Abdullah Karakuş

Abdullah Karakuş

akarakus@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Dönemin Başbakanlık Müsteşarı Oktay, Çankaya’daki kriz masasında yaşananları ilk kez anlattı. Oktay ile ilk darbe girişiminin ne zaman anlaşıldığından kritik müdahalelere, ilk bombalama emrinden Hulusi Paşa’nın geri getirilmesine, darbecilere yönelik ‘idam idam’ sloganlarının atılmasından alınan risklere kadar birçok konuyu konuştuk...

15 Temmuz 2016...

Bir taraftan hain darbe girişimi bir taraftan unutulmayacak demokrasi destanı. Milletin desteğiyle o gece büyük bir badire atlatıldı.

O geceyi dakika dakika dönemin Başbakanlık Müsteşarı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile konuştuk.

Haberin Devamı

Oktay Milliyet’e Başbakanlık olarak kullanılan Çankaya Köşkü’ndeki kriz masasının yaşadıklarını ve o gecenin bilinmeyenlerini anlattı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen sohbette Oktay “O gece öleceksek hep birlikte öleceğiz dedik. Teslim olmak yok sonuna kadar çarpışacağız dedik. O gece tam bir demokrasi destanı yazıldı ve millet devletine sahip çıktı. Millet liderinin etrafında tek yumruk olduğunu dünyaya gösterdi” dedi.

15 Temmuz’u unutmamak ve unutturmamak için yapılan 15 Temmuz Anıtını da birlikte gezdiğimiz Oktay geceyi şöyle anlattı:

2. Başkan’a ulaşamadım uçaklar geçti

GİRİŞİM İLK NASIL ANLAŞILDI?: O gün çok ilginçti. Başbakanlık Müsteşarı olarak yeni atanmıştım. Cuma günüydü. Çankaya Köşkü’nün de bulunduğu yerleşkeyi ilk defa 15 Temmuz akşama doğru çalışma arkadaşlarımdan oluşan geniş bir kadroyla dolaştık. Akşam saatleri Muhafız Alayı’na da gitmeyi düşündük ama geç olduğu için vazgeçtik. Ana binaya döndük. Hulusi Bey birkaç gün önce bana bir şehit ailesiyle ilgili konu söylemişti. Ben de arkadaşlara ilgilenin demiştim. Ofise girince bana ‘tamam bu konu, isterseniz Genelkurmay Başkanımızı arayalım’ dediler. İkinci Başkanla görüşelim dedim, Yaşar Güler Paşa’yı aradılar. Müsait değilmiş dediler. Acil görüşmemiz gerekiyor hemen irtibat kurun dedim. Tekrar aradılar, ‘iki kat aşağı inmiş’ dediler. 3. defa aradılar ve ‘kimse cevap vermiyor efendim’ dediler. Garip bir durum vardı. O arada televizyonlarda İstanbul’da bir hareketlenme var denmeye başlandı. Ama daha ne olduğunu anlayamadan bir uçak tam üzerimizden alçak uçuşla geçti. ‘Hayırdır arkadaşlar Türk yıldızlarının gösterisi falan mı var’ dedim. Bu saatte bu alçak uçuşu kim yapar? Güvenlik İşleri Genel Müdürü’ne bununla ilgili bizden izin alan oldu mu diye sordum. ‘Hayır’ izin alan olmadı dendi.

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay 15 Temmuz gecesini dakika dakika Milliyet’e anlattı: Öleceksek hep birlikte öleceğiz

KİMLER ARANDI VE ULAŞILAMADI?: O ara ikinci bir uçuş. Bizim üzerimizden Meclis tarafına doğru dönüyor uçaklar. Ne oluyor derken Genelkurmay Başkanı ile görüşmek istedim. Özel hattan aradık. Ama ulaşamıyoruz dediler. Hava Kuvvetleri Komutanı’nı bağlayın dedim, ulaşamıyoruz. O gün Başbakanımız Ankara’da değil, İstanbul’a uğurladık. Cumhurbaşkanımız şehir dışında. Kara Kuvvetleri Komutanı ile irtibat kurun. Ulaşamıyoruz. Jandarma Komutanını bağlayın. İçişleri Bakanına ulaşın, ulaşamıyoruz, uçakta. MİT Müsteşarı’nı bağlayın, ulaşamıyoruz. İçişleri Bakan Yardımcısını, Müsteşarını bağlayın, ulaşamıyoruz, uçaktalar. Emniyet İstihbarat Daire Başkanı ile görüştüm. Aldığım bilgilere göre darbe girişimi olduğu açıktı. Başbakanlık Koruma Başkanı acil gelsin dedim.

