›› Bakan Kılıç, 18 Temmuz’da Türkiye’de yapılacak ve 97 ülkeden, 5 bin 226 katılımcının yer alacağı İşitme Engelliler Olimpiyatları’nın (Deaflympics) tarihin en geniş katılımlı 

organizasyonu olduğunu söyledi...

›› Kılıç, “Olimpiyat oyunlarını 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden sonra ‘Türkiye güvenli bir ülke değil’ bahaneleriyle elimizden almaya çalışanlar oldu. Fakat onların hepsi şimdi katılımcı olarak geliyor” dedi...



Dünyanın 3. büyük organizasyonu olan İşitme Engelliler Olimpiyatları (DEAFLYMPICS) 18 Temmuz’da Türkiye’de yapılacak. 97 ülkeden, 3 bin 148’i sporcu olmak üzere toplam 5 bin 226 katılımcının yer alacağı Samsun 2017, Deaflympics tarihinin en geniş katılımlı organizasyonu olarak tarihe geçecek. FETÖ’nün dış bağlantıları ve 12 gün sürecek olimpiyatlarla ilgili Milliyet’e konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, “15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden sonra olimpiyat oyunlarını ‘Türkiye güvenli bir ülke değil’ bahaneleriyle elimizden almaya çalışanlar oldu. Fakat onların hepsi şimdi katılımcı olarak geliyor. Oyunlar tarihinde en yüksek katılım Samsun’a olacak. Ülke sayısı açısından da sporcu katılımı açısından da Türkiye ve dünyada en yüksek katılımlı olacak. Tarihi bir rekor kırıyoruz. Tarih yazıyoruz. Organizasyonumuzla da iyi bir ders vereceğiz. Organizasyon, ev sahipliği ve misafirperverlik açısından ülkemizi geçecek başka bir ülke yok” dedi. Avrupa’nın ve Almanya’nın kendini kontrol etmesi gerektiğini belirten Kılıç, FETÖ’yü ülkelerin barındıranların da hatalarını çabuk göreceğini söyledi. 
Milliyet’i Samsun 2017 olimpiyatlarının maskotu olan “Çakır” ile makamında ağırlayan Kılıç, sorulara şu yanıtları verdi: 
Samsun’da yapılacak olimpiyatların önemi nedir?
97 ülkeden, 3 bin 148’i sporcu olmak üzere toplam 5 bin 226 katılımcının yer alacağı Samsun 2017, Deaflympics tarihinin en geniş katılımlı organizasyonu olarak tarihe geçecek. 18 Temmuz’da yeni 19 Mayıs Stadyumu’ndaki açılış seremonisiyle başlayacak. 23. Yaz İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunları, 30 Temmuz’da Mustafa Dağıstanlı Spor Salonu’nda düzenlenecek kapanış seremonisiyle sona erecek.
Deaflympics 2017’de yer alan 21 farklı spor dalının tamamında mücadele edecek olan Türkiye, oyunlarda 294’ü sporcu olmak üzere 416 kişilik bir kafileyle yer alacak. Milliler, Samsun’a 580 kişiyle gelen Rusya’nın ardından en kalabalık kafile olarak dikkat çekiyor. Tam 6 kıtadan ülkelerin temsil edileceği Samsun 2017’ye, en yüksek katılım 2771 kişi ile Avrupa’dan geliyor. Avrupa kıtasında yer alan ülkelerin toplam sporcu sayısı ise 1543. Avrupa’nın ardından en kalabalık kıtalar ise sırasıyla Asya, Güney Amerika, Afrika, Kuzey Amerika ve Okyanusya.
‘İşaret dili eğitimi verildi’
Olimpiyatlara Türkiye nasıl hazırlandı?
‘Sesimiz Spor’ sloganıyla yola çıkan Samsun 2017, gönüllü personelleriyle de dikkat çekiyor. Organizasyonda görev yapacak toplam gönüllü sayısı 1500. Sporculara ve kafilelere kaliteli bir hizmet sunabilmek için gönüllülere, 19 Mayıs Üniversitesi’nde bulunan öğretim görevlilerine, organizasyonda yer alacak tercümanlara, sağlık, emniyet ve spor il müdürlüklerine, il jandarma komutanlığına, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) personellerine, AVM çalışanlarına, basın mensuplarına, hakemlere, Türk Hava Yolları (THY) kabin memurlarına ve yer hizmetleri görevlilerine, organizasyon komitesi departmanları ve konaklama personellerine uluslararası ve Türk işaret dili eğitimleri verildi. Gönüllü personellerin yanı sıra; 96’sı işitme engelli olmak üzere toplam 216 delegasyon asistanı da Samsun 2017 süresince müsabaka ve organizasyonlarda görev alacak. 21 spor dalında madalyaların sahiplerini bulacağı Samsun 2017’de, müsabakalar şehrin 8 farklı ilçesinde gerçekleştirilecek. 
‘Tarihi rekor kırıyoruz’
Olimpiyatların Türkiye’de yapılmasına karşı çıkan ülkeler oldu mu?
Olimpiyat oyunlarını 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden sonra ‘Türkiye güvenli bir ülke değil’ bahaneleriyle elimizden almaya çalışanlar oldu. Fakat onların hepsi şimdi katılımcı olarak geliyor. Oyunlar tarihinde en yüksek katılım Samsun’a olacak. Ülke sayısı açısından da sporcu katılımı açısından da Türkiye ve dünyada en yüksek katılımlı olacak. Tarihi bir rekor kırıyoruz. Tarih yazıyoruz. Organizasyonumuzla da iyi bir ders vereceğiz. Organizasyon, ev sahipliği ve misafirperverlik açısından ülkemizi geçecek başka bir ülke yok. Oyunlar tarihinde de en misapirferver olimpiyatlar olacak. En fazla branş, en fazla sporcu ve en fazla ülke katılımıyla yeni bir rekor kırıyoruz. 

