SIRA GELDİ FED’E...

16 Eylül 2019

Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu (PPK) politika faizlerinde 325 baz puanlık indirime gitti.

Geçen hafta “Yüzde 19.75 olan politika faizine “75 baz puanlı” bir indirim gelmesi ihtimali yüksek. 175 mi olur, 275 mi yoksa 375 mi olur şimdilik kestirmek zor. Yabancı bankalardan 175 diyenler var, ben geçtiğimiz hafta başındaki tahminimi 200 baz puandan 275 baz puana yükseltiyorum. Neden “75 baz puanlı indirim” derseniz... Bir yandan rakamı “düze getirmek”, diğer yandan da pazarlama misali küsuratları düzeltmiş olacaklar diye düşünüyorum” diye yazmıştım, tutturamadım.

Politika faizi 16.50’ye indi, “buçuklu” oldu! “Hangi indirimde kur ne olur sorusunda” da tahminlerim geride kaldı!

Kurdaki gerileme

Diğer bantları geçip, indirimin denk geldiği aralık için “200-350 baz puan arasında 5.9250 seviyesine kadar dalgalanacak ancak sert yukarı olmayacak bir bant hareketinin içine girebiliriz. Üstelik bu bandın ekim ayının ortasına kadar devam etmesi ihtimali çok da az değil!” diye yazmıştım.

Evet, çok da yukarı yönlü bir hareket beklemiyordum ama aşağı/yatay yönlü de bir hareket beklemiyordum.

Piyasa katılımcıları bu denli yüksek indirim beklemediklerini anketlerde açıklamalarına rağmen; ‘indirim çok da yüksek olmadı’ diye dolar alımından çok satımını tercih ettiler, dolar/TL kuru faiz kararı sonrasında 5.6511’e kadar geriledi.

Yazının devamı...

İndirim haftası geldi, çattı!

9 Eylül 2019

Büyük gün 12 Eylül Perşembe günü. Hem TCMB’nin, hem de Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) toplantıları aynı güne denk geldi. Önce Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’na (PPK) bir göz atalım...

Geçtiğimiz haftaki “Enflasyon verisi faiz indirimini tetikler mi?” başlıklı yazımda 200 baz puanlık bir indirim ile tahminleri açtığımı yazmıştım.

3 Eylül’de açıklanan ve beklentilerin altında gelen enflasyon rakamlarından sonra piyasalardaki indirim oranları yukarı yönde revize edilmeye başlandı. Ekonomistlerin tahmin ortalaması yüzde 1.38’lik bir artış iken açıklanan ağustos ayı tüketici enflasyonu yüzde 0.86 olarak açıklandı.

Yıllık bazdaki TÜFE ise yüzde 15.01 oldu. Üretici fiyatlarının; uzun bayram tatiline rağmen; yüzde 0.59 düştüğü ve yıllık bazda yüzde 13.45’e gerilediği bir ortamda politika faizlerindeki indirim oranlarındaki “artış” normal karşılanabilir.

Yüzde 19.75 olan politika faizine “75 baz puanlı” bir indirim gelmesi ihtimali yüksek. 175 mi olur, 275 mi yoksa 375 mi olur şimdilik kestirmek zor.

275 baz puan olur mu?

Yabancı bankalardan 175 diyenler var, ben geçtiğimiz hafta başındaki tahminimi 200 baz puandan 275 baz puana yükseltiyorum. Bu durumda politika faizi yüzde 17’ye gerileyecek demektir. Neden “75 baz puanlı indirim” derseniz...

Bir yandan rakamı “düze getirmek”, diğer yandan da pazarlama misali küsuratları düzeltmiş olacaklar diye düşünüyorum. “25 baz puanlı” gelirse, buçuklu küsurat devam edecektir. PPK hazır faiz indirim moduna girmişken bu “düzeltmeyi” de aradan çıkarır diye düşünüyorum.

Yazının devamı...

Enflasyon verisi faiz indirimini tetikler mi?

