Yılın son hareketli haftasına girdik!

9 Aralık 2019

Noel, yılbaşı ve hesap kitapları yılsonu hasebiyle derdest etmeden önce; 12 Aralık Perşembe günü hem içeride hem dışarıda önemli bir gün olacak.

Bizi yakından ilgilendiren Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı var ve faiz kararı açıklanacak. İngiltere’de erken seçim yapılacak. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yeni başkanı Lagarde’ın ilk para politikası kurulu tolantısı ve akabinde ilk basın toplantısı o gün yapılacak. Bir gün öncesinde de Fed’in faiz kararı açıklanmış olacak. Faiz kararı açıklayacak merkez bankalarına 13 Aralık’ta Rusya Merkez Bankası’nı da eklemek gerekecek.

Olası gelişmelere geçmeden geçtiğimiz haftadan kalan birkaç önemli gelişmeyi hatırlamakta fayda var. 3 Aralık’ta kasım ayı TÜFE oranı yüzde 0.38 olarak açıklandı.

Beklentiler yüzde 0.80 seviyesindeydi. Beklentilerin altında gelen veri sonrasında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 8.55’den 10.56’ya yükseldi. ÜFE kasımda aylık bazda yüzde 0.08 düşüş gösterirken, yıllık ÜFE oranı yüzde 4.26 oldu. Bu veriler sonrasında yılsonu enflasyonunun; aralık ayının son haftalarında gelebilecek kamu zamlarının etkisi yeni yıla kalacağından dolayı; yüzde 12.00’nin altında kapanma olasılığı artmış durumda.

Geçtiğimiz Cuma günü Moody’s cephesinden not değerlendirmesi gelecek beklentisi vardı, ancak Moody’s açıklamayı “pas geçmiş” durumda.

Not cephesinden herhangi bir haberin olmadığı bu ortamda 12 Aralık’taki PPK toplantısından yeni ve yüksek faiz indirimlerinin gelmesi olasılığı artmış görünüyor!

250 baz puan mı?

Yazının devamı...

Noel Baba rallisi gelecek mi?

2 Aralık 2019

Her senenin aralık ayının klasik yazı başlığı oldu neredeyse. Geçtiğimiz yıl aralık ayında Noel Baba gelmemiş, başta ABD borsaları olmak üzere genele yayılan bir satış yaşanmıştı.

Bu sene de erken gelmiş olabilir, piyasalar pek de fark etmemiş olabilir. Kasım ayı birçok yatırım fonunun yıl sonu hesaplarını kapatıp, kâr/zarar ve de “ikramiye” hesaplarını yaptıkları bir ay. Geçtiğimiz hafta kutlanan Şükran Günü ile birlikte kuzey yarıküre ocak ortasına kadar devam edecek bir tatil havasına giriyor. Önce Noel ardından da yıl başı derken aralık ayı genelde rehavet içinde geçiyor.

Düşük oynaklık...

Küresel oynaklıkların son derece düştüğü bir dönemdeyiz. Yıl sonu rehaveti de buna eklendiğinde piyasa katılımcılarının bir çoğu yılı bu seviyelerden kapatıp, yeni yıla öyle girelim haleti ruhiyesi ile fazla agresif olmayacaklardır.

Küresel piyasalar tatil havasına yavaş yavaş bürünürken, bizim piyasalarımız için bunu söylemek biraz zor olacak.

Zira geçtiğimiz hafta S-400’lerin testlerinin başlaması, bu hafta yapılacak NATO toplantıları, Trump’ın azil süreci derken bizim piyasalarımızda yıl sonu rehavetine kapılmak hatalı olacaktır.

Geçtiğimiz haftanın ilk gününde 5.7015 seviyelerine kadar gerilemiş olan dolar/TL kuru, S-400 haberlerinden sonra çarşamba günü 5.7915 seviyelerine kadar yükseldi.

 Bunda sadece bizden kaynaklı haberler değil, “ekürilerimiz” sayılan Brezilya reali ve G. Afrika randında yaşanan oynaklık ve değer kayıplarının da etkisi vardı.

Yazının devamı...

İKİNCİ KGF DÖNEMİ Mİ?