‘Kahramanlar 275 bin kişi ile buluştu’

15 Temmuz sonrası projeniz olan ‘İçimizdeki Kahramanlar Programı’ ne kadar insanla buluştu?
15 Temmuz gazilerimiz Türkiye’de 1 yıldır tüm illere gittiler. Büyük ilçelerde de yapılıyor. 108 program yapıldı. Avrupa’da da yapıldı. 275 bin vatandaşımızla buluştular. 15 Temmuz gecesi neler yaşadıklarını tecrübelerini aktarıyorlar. Ortaya koydukları direnişi, yakınlarının nasıl şehit olduklarını ve neler yaşadıklarını anlatıyorlar. Çok başarılı bir program olduğunu düşünüyoruz. 1 yılı doldurdu. Artık farklı bir formata geçilecek. Aynı zamanda kayıt altına alındığı için tarihe düşülen bir not. Şimdi bir de kitabı hazırlanacak. Orada anlatılanlar konacak. 

‘Avrupa kendini kontrol etmeli’

Almanya’da yapılan G20 zirvesinde olaylar çıktı. Alman polisininin tavrı tartışıldı...
Almanya’daki G20 zirvesindeki görüntüleri hep beraber izledik, gördük. Orada birtakım vandallar ve teröristler çıkıp bütün sokakları birbirine kattı. Arabalar yakıldı. Dükkanlar yağmalandı. Ve polis çok ciddi anlamda bir müdehalede bulundu. Hatta bir internette gördüm, ‘basın özgürlüğü bitti hadi hepiniz evinize’ diyor. Böyle bir şey de var. Bazı siyasilerin açıklamaları da var. Sol parti mesela bu vandalları meşru göstermeye çalışıyor. Diğer siyasetçilerden çok sert açıklamalar geldi. ‘Bunlar aklını kaybetmiş’ ve ‘aptal’ diyenler var. ‘Bunu kabul etmiyoruz’ diyenler var. Alman Cumhurbaşkanı yaralıları hastanede ziyaret etti. Bunu yapanlar en ağır cezayı almalı dedi. Peki biz bunları söyleyince niye farklı algılanıyor. Biz de bunu söylüyoruz zaten. Dolayısıyla başa gelince işler demekki farklı oluyor. Almanya ve Avrupa’nın bu noktada kendini kontrol etmesi gerekiyor. Zaten İngiltere Başbakanı terörle mücadele konusunda gerekiyorsa kanunlarımızı değiştiririz dedi. Almanya’da kanunların yapısı müsade ediyor. Şunu gördük ki Türkiye’deki polis müdehalesine ‘polis şiddeti’ diyenler Almanya’daki polisin müdehalesine ‘polis müdehalesi’ diyor. Ve maalesef Türkiye’nin içerisinde kendi siyasilerimiz içerisinde bile bunu yapanlar var. Bunu göremiyorlar. Avrupa, Avrupa. Buyrun işte her şey ortada. Çünkü kamu düzeni başka bir şey. Siz kamu düzenini bozmaya kalkarsanız bunun cevabını alırsınız. 

