‘Mazlum Suriyeliler evlerine dönecek’

Eklenme Tarihi13.03.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi12.03.2018 - 22:48

Suriye’nin iç savaş bittikten sonraki yeniden inşa sürecini Milliyet’e anlatan Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, ‘Teröristler temizlenince bir ihya ve inşa hareketi başlayacak’ dedi 

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Suriye’nin yeniden inşa sürecini Milliyet’e anlattı. İki yüzlü emperyalist ülkelerin aksine Türkiye’nin mazlumların yanında olduğunu belirten Özhaseki, Suriye’de teröristlerin temizlenmesinin ardından bir ihya hareketinin başlayacağını söyledi. Özhaseki, “Sonra ne kadar mazlum, vatanından uzaklaşmış Suriyeli varsa yavaş yavaş dönmeye başlayacaklar. Bunların projeleri yapılır, bunları inşa etmek çok kolay. Onlar daha çok bölmek parçalamak için, terörist faaliyetlerine tuzak kurmak için inşa faaliyetini yaptılar; yani çukurlar kazdılar, hendekler yaptılar, mayınlar döşüyorlar, bu arada bolca o tünelleri ve geçitleri inşa ediyorlar. Ama biz Allah’a şükür bunları yok edip oradaki normal yerli halkın, oranın asıl sahiplerinin yaşaması için inşa faaliyetlerine başlayacağız orada” dedi.

Bakan Özhaseki, Milliyet’i yıllarca belediye başkanlığı yaptığı Kayseri’de hâlâ karın olduğu Erciyes’in zirvesinde ağırladı. Birlikte dolaştığımız Erciyes Kayak Merkezi’nin yapılışını anlatan Özhaseki, dağda her yere ayak bastığını, bu hale gelmesi için çok çalıştığını anlattı.

3. ve 4. halka geliyor

- ABD’nin PYD’ye silah vermesi ve terörle mücadeledeki tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii iş yıllar öncesinde PKK’yı önce yeşerterek, sonra güçlendirerek, taban bulmasını sağlayarak Türkiye içerisindeki yaptıkları hareketlerle başlıyor. Türkiye’de bunu yıllarca yaptılar. Haziran seçimleri öncesinde de ‘öz yönetim ilan edin, paçavralarını bayrak diye çekin, şiddeti artırın, Ak Parti tek başına iktidara gelemeyecek’ dediler. Ama hükümetimiz bunların hepsini temizledi. Suriye ve Irak topraklarında bunların yuvalandıkları yerler vardı.

Bunlarla olan görüşmelerde gerek AB ülkelerinin, gerekse Amerika’nın ikiyüzlü tavrıyla karşı karşıya kaldık. Bir taraftan PKK’yı terör örgütü ilan ediyorlar, bir taraftan da adını değiştirerek YPG diyorlar veyahut da başka bir isim takıyorlar. Bunlara destek verdiler, eğittiler, maaşlar verdiler, binlerce TIR silahlar verdiler. Bunları defalarca konuştuğumuz halde ne yazık ki müttefik dediğimiz ülkeler gerek NATO içerisinde, gerekse ABD tarafında aklımızla alay ediyor gibi bize bu işi yapmadıklarını, teröre karşı olduklarını, PKK’yı zaten terör örgütü ilan ettiklerini ve yurt dışında da asla bunlara taviz vermediklerini söylüyorlardı. Fakat bunların hepsinin yalan olduğunu biz biliyorduk.

Artık bunlara güvenilemeyecek noktaya geldi ve birinci adım olarak tamamıyla yurt dışındaki bağlantılarımızı da sağlayarak biz yavaş yavaş dışarıya açılmaya başladık. Şimdi ikinci adım olarak Afrin temizlenecek, bunun üçüncü ve dördüncü halkası da gelecek.

‘Kan ve gözyaşı’

- Demokrasi diyerek gelen ABD bölgeye ne getirdi?

Şimdi güya ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri sadece Suriye, Irak değil Afganistan’a, Libya’ya ve başka ülkelere girerken de, oraya demokrasi, insan haklarını getirmek için gittiklerini söylüyorlar. Oradaki mazlum halkın başındaki diktatörleri göndererek normal idareler kurmak için gittiklerini söylüyorlar. Fakat gittikleri her yere de kan, gözyaşı ve parçalanma götürüyorlar. 

- Türkiye Suriye’de operasyon yaparken sivillere yardım da yapıyor. Terör örgütlerinin yıktığı yerler var. Yeniden inşa süreci nasıl olacak?

Bu zalim dünyada ikiyüzlü emperyalist ülkelerin karşısında sadece mazlumların yanında olan, adeta onların sözcüsü olan bir tek Türkiye var, lider olarak da bir tek Recep Tayyip Erdoğan var. Şimdi orada inşallah teröristler temizlenince bir ihya hareketi de başlayacak, sonra ne kadar mazlum, vatanından uzaklaşmış Suriyeli varsa yavaş yavaş dönmeye başlayacaklar. 

