüksek sınav?..

Ne kadar adil?

- Meslek liseleri ile imam hatipler yine unutulmuş, gördükleri onca ders boşuna, yine fen liseleriyle yarıştırılacaklar ve yine nal toplayacaklar.

- Ortaöğretim başarı puanlarının hesaplanmasında değişikliğe gidilmemiş. Oysa asıl sıkıntı orada yaşanıyordu. Hormonlu notlara karşı ne önlem alındı? Hiç!

- Soruların azlığı yığıl- malara neden olmayacak mı?

- Ücretler ne olacak? Barajı aşarım diye tüm sınav ücretlerini yatıran bir öğrenci, barajı aşamazsa parası iade mi edilecek?

- Aday, sayısal ağırlık çalıştığı için TYT’de 179, YKS sayısalda 350 puan alırsa ne olacak? Barajı aşamadı diye puanı hesaplanmayacak mı?

- Eskiden YGS’ye iki milyon, LYS’ye de bir milyon civarında aday giriyordu. Şimdi adayların tamamı hem TYT’ye hem de YKS’ye girmeye zorlanmayacak mı?..

- 200 puan alan, isterse gelecek yıl TYT’ye girmeyecekmiş. Aşanlar girmez deniliyor. Bekleyip göreceğiz. Bir puanda on binlerce kişi yer değiştirirken kim şansını denemek istemez ki! 

Bu yeni sistem, daha nitelikli öğrenci seçmeyeceği gibi yükseköğretimin kalitesini de artırmayacaktır.

Ha bu arada, hani öğrencilerin sosyal beceri ve kazanımları da dikkate alınacaktı?..

Özetin özeti: YÖK cephesinde değişen hiçbir şey yok! Gençlerle dalga geçmeye devam ediyorlar! Peki, bu işe MEB ve üniversiteler ne diyor? Bir çift laf etseler şaşarım zaten!

EtiketlerMEBYÖK