11 Kasım 2019

14 Temmuz 1993’te kurulan Kredi Garanti Fonu (KGF) 1994 yılında ilk garantisini vererek hayatına başlamış ancak asıl faaliyetlerine ve “ününe” 2017 yılındaki 200 milyar TL’lik hacme ulaştığında kavuşmuştu. 2017 yılının yüzde 7.4’lük büyüme “mucizesinin” arkasındaki en büyük destek KGF’den gelmişti. 2018 yılında vadesi gelen kısmının yenilenmesi yeni rekorları getirmemiş olsa da KGF 2017’de akıllarda yer etmişti. Sürdürülebilirlik adına beraberinde getirdiği soru işaretlerine 2018 ve 2019’da önemli ölçüde yanıt bulunmuş olsa da 2017’deki mucize yeniden tekrarlanır mı diye bakıldığında 2019 yılında yine kamu bankaları eliyle bir büyüme mucizesi yaratılmaya çalışılıyor.

Bu çabada kamu bankaları çok da yalnız bırakılmıyor. Zorunlu karşılıklar aracılığıyla özel sektör bankaları da bu sürece bir şekilde dahil edilmeye çalışılıyor. Bunun için 19 Ağustos’ta yapılan düzenleme ile zorunlu karşılıklara uygulanan faizler için “farklılaşmaya” gidildi.

Yapılan düzenlemede “Zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda zorunlu karşılık oranı ve zorunlu karşılıklara ödenen faiz/nema uygulamalarında değişikliğe gidilmiştir...

Buna göre, kredi büyümesi yüzde 10 ile yüzde 20 arasında (referans değerler) olan bankalar için Türk lirası zorunlu karşılık oranları, 1 yıl ve 1 yıldan uzun vadeli mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu hariç) ve 3 yıldan uzun vadeli diğer yükümlülükler (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu dâhil) hariç tüm vade dilimlerinde yüzde 2 olarak uygulanacaktır. Diğer bankalar için zorunlu karşılık oranlarında herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir.

Ayrıca, mevcut durumda Türk lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara uygulanan yüzde 13 faiz/nema oranı, kredi büyümesi referans değerler arasında gerçekleşen bankalar için yüzde 15, diğer bankalar için yüzde 5 olarak dikkate alınacaktır.

Yeni yöntemle; kredi büyüme oranları her zorunlu karşılık döneminde hesaplanacak, büyüme oranları referans değerler arasında kalan bankalar takip eden üç ay boyunca  (6 tesis dönemi) ilgili zorunlu karşılık oranları ve faiz/nema oranlarına tabi olacaktır” denildi.

Krediye teşvik

Böylelikle öncelikle kamu bankalarının fonlama maliyetleri düşürülmeye, devamında da özel sermayeli bankaları kredi vermeye “teşvik” etmek hedeflendi.

Yazının devamı...

Enflasyon verisi yeni faiz indirimi getirir mi?

4 Kasım 2019

Bugün ekim ayı enflasyonu açıklanacak. Geçtiğimiz ekimde yüzde 2.67 artan enflasyon sepetinin bu yılın ekim ayında yüzde 2.00 artması bekleniyor.

Geçtiğimiz yılın ekiminde yüzde 25.24’e kadar yükselmiş, geçtiğimiz ay yüzde 9.26’ya kadar gerilemiş olan TÜFE’nin bu rakam gelecek olur ise yüzde 8.55’e gerilemesi olasılığı var. Geçtiğimiz yılın en yükseğinden sonra bu ekimde bu yılın en düşük enflasyonunu göreceğiz.

Ağustostan bu yana yaşanan “baz etkisine” bu aydan itibaren veda edeceğiz. Zira bu yılın kasım ve aralık ayı hem geçtiğimiz yılın baz etkisinden, hem de son birkaç ayda temel mal ve hizmetlere gelen zamlar nedeniyle yıl sonuna doğru yükselişe geçecek görünüyor.

Hafta içinde TCMB de enflasyon raporunda yıl sonu tahminini yüzde 11.2 - 12.8 bandına (ortalama yüzde 12’ye) revize etmesi bu paralelde bir hamle idi. Önceki hafta PPK’dan gelen 250 baz puanlık indirim, enflasyonda yaşanabilecek düşüşler adına önden yüklemeli bir hamle olsa gerek.