Onlar daha çok bölmek parçalamak için, terörist faaliyetlerine tuzak kurmak için inşa faaliyetini yaptılar; yani çukurlar kazdılar, hendekler yaptılar, mayınlar döşüyorlar, bu arada bolca o tünelleri ve geçitleri inşa ediyorlar. Ama biz Allah’a şükür bunları yok edip oradaki normal yerli halkın, oranın asıl sahiplerinin yaşaması için inşa faaliyetlerine başlayacağız orada. Ve bugün için onlar bu çıkarcı tavırlarından dolayı kendi kendilerine sevinebilirler, biz şöyle yaptık-böyle yaptık diyebilirler, ama tarih bunları yalancı ve zalim olarak yazacak. Bizleri de inşallah mazlumun yanında olan insanlar olarak yazacaklar.

‘1 milyon 200 bin kentsel dönüşüm başvurusu var’

- Kentsel dönüşümde ne durumdayız, ne kadar başvuru var?

Türkiye’de kentsel dönüşüm bir zorunluluk depremden dolayı, ama bir taraftan da yenilenme istekleri bitmiyor. Eskimiş bir doku var, bunun da yenilenmesi lazım. O yüzden Türkiye, Avrupa’daki ülkelerin dışında bir mecra izliyor, çok hızlı olarak inşaatlar bizde devam ediyor. 5 yıl içinde müracaat eden bağımsız birim sayısı 1 milyon 200 bin civarında. Bunların ancak 600 bini yıkılabilmiş, 600 binini yıkabilmek için uğraşılıyor. Yani senede yenileyebildiğimiz daireler veya dükkân sayısı 120 bin civarında. Bu yeterli mi? Yeterli değil, bunu hızlandırmamız lazım. İnşallah biz bir hazırlık içerisindeyiz. Bu hazırlığımızı yapıp ortaya çıkabilirsek yılda 500 bin bağımsız birimi, yani daireyi dönüştüreceğiz. Burada belediyelere teşvikler veriliyor, o noktada bir hazırlık içerisindeyiz, gerek yurt içinden-yurt dışından kredi kullandıracağız.

‘26 bin konut bitiyor’

- Güneydoğu kentsel dönüşüm açısından neler yapıldı, sınır ötesi için inşada neler planlanıyor?

Güneydoğu’ya hükümetimiz acayip yatırımlar yaptı. Emin olun oradaki yapılan kamu yatırımlarının birçoğuna ben imrenmişimdir. AK Parti Hükümeti bir taraftan oradaki bu sosyal baskıları kaldırdığı gibi, özgürlükleri genişletip rahatlattığı gibi, müthiş de yatırımlar yaptı. O zaman elde silah ne yani? Ama bunlara akıl verenler ‘şiddeti yükseltin, çukurları kazın, siz bağımsızlık ilan edeceksiniz’ dediler. Kafalarında bir devlet kurmak vardı. Ama biz oyunlarını bozduk. Bakın şimdi Güneydoğu’da koordinasyonu sağlayan sorumlu bir bakan olarak söylüyorum; orada 70 binden fazla bağımsız birimimiz hasar gördü. 25-26 bin civarında konut yıkılmak zorunda kaldı. Biz ne yaptık?

Özellikle 30 bin liranın altında hasar olan evlerin hepsinin hasar bedelini ödedik bir kere. Yani camı kırılmış, kurşunlara hedef olmuş, sıvası dökülmüş, kapısı kırılmış, herkesin hasar bedelini ödedik. Devlet olmak bu, biz yaraları sarıyoruz çünkü. Arkasından yıkılan evlerin hepsinin eşya bedellerini ödedik. Evin bedeli ne kadarsa yüzde 12’si kadar eşya bedeli ödedik. Sonra dışarıda kalan her insana kira bedeli ödedik, sonra evleri yapmaya başladık. 26 bin tane konut ya bitti, ya bitme aşamasında veyahut da 2018’in içerisinde hepsinin evi bitiyor, yani evi yıkılmış her vatandaşa ev veriyoruz. Evi kaç metreydi? 100 metre. 100 metrelik evi bizden bedava alıyor. Bu sene tamamıyla yaraları sarılmış olacak.

‘Hizmet de başladı’

- Alt yapı çalışmaları yapıldı mı?