Haberin Devamı

Kuş uçmayacak, vuracaksınız

VUR EMRİ İLK NE ZAMAN VERİLDİ?: Hem Cumhurbaşkanımızla hem Başbakanımızla sürekli iletişim kuruldu. Kendilerinin talimatları alındı. Gece boyunca sürekli bilgilendirme yaptık. İlk andan itibaren ‘burası kriz masasına dönüşmüştür, siz de kriz masasının üyelerisiniz’ dedim arkadaşlara. O anda orada bulunan arkadaşlar, müsteşar yardımcım, Güvenlik İşleri ve Personel Prensipler Genel Müdürlerimiz ile Özel kalemde bulunan arkadaşlarımız. O ara Genelkurmay’da da bir sıkıntı olmuştu dediler. Sorduk, herhangi bir problem yok demişlerdi. Bir tatbikat var. Tatbikatla ilgili silah sesleri dediler. Başbakanlık Koruma Başkanı Başbakanımızla birlikte olduğu için Koruma Müdür Yardımcısı geldi. ‘Şuandan itibaren giriş çıkış tüm kapıları kapatıyorsunuz. Bilgimiz haricinde kimsenin girmesine ve çıkmasına müsaade etmiyorsunuz’ dedim. Koruma Müdürüne ‘muhafız alayından Çankaya Köşkü tarafına kuş uçmayacak, vur emri veriyorum, herhangi bir şey gelirse anında indireceksiniz’ talimatı verdim. ‘Onların hepsi komando. Ağır silahları var. Biz de ağır silah yok’ dedi arkadaşlar. ‘Size neyiniz var ya da yok diye sormadım, sizlere öbür taraftan bu tarafa kuş uçurtulmayacak’ dedim. Sana vur emri veriyorum, sorumlu benim dedim. Öleceksek de ölürüz. ‘Tamam’ dedi. Birçok ilde yapılan burada da yapılmış ve bizimkiler kapıya büyük araçları çekmiş.

Kim bu pilot Görkem?

KRİTİK UÇAK ANKARA’DAN NASIL GÖNDERİLDİ?: Biz bütün illere bilgi verin dedik. Çankaya kriz merkezidir. İçişleri, Bakanlıklar, valilikler ve emniyet müdürlükleri ile iletişime geçildi. Herkes alarm durumunda idi. Kritik binalardaki önlemlerin artırılması istendi. Sağlık ve Adalet Bakanlıklarıyla, bütün ilgili kurumlarla kriz anında iletişime geçtik. AFAD Başkanlığı dönemindeki kriz yönetimi tecrübemiz burada devreye girdi. Elimizdeki imkânlarla anında tedbirleri almaya, görevleri vermeye başladık. Bakanlarımız Çankaya Köşküne gelmeye başladılar. Bir taraftan da uçaklar geçiyor. Meclis Başkanımız İsmail Kahraman geldi. O sıralarda ‘ bir uçak istiyorlar bizden’ dediler bana. ‘Ne uçağı’ dedim. Beyefendinin (Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın) uçağını istiyorlar dediler. Beyefendiyi bulunduğu yerden alacak, ihtiyaç var, onu istiyorlar. Tabi bu arada bombalamalar devam ediyor yoğun. Kim istiyor diyorum, Görkem diyorlar. Benim de daha 3. haftam. Görkem kim? FETÖ’nün yaptığı da anlaşılmaya başlıyor o arada. Bizden mi diyorum, darbecilerden mi? Beyefendinin pilotu diyorlar. Biz de tam bilmiyoruz kim olduğunu diyorlar. Bana yüzde 51 bilgi yeter, yüzde 49 riski ben alayım. Ama bana deyin ki yüzde 51 bu bizim arkadaşlardan veya değil. Bizden gibi deyin en azından. Bakalım dediler. Bu konu çok kritik. Evet deseniz verseniz tek uçak da gidecek. Vermesen belki de gerçekten kurtaracak. Tek bir şansı var, vermiyorsun belki Beyefendiyi kurtaramıyorsun. Ankara’da o arada hava üstünlüğü sağlamaya başladılar. Bizden gibi pilot dediler. Tam hava üstünlüğünü sağlamadan uçağı kaldırmamız lazım son şansımız olabilir, yoksa zaten sonra uçağı kaldıramayabiliriz. Tamam, uçağı gönderelim dedik. Çok kritik bir karardı.