Kredi genişlemesi

Bu ay gelecek faiz indirimi yeni bir faiz indirimini beraberinde getirir mi diye bakıldığında, yüzde 12’lik yıl sonu enflasyon tahminine göre, çok da gerekmiyor. Nihayetinde tasarruf sahibine bir reel getiri vaat edilmeli ki, harcama yerine tasarruf yapsın.

Ancak Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Malatya İş Dünyası ile Buluşma” programında yaptığı konuşmada yeni faiz indirimleri olabileceğini düşündürdü. Bakan konuşmasında, “Kamu bankalarımız 1 Kasım itibariyle rating oranlarına göre yüzde 13 ile yüzde 15.50 aralığında uyguladıkları kurumsal kredi faiz oranlarını 200 baz puan indirerek yüzde 11 ile yüzde 13.50 arasında uygulayacaklar. Bu oranlarla, 2014 yılı nisan ayından bu yana en düşük ticari kredi faiz oranına ulaşmış bulunuyoruz” dedi.

Son aylarda politika faizleri adeta PPK’dan önce kamu bankaları tarafında belirlenir oldu. Kamu bankalarının kredi faizleri 13’lü rakamlara son PPK’dan 2-3 hafta önce inmeye başlamıştı.

Yazının devamı...

Piyasaların gözü yeni jeopolitik gelişmelerde

21 Ekim 2019

120 saatlik ara verme, yarın akşam sona erecek mi? Geçen hafta Türkiye açısından çok kritik ve hareketliydi. Suriye harekâtı, ABD Başkan yardımcısı Pence’in Ankara ziyareti sırasında varılan mutabakat ile durduruldu. Daha fazla kan dökülmemesi adına önemli bir adımdı. 120 saatlik süre içinde Kürt silahlı güçlerin “güvenli bölgeden” çıkması, geçtiğimiz hafta Başkan Trump tarafından üst düzey Türk yetkililerine ve iki bakanlığa konulan yaptırımların kaldırılması konularında sağlanan mutabakatın bu hafta devam edip etmeyeceği en fazla merak edilen konu...

Moskova görüşmesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin ile Moskova’da yapacağı görüşme de süreç açısından hayli kritik bir öneme sahip. Türkiye’nin harekâta başlaması sonrasında çekilen ABD askerlerinin çekildiği bölgelere, Rusya destekli Suriye ordusunun hızla girmesi ile birlikte denklem yine hızla değişti. Bundan sonra bölgedeki güçlerin nasıl konuşlanacağı, hatta güvenli bölge için Türk ordusunun bölgede kalıp kalmayacağı da Putin ile yapılan görüşmede mutlaka masada olacaktır. Verilen aranın sürüp sürmeyeceği, Suriye rejiminin bölgeye hâkim olup olmayacağı, Kürtlerle Şam yönetimi ve Rusya arasındaki ilişkinin nasıl tesis edileceği merak edilen konular. Putin ile yapılacak zirvede bu konular mutlaka görüşülecektir.

Ancak görünen o ki Türk ordusunun hamlesi, Suriye denkleminde Türkiye’nin de mutlaka masada olması gerektiğinin “hatırlatılması” adına önemli bir hamleydi. ABD Başkanı tarafından konulan yaptırımların yanı sıra, Amerikan Senato ve Temsilciler Meclisi’nde gündeme alınan yaptırım kanun tasarılarının da etkili olduğu tartışılıyor. Geçtiğimiz hafta Halkbank ile ilgili iddianamenin açıklanması da bunun bir parçası olarak görülebilir. Süre verme kararına rağmen yeni yaptırımların halen daha gündemde olması, ABD nezdinde Türkiye’ye karşı tutumun henüz daha tam olarak yumuşamadığının bir göstergesi. Harekâta verilen ara, Putin ile Erdoğan zirvesi, yaptırımlar konusundaki gelişmeler dış politika açısından geçtiğimiz haftadan bu haftaya miras kalan önemli belirsizlikler. Kısa zamanda netleşmeseler bile harekâtın bundan sonraki seyri konusunda belirleyici olacaktır.

Doğu Akdeniz...

Geçtiğimiz hafta alınan ara verme kararının devam edeceğini, en azından bunun devam edebilmesi adına tüm tarafların çaba göstereceğine inanan taraftayım. Zira Suriye iç savaşında artık sona yaklaşıldığını düşünüyorum. Her ne kadar bundan sonraki sürecin çok kolay ve kısa olmayacağını tahmin etmek zor olmasa da en azından temel resimdeki değişiklikler konusunda önemli gelişmelerin arifesinde olduğumuza inanıyorum.