Kayyum atadığımız belediyelerle toplandığımızda altyapılarına girmelerini söyledim. Mesela İdil’de, Silopi’de, Cizre’de su çok az akıyordu, kimi yerde 15 günde bir geliyordu su. Kanalizasyon mesela Yüksekova’da hiç yoktu. Sokağa çıkıyorsunuz, Mercedes’ten, BMW’den geçilmiyor, belediyeleri de güçlü. Oralarda tamamıyla su, kanal işlerine başladık, yeniledik, arıtma tesislerini de yapıyoruz, orada hizmet de başladı. Peki, bu kayyum atanmadan önceki belediyeler ne yapıyorlardı? Devletten gelen parayı alıyorlar, bu parayı daha çok personel vasıtasıyla Kandil’e aktarıyorlardı. Nasıl aktarıyorlardı? 100 kişi taşeron lazımsa, bin 100 kişi işe alıyorlar. Sonra da maaşları yüksek gösteriyorlar, garibanın eline 1000 lira veriyorlar, geriye kalanı dağa gönderiyorlar. Şimdi kayyum belediyeleri altyapı, üstyapı yapıyor. Şimdi yaraları sarma dönemindeyiz ve çok da iyi işler yapılıyor.

‘Bölgeye 10 milyar lira’

- Diyarbakır’a ne kadar bir harcama yapıldı?

Sur içerisinde toplam harcamamız 2 milyar lirayı bulacak. Bütün terör bölgelerinde ise harcanacak para miktarı 10 milyar lirayı buluyor. Tüm bakanlıkların yapacaklarıyla. Sur içerisinde şu ana kadar tam 10 tane eylem planımız vardı, 9’u neredeyse bitti veya bitmek üzere, açılışlarını yapıyoruz. Sokak sağlıklaştırmada 3 bin civarında dükkân ve iş yerinin tamamıyla yüzleri-elleri taşlarla kaplandı, ahşaplar yapıldı, ticaret canlı orada, sokak yapıldı bitti. Sur’da alt yapıda yapılıyor. Alipaşa, Lalebey Mahallesi’nde 300 tane geleneksel Diyarbakır evi bitirildi.

‘Herkes Diyarbakır’ı görmeye gelir’

- Sur’da yapılacak yeni proje var mı?

Şimdi, Sur içerisindeki yıkılan Diyarbakır’ın geleneksel evlerini de yapacağız. Orada koruma amaçlı bir imar planı yapılmış. Bu imar planına uygun olarak revize yapıldı. Sonra kurullara girdi, projeler bitti, şimdi geleneksel o bizim bazalt taş ile ahşap karışımı o güzel avlulu evlerin yapımına geldi sıra. İnşallah ya Cumhurbaşkanımız hafta sonu gittiğinde temelini atacak veyahut da biz ayrıca gidip orada evlerin temelini atacağız. Kaç tane Diyarbakır evi var tescilli-tescilsiz? Bin 500 taş ev yapılacak Sur’da. Bunlar da 1 senede biter. O zaman Sur yurt dışına açılacak önemli bir destinasyon merkezi olur. Herkes Sur’u görmeye gelir. Çünkü yüzlerce tarihi eseri var, o geleneksel evler var. Herkes Diyarbakır’ı görmeye gelecek.

‘Trump’ın söylediğine güvenilmiyor’

- ABD Başkanı Trump’ın çelikle ilgili bir kararı oldu. Bu inşaat ve kentsel dönüşümü etkiler mi?

-Şimdi Trump’ın alacağı kararların dünyayı nasıl etkileyeceği hususu herkes için bir muamma. Eskiden Amerika denince aklımızda bir şablon vardı. Gerek bizim kamu kuruluşlarımız, gerekse istihbarat birimlerimiz Amerika denince biliyorlar, Pentagon’un ne yapacağını herkes farkında, CIA’in ne yapacağının farkında, karşı tedbirler alabiliyorlardı. Şimdi Trump diye bir adam geldi.

Ne denebilir, nasıl tasnif edilebilir doğrusu kestiremiyorum. Ama en azından şu iki şey gözüküyor: Birincisi, bir Amerika yok şimdi, adeta üç Amerika var; bir tarafta Trump’ın olduğu, bir tarafta Dışişleri’nin olduğu, bir taraftan Pentagon’un olduğu, hangisinin ne yaptığının belirsiz olduğu, birbiriyle didişen, savaşan, güç gösterisine dönüşen bir Amerika var.

Bu danışıklı dövüş mü, yoksa gerçekten mi üç başlılık hakim çok anlayabilmek mümkün değil. İkincisi de; eskiden liderlerin ne yapacağını kestirebiliyordunuz, şimdi Trump’ın ne yapacağını kestirmek de zor. Nasıl baktığını görebilmek de zor. Dün işte Kuzey Kore’ye savaş ilan ediyordu, sövüyordu, alay ediyordu, dalga geçiyordu, şimdi görüşmekten bahsediyor, sözün yerine gelmesinden bahsediyor, oturmaktan bahsediyor. Söylediğine güvenilmiyor.