2 Eylül 2019

Yarın Ağustos 2019 enflasyon rakamları açıklanacak. Anadolu Ajansı’nın 14 ekonomistin katılımıyla yaptığı ankete göre TÜFE’de aylık artış beklenti ortalaması yüzde 1.38 olmuş. Bu beklentiye göre, bir önceki ay yüzde 16.65 olan yıllık enflasyonun yüzde 15.60’a düşmesi bekleniyor. Temmuzda yüzde 1.36 artış gösteren TÜFE rakamı geçen yıl ağustosta yüzde 2.30 olarak gerçekleşmişti.

Geçen yıl 13 Ağustos’ta 7.2169’a kadar yükselen dolar/TL kurunun etkisi o ayki fiyatlara tam olarak yansımamış, asıl etkiyi yüzde 6.30’luk tüketici fiyat artışı ile eylül ayında görmüştük.

Geçtiğimiz yılın yüksek rakamı önümüzdeki ay hesaplamadan düşecek. Önümüzdeki ay gelecek enflasyon verisinin her halükârda (İçine girdiğimiz eylül ayında yeni bir kur şoku yaşanmazsa) çok daha düşük gelmesi bekleniyor. Geçen yılın ekim ayında yüzde 2.67 artan ekim enflasyonu için de benzer bir beklenti hakim.

Bu beklentilere bakarak; teknik tabirle “baz etkisini” göz önüne aldığımızda enflasyonun önümüzdeki iki ayda önemli oranda gerilemesi bekleniyor.

200 baz puan mı?

Bu ayın beklentisi gerçekleşir, önümüzdeki ay yüzde 6.30’un yerine yüzde 1.5’lik bir artış gelir ise (Tamamen afaki bir tahmin ancak arkasında doğal gaz gibi “yönetilen” fiyat artışlarının etkisi de yok değil!) TÜFE’nin ekim başında yüzde 10.38’e kadar gerilemesi mümkün gibi görünüyor.

12 Eylül’de yapılacak Para politikası Kurulu (PPK) toplantısından bu beklentiye dayanarak yeni bir faiz indirimi daha bekleniyor. Bu hafta piyasalarda beklentiler daha çok dile getirilecektir. Ben şimdiden 200 baz puanlık bir indirim beklediğimi belirteyim, önümüzdeki hafta başındaki yazımda gelen enflasyon rakamları ve varsa yeni zamlara göre bunu güncellerim.

Yine AA’nın anketinde ekonomistlerin 2019 yıl sonu TÜFE beklenti ortalaması yüzde 14.60 olmuş. Bu demektir ki PPK’nın indirim için yeri var, ancak bu yer çok da geniş değil!

Yazının devamı...

Japonyalaşma sendromu

26 Ağustos 2019

Finans literatürüne ‘Japonyalaşma’ (Japanification) diye yeni bir kavram giriyor. 1990’lı yılların ortalarında (Dolar/Yen paritesinin ilk kez 85’lere düştüğü yıllardan söz ediyorum!) Japonya’da yaşanan ‘gayrimenkul balonunun patlaması’ sonrasında batık banka ve şirketler, sağlamlar ile birleştirildi. Sistemden çürükler ayıklanmadığından; hastalıklı olanlar, sağlam olanları da hasta etti! Sonrasında gelsin parasal genişleme, gitsin parasal genişleme…

Piyasada alacak kamu tahvili kalmayınca, özel sektör tahvilleri, sonrasında şirketlerin hisse senetleri, son olarak da tüm bunlara yatırım yapan Borsada İşlem Gören Fonların (BigF  ETF) katılım paylarını dahi aldılar. Negatif faiz uygulayan ilk ülkelerden birisi Japonya idi! Olmadı, olmuyor! (Japon ev kadınları neden Türk Lirası’na yatırım yapıyorlar zannediyorsunuz?)

Büyümeme sorunu

Japonya; 2019 itibariyle; yüzde 235 toplam borç/GSMH ile dünyanın en borçlu ülkesi! Parasal genişleme ile ekonomisini bir türlü büyüme patikasına doğru dürüst oturtamadıkları gibi, enflasyon da ‘üretemiyorlar’! Enflasyon üretemediklerinden kamu borcunu azaltacak ‘dolaylı’ kamu geliri de elde edemiyorlar.