Suriye’deki iç savaşa yoğunlaşmış olmamız nedeniyle Doğu Akdeniz’deki doğal gaz sahaları konusundaki gelişmeleri de ıskalamamız gerekli. Biz Suriye ile uğraşırken Kıbrıs’ın burnunun dibinde, Türkiye’nin de denkleme dâhil olması gereken gelişmeleri kaçırırsak önümüzdeki yıllarda ortaya çıkabilecek fırsatlardan da mahrum kalabileceğiz.

Vergi paketi belirsizliği!

Yazının devamı...

Tek göstergemiz var artık: Trump!

14 Ekim 2019

Geçtiğimiz hafta başlayan “Barış Pınarı Harekâtı” tüm ülkenin en önemli gündemi olurken, gelişmelere en fazla yön veren faktör ABD Başkanı Donald Trump oldu. Twitter’ı “resmi açıklama” mecrası olarak kullanmayı alışkanlık haline getirmiş olan ABD Başkanı’nın atmış olduğu tweet’ler, piyasalardaki oynaklığı son derece artırdı. Bir gün “ABD askerleri çekilecek” derken, bir sonraki gün, hatta saatte “eşi benzeri olmayan bilgeliğiyle” bunun tam tersi mesajları olabiliyor.

Atmış olduğu mesajların bazıları doğrudan kendi halet-i ruhiyesini yansıtıyor olsa da bunların bazıları ABD’nin devlet politikasına ters olduğunda; yapılan “uyarılar” sonrasında yeni, yepyeni yorumlarla kamuoyunun karşısına çıkıyor. Artık en önemli hatta tek finansal göstergemiz Trump oldu!

Doğrusunu isterseniz uzun yıllardan bu yana (Hatta Obama dönemi de dahil!) artık “tek bir Amerika’dan” söz etmenin mümkün olmadığını; CIA’nin, Pentagon/Centcom’un, Senato/Temsilciler Meclisi’nin ve de Başkan’ın farklı politikalar izlediği; farklı öncelikleri olan bu gruplar nedeniyle 3 - 4 ayrı Amerika’nın olduğunu dile getiriyordum.

Sırf Irak ve Suriye politikasına bakıldığında bile bu durum rahatlıkla görülebiliyor. Siyasilerimizin ilişkileri Başkan - Başkan seviyesinde götürmeyi tercih ediyor olması, ABD’de aynı karşılığı bulamayabiliyor.

Bu nedenle de karşılıklı ilişkilerdeki yalpalama, dalgalanma her geçen gün daha fazla artıyor. Bunun da gerek dış politikaya, gerekse de ekonomiye/piyasalara son derece olumsuz etkileri oluyor. Harekât umuyor ve diliyoruz ki kısa sürer, şehit haberleri artmadan kısa zamanda hedefine ulaşır.

Piyasalardaki oynaklık sürecek

Askeri harekâtın henüz daha başında olmamız, doğal olarak belirsizliği artırdığından piyasalar tarafındaki fiyatlamalar olumsuz yönde gerçekleşiyor.

Bu ihtimalin yüksek olduğunu geçtiğimiz hafta başında “Hesaplanan enflasyon ve hissedilen enflasyon” başlıklı yazımda paylaşmıştım. Yazıda “... Yapısal reformalar içermeyen YEP sonrası bu ihtimalin (Dolar/TL kurunun) aşağı yönde olması ihtimali azalırken, Suriye sebebiyle yukarı yönlü bir kur hamlesi ile 5.8870-5.9290 bandının ilk aşamada test edilmesi ihtimali artacaktır...” diye belirtmiştim.

Yazının devamı...

Hesaplanan enflasyon ve hissedilen enflasyon

7 Ekim 2019

Finansal piyasalar gerek içeride, gerekse de dışarıda geçtiğimiz haftayı olumlu tarafta kapattı. İçeride enflasyonun beklenenden düşük çıkması; olası yeni faiz indirimlerini beraberinde getirecek beklentisi, dışarıda da ABD - Çin arasındaki ticaret görüşmelerinin bu hafta yeniden başlayacağı beklentileri piyasaları ayakta tutan “temalar” oldu!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) eylül ayında TÜFE’nin yüzde 0.99, ÜFE’nin de yüzde 0.13 arttığını açıkladı. TÜFE’deki yüzde 1.3’lük beklentinin oldukça altında gelen bu veri sonrasında yıllık TÜFE geçtiğimiz aydaki yüzde 15.01’den, yüzde 9.26’ya gerilerken, yıllık ÜFE yüzde 13.45’den yüzde 2.45’e geriledi.