Verdiğim en kritik karar buymuş

NERESİ KAYBEDİLİRSE HAVAYA UÇURULACAKTI?: TÜRKSAT, CNN TÜRK, TRT basılıyor dediler. Biz de farklı önlemler almaya çalışıyoruz. Çevredeki elektriği kesiyoruz. TÜRKSAT’ı aradım. Eğer ki TÜRKSAT’ı kesin kaybedecek olursak, bütün sistemleri gerekirse havaya uçuracağız. Hiç bir medyayı kullanamasınlar. Bu arada TÜRKSAT’ta çatışmalar başladı. Bazı kararlar alınınca burada herkes sahaya çıkmaya başladı. Meclis Başkanımız ve vekiller Meclis’e gitti. Ben de meydanlara çıkıyorum dedim. Bana senin buradan çıkmaman lazım diyorlar. Burası devletin mutfağı ve merkezi. Burada kalmak zorundasın diyorlar. Ya kardeşim öleceksek hep birlikte öleceğiz. Ne demek burada kalmak zorundasın. Millet ölecek de ben burada mı duracağım diyorum. Bunları konuşurken sürekli uçaklar geliyor. Tam ben de çıkıyorum, son anda Allah aşkına kal dediler. Buradaki 1 saatin diğer tarafta ölmenden daha kritik dediler. Burada ihtiyaç var dediler ve kaldık. Geriye doğru bakınca o geceki verdiğim en kritik kararlardan bir tanesi de o olmuştu.

Uşaklar teslim olmak yok

ÇANKAYA KÖŞKÜ’NÜN KAPISINA NE ZAMAN DAYANDILAR?: Sabaha kadar savaştık biz, ondan sonra da. İlk anda MİT Müsteşarının alındığı söylendi bana. Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterini almışlar şimdi size geldiler dediler. Bizim kapıda çatışma sürüyor. 4-5 tank da buraya geldi dediler. ‘Uşaklar teslim olmak yok sonuna kadar çarpışacağız’ dedim. Öleceksek öleceğiz. Karartma uygulanıyor. Silah sesleri geliyor. Kapının önüne kadar geldiler. Ben o arada 1 cümle çocuklarıma mesaj atmışım. Bizim kapıdan içeri girmek isteyen tankların önüne yatmış vatandaşlarımız. Bırakmıyorlar. Ne aşağıdan ne yukarıdan Çankaya Köşkünün içerisine sokmuyorlar. Biz de kriz masasının yanı sıra gelen bakanlarımızla Tuğrul Türkeş, İsmet Yılmaz, Süleyman Soylu, Ahmet Arslan, Abdulhamit Gül ve Numan Kurtulmuş ile birlikte mücadele ettik.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay 15 Temmuz gecesini dakika dakika Milliyet’e anlattı: Öleceksek hep birlikte öleceğiz


Kimse kalmadı, 1-2 saat dayanabilir misiniz?

AKINCI ÜSSÜNE GİRİŞ İÇİN NASIL PLAN YAPILDI?: Uçakların Akıncı’dan, helikopterlerin de kara havacılıktan kalktığını öğrendik. Pisti etkisiz hale getirmek gerekiyor. Akıncı’dan uçak kaldırmamamız gerekiyor. İlk önce bir kamyon girsin içeri diye düşündük. Akıncı üssüne de girilmesi lazım. Herkesin bilmediği bir kapı vardır giriş için diye Savunma Sanayii Başkanı ve TAI’deki Genel Müdür dahil arkadaşları sıkıştırıyoruz, gizli bir giriş söyleyin dedik operasyon yapmak için. Emniyet Genel Müdürü’nden destek istiyoruz. O da ‘Burada kimse kalmadı, 1-2 saat dayanabilir misiniz’ diyor bana. Dışardan ekip getiriyorum diyor. Süreyi kısaltabilir misin dedim. Ama girmek zorundayız. Bu arada Başbakanımız savaş uçaklarını Ankara’ya yönlendiriyor. Kazan Belediye Başkanı’nı aradım. Sonradan öğreniyoruz ki Bakanlarımızdan, Ak Parti Genel Merkezinden de yoğun aramalar olmuş.

O helikopter Muhafız Alayı’na inemez

HULUSİ PAŞA NEREYE GETİRİLECEK?: Gece 2 kritik olay yaşadık. Birincisi Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın talimatıyla Genelkurmay Başkanı’nın görevden alınması. O işlemi yaptık ve o zamanki 1. Ordu Komutanı Ümit Paşayı vekâleten Genelkurmay Başkanı atadık. Sonrasında Hulusi Paşa’yı helikopterle Çankaya’ya getireceğiz dediler. 2 helikopter pistimiz var. Biri Çankaya Köşkü’nde diğeri muhafız alayında. Muhafız alayının bu olayın merkezlerinden birisi olduğunu anlamıştık. Muhafız alayına ineceğiz dediler. Buna izin vermedik. Muhafız alayına inemezsiniz. Oraya inerseniz bu tarafa almayız sizi dedik. Geçemezsiniz. İndiğiniz yerde kalırsınız. Olurdu olmazdı derken tamam dediler Çankaya Köşkü’ne geliyoruz. Oraya indiler. Ben gidip Hulusi Paşayı aldım.

