438. duruşmada tek kişiye ömür boyu hapis!

Eklenme Tarihi12.07.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi12.07.2018 - 0:16

Münih

İlk cinayeti 2000 yılında işlenen ve mahkeme sürecine 2013 yılında başlanan Almanya’daki NSU davası dün sonuçlandı.

Almanya’da 8’i Türk 10 kişiyi öldüren neo-Nazi terör örgütü NSU üyesi Beate Zschaepe’ye ömür boyu hapis cezası verildi. Arkasındaki destekçilerinin çıkarılması açısından beğenilmeyen ve sürecin sürekli uzatılmasıyla gerçeklerin saklanması açısından kamuoyunu tatmin etmeyen kararın 438. duruşmada çıkması dikkati çekti.

Almanya Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde 5 yılı aşkın süredir devam eden NSU davasını dün izledim. Salonun küçük olması nedeniyle yer bulmak için izleyiciler gece yarısından itibaren mahkeme çevresine geldi.

Mahkeme çevresinde, Almanya’nın değişik yerlerinden gelen Türkler olduğu gibi farklı Alman gruplar da hazır bulundu.

Mahkeme çevresine kurbanların fotoğrafları asıldı ve bir platform oluşturularak anma programı yapıldı. Zaman zaman Türk ve Alman gruplar müziklerle öldürülenleri andı.

Mahkeme heyeti NSU’nun işlediği cinayetlerde ve diğer suçlarda suç ortaklığı yapan ve terör örgütü üyesi olan Zschaepe’ye ömür boyu hapis cezası verdi.

NSU terör örgütüne yardım ve yataklıktan suçlu bulunan Ralf Wohlleben’e 10, Andre Emminger’e 2.5 ve Holger G.’ye 3 yıl hapis cezası verildi.

Dava sürecinde suçunu itiraf eden Carsten S. gençlik yasaları uyarınca 3 yıl hapisle cezalandırıldı.

Salonda izleyici olarak bulunan Neonazilerin, savcılığın 12 yıl hapis cezası talep ettiği Andrea Emminger’in 2.5 yıla mahkûm edilmesini alkışlaması, mahkeme heyetinin tepkisini çekti.

Almanya’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en uzun mahkeme süreçlerinden biri olan NSU davasının karar duruşmasını izlemeye AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın da katıldı.

Türkiye’den ayrıca Dışişleri Bakanlığı’ndan ve Yurtdışı Türkler Başkanlığından gelen heyetler de mahkeme salonunda son duruşmayı izledi.

Almanya’nın en geniş kapsamlı davalarından olan NSU’da sanıkları 14 avukat savundu.

93 mağduru ise 60 avukat temsil etti. Davada 765 tanık ve 56 uzman dinlendi. Davayı izlemek için şimdiye kadar bine yakın gazeteci akredite oldu.

Davaya Türk gazeteciler kadar Alman gazeteciler de büyük ilgi gösterdi. Sabah erken saatlerinden itibaren mahkeme çevresinden canlı yayınlar yapılmaya başlandı.

Öldürülenlerin yakınları, kurbanların fotoğraflarıyla Münih’teki mahkemenin önünde kararı bekledi.

Karar tatmin etmedi

Davanın sonucu başta mağdur aileler ve Almanya’da yaşayan Türkleri tatmin etmedi.

Bombalı saldırılar düzenleyen, banka soygunları yapan terör örgütüne yönelik verilen ceza az bulundu.

Alman devletinin bazı şeyler sakladığını ve bazı şeylerin üzerini örttüğünü dile getiren mağdur aileleri her şeyin aydınlatılmadığını vurguladı.

Mahkeme çevresinde “Devlet ne kadar NSU’nun içinde”, “Terörü bitirin ve tam aydınlatın” pankartları açıldı.

Başsavcılığın hazırladığı iddianameye göre, 2011’de intihar ettikleri belirtilen Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ile davada suç ortağı olarak yargılanan Beate Zschaepe’den oluşan 3 kişilik NSU terör örgütü, 2000-2007 yıllarında 8’i Türk 10 kişiyi öldürmek, 2 bombalı saldırı düzenlemek ve 15 banka soygunu yapmakla suçlanıyordu.

Terör üçlüsü, 1998’de yer altında faaliyetlerine başladıktan sonra geçimini banka soygunlarıyla sağladı. NSU, ilk cinayetini 9 Eylül 2000’de işlemişti. İlk olarak Böhnhardt ve Mundlos, Nürnberg’de seyyar çiçekçi Enver Şimşek’i 8 kurşunla öldürmüştü.

‘Almanya samimiyet testini geçemedi’

Davada verilen karara ilişkin açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Bu karar, tatmin edici olmaktan uzaktır. Ayrıca soruşturmaların başlangıç aşamalarında kurbanların aileleri ön yargılı ve asılsız suçlamalara maruz bırakılarak mağdur edilmişlerdir. Bu durum, Almanya’daki Türk toplumunu da rencide etmiştir” ifadelerini kullandı. NSU cinayetlerinin yanı sıra faili meçhul kalan diğer tüm ırkçı saldırıların faillerinin adalet önüne çıkarılmasını beklediklerini söyleyen Kalın, şöyle devam etti:

“Bu tür davalar Almanya başta olmak üzere tüm Avrupa için birer samimiyet testidir. Maalesef Almanya, NSU davasında ırkçılığa ve ırkçılara yeteri kadar güçlü bir karşı koyuş göstermeyerek, samimiyet testinden geçememiştir. Bundan sonraki süreçte de konuyu yakından takip etmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle Alman makamlarından Almanya’da ve Avrupa’da artan ırkçılıkla tavizsiz bir şekilde mücadele etmelerini, bu kapsamda özellikle siyasetçilerin ve medyanın sağduyu ile davranmasını beklediğimizi de vurgulamak istiyoruz.”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, “Cinayetlerin arkasında kim var, istihbarat içinde kim var, derin devlette kim var, hangi kurumlar var, ortaya çıkarılması gerekiyor ve onların da cezalandırılması gerekiyor” dedi. Süreç içinde bazı şahitlerin de öldürüldüğünü hatırlatan Çavuşoğlu, baş sanık ve sanıkların ceza almasının yetersiz kaldığını söyledi.

İçeride de tepki var

NSU terör örgütü davasında ömür boyu hapis cezası çarptırılan Beate Zschaepe’nin avukatı Wolgang Heer, kararı temyize götüreceklerini açıklarken, müdahil avukatlardan Mehmet Daimagüler de benzer bir yola başvurmayı inceleyeceklerini belirtti. Bununla birlikte Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, mahkemenin verdiği kararın, kurban yakınlarının acısını dindiremeyeceğini söyledi. Seehofer, yaptığı yazılı açıklamada, öldürülenlerin yakınlarının geçmişte yanlış suçlamalarla karşılaştıklarını hatırlatırken, baş sanık Zschaepe ve 4 sanık hakkında verilen kararın “davadaki son nokta olduğunu ancak toplum ve güvenlik makamları için  bunun bir son nokta olmadığını” bildirdi.