Japonya’nın ‘büyümeme’ sorunu sadece 1990’larda yapılan hatalara dayanmıyor. Demografik problemleri de var. Dünyanın en yaşlı insanları Japonya’da! İki yıl öncenin bir magazin haberi ne kadar önemli ekonomik çıkarımlara yardımcı oluyor:

“Yaşlılar için satılan alt bezi cirosu, bebekler için satılan alt bezi cirosunu geçmiş!” Bundan ne anlıyorsunuz? Demografik olarak nüfus yaşlanıyor. Yaşlı nüfus istediğiniz kadar parasal genişleme yapın, ister istemez daha az tüketiyor.

Negatif faiz politikası

Yazının devamı...

ARJANTİN ETKİSİ SINIRLI KALDI!

19 Ağustos 2019

Uzun bayram tatili sırasında dünya dönmeye devam etti. Trump, Çin’e uygulayacağı vergileri erteleme kararı verirken, Arjantin seçimleri gelişen ülke piyasalarında “dipten gelen dalga” etkisi yarattı.

Bizim de dahil olduğumuz gelişen ülke piyasalarını en fazla etkileyen “olay” Arjantin oldu. Kullandıkları yöntem biraz farklı: “36 milyon nüfuslu Arjantin’de PASO ön seçimleri sonrası kendi grubunda en çok oyu alan liderler genel seçimlere katılmaya hak kazanacak. Genel seçimde yer almak isteyen siyasi gruplar, ön seçimlerde kullanılan geçerli oyların en az yüzde 1.5’ini almak zorunda. Başkanlık seçimleri 27 Ekim’de... Genel seçimlerde oyların en az yüzde 45’ini alan aday devlet başkanı olacak. Oyların en az yüzde 40’ını alan adaysa, ikinci turda rakibine yüzde 10 fark atarsa yine devlet başkanı seçilecek” deniyor.

Dayak yiyen foncular

Yapılan “ön seçimlerin” galibi Alberto Fernandez’in liderliğini yaptığı ve oyların yüzde 47.3’ünü alan “Herkesin Önünde” koalisyonu oldu. Halihazırda ülkeyi yöneten ABD destekli Mauricio Macri ise yüzde 32.2 oy alabildi. 2007-2015 arasında Arjantin’i yöneten Cristina Fernandez de Kirchner’in siyasi tecrübesi; kendisini başkan yardımcısı seçen Fernandez’e önemli bir avantaj sağlamışa benziyor.

Sol koalisyonun Ekim seçimlerine büyük farkla önde girecek olması piyasaları karıştırdı. Arjantin pezosu/dolar 45.2 ile girdiği seçimlerden 60.2’lere kadar yükselerek çıktı, haftayı 54.35 seviyesinden kapattı. Arjantin borsa endeksi Merval de 44.355 ile başladığı seçimlerden sonra 27.530’a kadar düştükten sonra haftayı 30.406 seviyesinden kapattı. Haftalık kapanışlar bazında bakıldığında dolar bazında yüzde 42.99’luk bir kayıp söz konusu.

Hal böyle olunca; Arjantin’de adeta dayak yiyen fon yöneticileri diğer tüm gelişen ülke piyasalarındaki likit/kârlı pozisyonlarını (Ağırlıkla bu zararlarını kapatmak için) kapatma yoluna gidince gelişen ülke paraları ve borsaları değer kaybetti. Bu dip dalgadan neredeyse en az etkilenen para birimlerinden birisi Türk Lirası oldu. Arjantin’den sonra en yüksek CDS primlerinden birine sahip olmamıza rağmen TL’nin dirençli durmasında uzun bayram tatilinin de payı vardı. (Tatil boyunca TL’nin nasıl olup da böyle dirençli durabildiğine dair pek çok soru geldi, bu konuyu bu hafta içinde bir başka yazıda ele alacağım) Borsa İstanbul tarafı açık olduğu iki iş gününde ne yazık ki TL’nin direncini gösteremedi.