AKIN ÖZTÜRK TARTIŞMASI NEYDİ?: O arada Malatya’da bir sıkıntı yaşanıyordu. Uçakların tekrar kalkmaya hazırlandığını öğrendik. Darbeciler 5-6 uçağı kaldırmaya çalışıyor. Malatya Valisi ile görüştüm. ‘Komutan Huduti esir olduğunu söylüyor ama bize de operasyon yaptırmıyor. Bize güven vermiyor’ dedi. Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın bilgisi dâhilinde operasyon yapılıp alınsın dedik. Uçaklar kalksa işin rengi değişecek belki. Girildi ve alındı. Diğer tarafta ise Akın Öztürk de Çankaya’ya gelmek istiyor dediler. O zaman Binali Bey ile görüştük. Başbakanımız ‘hayır Akın Öztürk gelmeyecek’ dedi. Cumhurbaşkanımız ‘gelmeyecek’ dedi. Akın Öztürk farklı bir görüntü vermeye de çalışmış orada, Hulusi Paşa ‘onlara da kızıyordu ilk etapta’ dedi. Sonrasında olayın rengini herkes anladı. Çankaya’ya almadık.

MEHMET DİŞLİ NE ZAMAN ALINDI?: Akıncı üssündekiler pazarlık yapmaya çalışıyorlardı. Hem Cumhurbaşkanımızdan hem Başbakanımızdan bombalayın talimatı geldi. Bir ara baktım Hulusi Paşa ile gelen Mehmet Dişli öbür taraftan haber getiriyor. Hulusi Paşayla konuştuk sonrasında. Onun üzerine Başbakanımızla konuştuk. Sonrasında Dişli gözaltına alınarak terörle mücadele ekiplerine teslim edildi. Ve bir çok yer arka arkaya kontrol altına alındı.

Giderken riskli bir durum atlattık

KİMİN ARACI İDAM İDAM DİYE SALLANDI?: Hulusi Paşa ile bir aradayız. Genelkurmay merkeze gitmek istiyor. Gönderemem dedim. Ne olduğunu bilmiyoruz. İkinci riski alamayız. Meclise geçtik. Resmi üniforması var. Yolda da riskli bir durum atlattık. Sevinç ve öfkeyi bir arada yaşadı millet. Başbakanlık aracı ile bizim aramıza girdi insanlar. Korumalardan kopardılar. Aracı nasıl sallıyorlar ‘idam idam’ diye. Meclis’in önündeyiz. En ufak kıvılcım bambaşka şeye sebebiyet verebilir. Darbeyi yapanlara idam istiyorlar idam derken. Sonra yine Çankaya’ya döndük.

Millet tek yumruk olduğunu gösterdi

UNUTULMAYACAK VE UNUTTURULMAYACAK: Pazar günü, ‘10 dakika da olsa gözünüzü birazcık yumsanız iyi olacak. 3 gün oldu hiç gözünüzü yummadınız’ dediler bana. 3 gün hiç uyumadık. Eve ilk uğrayayım dediğimde 8. gündü. 15 Temmuz sonrasında aylarca teyakkuz halinde olduk, her ihbarı en ince detayına kadar değerlendirdik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın demokrasi nöbetleri çağrısı vardı. Vatandaş meydanlarda. Millet devletine sahip çıktı. Tüm Türkiye’de olduğu gibi darbecilerin, FETÖ’cü hainlerin Çankaya’ya girmesine engel oldu. Bu engelleme olmasaydı belki de yaptıklarımızı gerçekleştiremeyecektik. Allah razı olsun hepsinden. O gece şehitler verdik gazilerimiz oldu. Milletimiz Cumhurbaşkanımızın çağrısına uyduğu ve liderine güvendiği için ölümüne vatanına, bayrağına sahip çıktığı için bunu kazandık. Çok büyük bir badireyi milletimiz sayesinde hep birlikte atlattık. Milletimiz tek yumruk olduğunu dünyaya gösterdi. Bambaşka bir destan yazıldı. Bunlar unutulmayacak ve unutturulmayacak. Allah bir daha bu millete böyle bir tecrübeyi yaşatmasın. Onun için bizim her zamankinden çok daha birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde olmamız gerekir. Bu vesileyle tüm şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyorum. Hep birlikte diriliş destanını yeniden yazan milletimize şükranlarımı sunuyorum.