TÜFE - ÜFE arasındaki fark “eksi” 6.81 puan oldu. Farkın bu denli gerilemesinin ardında ÜFE’nin geçtiğimiz yıl ağustosta yüzde 6.6, eylülde de yüzde 10.9 aylık bazda artışının önemli etkisi vardı.

Baz etkisi ile bu yüksek rakamlar hesaplamalardan çıkıp, yerine daha düşük rakamlar girince, geçtiğimiz yılın hızlı artışlarının yerini, ÜFE’de bu yıl hızlı gerilemeler aldı!

Benzer şekilde TÜFE’deki gerilemenin ardında da “baz etkisi” olarak adlandırılan bu durumun, önümüzdeki ekim, kasım ve aralık aylarında geçtiğimiz yılın düşük verilerinin yerine, bu yılın görece yüksek verileri girdiğinde; yılı yeniden çift haneli rakamlarda kapatma ihtimalimiz yüksek.

Hayat pahalılığı

Enflasyon verilerinin açıklanması sonrasında piyasalarda ve sosyal medyada açıklanan enflasyon verisi ile “hissedilen enflasyon (= hayat pahalılığı)” arasındaki farkın büyüklüğü çokça tartışıldı.

Yıl başında enflasyon sepetinde yapılan düzenlemeler sonrasında 418 maddenin fiyatı; ay içinde çoklu fiyat alınarak değerlendiriliyor ve bu sepetin bir önceki ayın sonu ile ilgili ayın sonu arasındaki fark, aylık enflasyon oranı olarak açıklanıyor.

Yazının devamı...

Petrolün ‘11 Eylül’üyle yeni bir ‘Y2K Problemi’

30 Eylül 2019

11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de Dünya Ticaret Merkezi’nin kulesine çarpan uçak görüntülerini TV’de izlerken, bir başka bankacı arkadaşımla telefonda konuşuyordum.

İkimiz de bir yandan telefonda çarpan uçağın ne tip bir uçak olduğunu tartışırken, ikinci bir uçağın ikinci kuleye çarptığı ve patladığını TV’de canlı olarak görünce, hattın diğer ucundaki arkadaşıma “Kapatalım bu telefonu, boşa konuşuyoruz. Artık başka bir dünyada yaşıyor olacağız” dediğimi dün gibi hatırlıyorum.

Nitekim “9/11” (11 Eylül - ABD’de ay, günden önce yazıldığından 9/11) olarak anılan tarihi saldırıdan sonra dünya çok değişti. Hatta “Terör” tanımı da değişti! İslam, terör ile birlikte anılır oldu!

ABD, sınırlarındaki görünmez duvarları gittikçe yükseltirken, terörü ülkesinin dışında karşılama yönünde radikal bir strateji devreye girdi. Sonrasında da İslam coğrafyasında savaşlar hemen hiç durmadı, halen de devam ediliyor. 11 Eylül bu anlamda bir milat oldu!

14 Eylül’de Suudi Arabistan’ın devlet petrol şirketi Aramco’nun Abqaiq’deki ham petrol iyileştirme tesislerine yapılan ‘drone saldırısı’ da petrol endüstrisinin 11 Eylül’ü olacak!

Nasıl ki 2001’de yolcu dolu uçaklarla New York’ta ABD’nin kalbindeki ikiz kulelere daha önce hiç yapılmamış bir yöntem ile saldırı düzenlendikten sonra terörün sınırları ve tanımı değişti, Aramco’nun tesisine yapılan saldırıdan sonra da bazı “tanımlar” değişecektir!

Ciddi ve organize

Yapılan saldırıda ilk anda ‘drone’ kullanıldığı açıklandı. Hemen herkesin aklına kameralı, hafif, yerden çok az yükselebilen dört - sekiz dikine pervaneli uçan cihazlar geldi.

Yazının devamı...