BIST kritik eşiği aşağı kırdı

Bu hafta veri trafiği görece sakin olacak. ABD’de Jackson Hole toplantıları, Fed ve ECB toplantılarının notları açıklanacak. İçerideki veri trafiğinin de görece sakin olduğu haftaya borsa ve kur cephesinde önemli eşiklerde olduğumuz görülüyor. BIST 100 endeksi 95.734 seviyesindeki kapanışı ile hem 97.421’deki 50 günlük Basit Hareketli Ortalaması’nın (BHO) hem de 96.001’deki 200 günlük BHO’nın altında günlük/haftalık kapanış yaptı. Bu seviyelerin aşağı yönde kırılmış olması yeni düşüşlerin görülmesinin ihtimalini artırıyor. Haftanın son iki günündeki hareket BIST 100 vadelilerinde 28 Haziran-1 Temmuz tarihleri arasında geride bıraktığımız 120.975 ile 125.625 arasında kalan “boşluğun tamamen kapanmasını” beraberinde getirdi. Bir “boşluk” daha kapanırken, bu sefer de 9-15 Ağustos tarihlerinde 125.125 ile 124.925 (aslına bakarsanız “boşluk” olarak bakıldığında 125.125-123.650 daha doğru olacaktır) geride yeni bir boşluk oluştu. Bu da “bir ara” kapanacaktır. Yakın zamanda olup olmayacağı hafta başındaki borsa hareketlerine ve haftanın ikinci yarısında Jackson Hole’dan gelecek haberlere bağlı olacaktır.

Yazının devamı...

Enflasyon yeni faiz indirimi getirir mi?

5 Ağustos 2019

Bugün temmuz ayı enflasyon verisi açıklanacak. Beklentiler TÜFE’de yüzde 1.5 - 1.7’lik artış yönünde. Geçtiğimiz yıl ağustosta yaşanan kur şoku öncesi son sakin ayda TÜFE yüzde 0.15 artmış, kurdaki zıplamanın arkasından şok fiyat artışları yaşanmıştı.

Geçtiğimiz ay benim ıspanak - ceviz endeksimin veri toplamasında sorunlar yaşandı (pazara gidemedim!). Ancak sınırlı veri ile yüzde 1’in üzerinde aylık bir artış gelme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Yüzde 1.27’nin üzerinde gelebilecek bir rakam, yıllık tüketici enflasyonun yeniden yüzde 17’ye çıkmasına neden olacaktır. Piyasa beklentisinin ortasına denk gelen yüzde 1.6’lık bir artış, yıllık TÜFE’nin yüzde 17.39’a tırmanmasına neden olacaktır.

Asıl ağustostan sonraki 3 aya ait veriler önemli olacak. Zira geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki artışlar oldukça yüksekti. Bunların veri setinden çıkıp, yenilerinin gelmesi ile birlikte enflasyon rakamlarında önemli düşüşler olması bekleniyor. Nitekim geçtiğimiz hafta basının karşısına ilk kez çıkan yeni Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal da faiz indiriminin temelini bu beklentiye dayandırıyor.

Merkez Bankası tüketici enflasyonun 2019 yıl sonunda yüzde 13.9’a, 2020 yıl sonunda yüzde 8.2’ye, 2021 yıl sonunda ise yüzde 5.4’e gerileyeceğine dair tahminlerini revize ettikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını bekliyor.

Aktarılamayan artış

Rapor açıklanmasında ‘Enflasyonu düşürmeye odaklı, sıkı bir politika duruşu ve güçlendirilmiş politika koordinasyonu altında, enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsayacağı öngörülmektedir’ denilmekte.

Başkanlarından bağımsız (Tüm para politikası sadece başkan tarafından değil, Para Politikası Kurulu tarafından kararlaştırılıyor, yürütülüyor) önceki performanslarının pek de başarılı olmadığı da göz önüne alındığında MB’nın hedeflerini tutturmak konusunda ne kadar başarılı olacağını bekleyip görmek gerekecek. Beklerken de şimdilik yeni başkan Uysal’a biraz kredi tanımakta bir sakınca yok.