‘Almanya’nın kara lekesi’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’da Türklerle buluşmasının önlenmesine ne diyorsunuz?
Çok demokratik olan ve fikir hürriyetine özgürlüklere çok bağlı olan Alman makamları izin vermedi. Bu Almanya’nın kendi içerisindeki bir karardır. Almanya’nın özgürlükleri konusunda aslında kötü bir kara leke diyeceğim ama kötü bir karardır. Ve Almanya’nın tarihindeki özgürlüklere karşı gösterilmiş tahammülsüzlüğün bir örneği olarak girmiştir artık Alman tarihine. Ama Cumhurbaşkanımız onlara ‘Gelin siz Türkiye’de istediğiniz yerde konuşabilirsiniz’ dedi. Bizim bakış açımız bu. Ama bunu bile farklı noktalarda lanse etmeye çalışan yerel siyasetçilerimiz var. Bunlarda siyasetçi olduklarını ve bu ülkenin siyasetçisi olduklarını iddia ediyorlar. Yürümekle olmuyor bu iş. Yüreğinizde hissedeceksiniz bazı şeyleri. Ayrıca adaletin istenmesi ve ortaya konması için iddialarda bulunuyorlar. Sözde bir adalet çağrısı. Çünkü daha önce aynı şekildeki bazı olaylarda örneğin Sayın Deniz Baykal genel başkanken AK Parti aleyhine açılmaya çalışılan kapatma davasıyla ilgili ‘Ankara’da yargıçlar var’ demişti. Bu sınavları iyi vermiyor CHP. Dolayısıyla bu ayrımları, bu farklılıkları, bu tutarsızlıkları gördüğü zaman vatandaşımızda gerekli notu veriyor. Biz hep şunu söylüyoruz; herkes fikrini söylesin. Kararı vatandaşa bırakın. Vatandaş kararını verdikten sonra herkes bunu kabul etmek zorunda. Yoksa en iyi şekilde güvenlik önlemleri alındı. Gayet rahat bir şekilde yürüyüş yaptılar. Kırmayalım, dökmeyelim, vandallık ya da yasa dışı birtakım şeylere başcurmadan, herhangi bir şekilde kamu düzenini bozmadan Türkiye’de herkesin her şeyi söyleme hakkı zaten var. Kamu düzenini bozarsanız Hamburg’a bakmanız bence kafidir. 

‘Dünyaya demokrasiyi öğrettik’

15 Temmuz’dan sonra dünyaya bir demokrasi dersi verdik mi?
Dünyaya hem demokrasi dersi verdik hem de ülkenin vatandaşlarının devletiyle nasıl birlik beraberlik içerisinde olacağını gösterdik. Bir ülkenin nasıl birlik içerisinde olduğunu. Bu coğrafyada ve dünyanın her yerinde Türkiye’nin birlik ve beraberliği söz konusu olduğu zaman herkesin ne kadar hassas olduğu ortada. Şimdi yavaş yavaş 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’ye zamanında desteğini göstermeyen, gelmeyen, empati yapmayanların özürleriyle karşı karşıyayız. İşte en son Almanya Dışişleri Bakanı. Biz hata ettik dedi. Türkiye’ye daha önce gitmeliydik dedi. Biz bu noktada daha hızlı davranmalıydık dedi. Şimdi hatayı FETÖ üyelerine ülkelerinde sığınma hakkı vererek yapıyorlar. Hatalarını da çabuk görecekler. Çünkü bunlar hain. Ülkesine ihanet eden, vatanına, milletine silah çeken başka yabancı bir ülkede ne yapar acaba.

‘Gençlerden iyi sınav’

Gençlik 15 Temmuz’da nasıl bir sınav verdi?
15 Temmuz’da ve sonrasında gençlik iyi bir sınav verdi. Ülkesine, bayrağına, inançlarına, demokrasisine ve hukukuna sahip çıktığını açık açık dile getirdi. Ona karşı durmak için ya da herhangi bir şekilde Türkiye’nin huzurunu bozacak olanların karşısında dimdik duracağını tüm dünyaya haykırdı. Gençlik en iyi şekilde sınavını verdi. Gençlik ile ilgili eleştiri getirenler sosyolojik araştırmaları doğru yapmıyorlar diye düşünüyorum. Daha iyi bir araştırma yapmaları lazım. Özellikle basın. Bazı şeyleri sadece gençlikte oluyor zannediyorlar, hayır. Ayrıca gençlerimizin doğal olarak kendilerini geliştirmeleri için ailelerin ve okulların çok büyük önemi var. Bir ailenin vereceği şefkati daha sonra vermek çok zordur. Burada ailelerimize büyük görevler düşüyor. Tabiki bize de görev düşüyor. Biz de sorumluluklarımızı yapıyoruz zaten. Ama herkesin de üzerine düşen bir sorumluluk var. En baş sorumluluk ailelerin çocuklarına sahip çıkması. 



Milliyet’i Samsun 2017 olimpiyatlarının maskotu olan “Çakır” ile makamında ağırlayan Bakan Kılıç, Abdullah Karakuş’un sorularını yanıtladı.
 
Yazarın Diğer Yazıları