Bundan sonraki 3 aydaki enflasyon verilerinde dikkatle izlenmesi gereken konu TÜFE ile ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) arasındaki farkın kapanıp, kapanmayacağı olacak.

Yazının devamı...

İçeride faiz indirimi geldi, sırada Fed var

29 Temmuz 2019

Geçtiğimiz hafta toplanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) politika faizini 425 baz puan indirerek, yüzde 24’ten yüzde 19.75’e düşürdü.

Merkez Bankası başkanı Murat Çetinkaya’nın görevden alınması sonrasında göreve gelen Murat Uysal’ın ilk hamlesi radikal bir faiz indirimi oldu.

Çetinkaya da görevde kalsaydı 200 baz puanlık bir indirim zaten bekleniyordu. Uysal’ın göreve gelmesi ile birlikte daha radikal bir indirim beklentisi artmıştı.

Ilımlı toparlanma

Karar sonrasındaki uzun metinde PPK ekonomik faaliyetlerde ılımlı bir toparlanma görüldüğünü, mal ve hizmet ihracatındaki artış eğiliminin devam ettiğini ve turizmdeki güçlü seyrin iktisadi faaliyeti desteklediğini belirtmiş.

TCMB küresel ekonomik aktivitede süregelen zayıflamanın ve küresel enflasyon dinamiklerinde aşağı yönlü risklerin altını çizerken bu durumun gelişmiş ülke merkez bankalarından genişleyici para politikası adımları gelme olasılığını artırdığını da ekleyerek bu hamlelerin gelişen ülkelere yönelik talebi ve risk iştahını destekleyeceğini de eklenmiş.

Merkez Bankası enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasında temkinli duruşun sürdürülmesi gerektiğini ifade etse de metinden önümüzdeki toplantı(lar)da yeni indirimlerin gelebileceği bir dili tercih etmiş görünüyor. Bu hafta içinde açıklanacak Enflasyon Raporu’nda bu konudaki görüşlerini biraz daha net olarak anlama fırsatımız olacak.

İndirim miktarı

Yazının devamı...

S400, G. Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve piyasalar

15 Temmuz 2019

Aylardır gündemi işgal eden S400’lerin teslimatı başladı. Türkiye son dakikada vaz geçer, geri adım atar diye düşünen ABD; eski Savunma Bakanı vekili Shanahan’ın mektubu ile 31 Temmuz’a kadar süre verildiğini bildirmişti. Rus savunma sisteminin kademeli teslimi başlamışken, ABD’nin de yaptırımlarının gündeme gelmesi ihtimali tanınan süreden dolayı artıyor.

G-20’de Trump’ın S400 - F35 krizinin Obama yönetiminin hatası olduğunu söylemesi yaptırımların “hafif” geçeceği algısını oluşturmuş, bizim piyasalarımızda da yaptırımların pek de fazla etkili olmayacağıyla fiyatlamalar iyimser yapılmıştı.

Etkisi olur mu?

Her halükârda bazı yaptırımlar gelecektir. Zira ABD’nin “yaptırım silahının zayıflamasına” izin verebileceğini düşünmüyorum. Ancak bunların ne denli bizim finansal sistemimizi etkileyecek, ne denli savunma sanayimizi etkileyecek ancak açıklamalardan sonra anlayabileceğiz.

Bir başka önemli gelişme de ABD’nin 32 yıldan beri Güney Kıbrıs’a uyguladığı silah ambargosunun kaldırılması için ilk adımı attı. S400’lerin teslimatına karşın gelen bu hamle ile ABD Temsilciler Meclisi, Güney Kıbrıs’a uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasını düzenleyen yasayı kabul etti. Doğu Akdeniz denkleminin gittikçe çetrefilli hal aldığı bu günlerde alınan bu kararın yine orta vadede dış politikamız üzerinde baskı yaratacağı aşikârdır.

TATİL SONRASI FİYATLAMA DAHA SAĞLIKLI OLACAKTIR

Bu gün bizim piyasalarımız tatil, ancak yurt dışı açık ve likiditenin az, yerli katılımcıların olmadığı bir piyasada oynaklık yükselebilir. Yarın yerli katılımcıların işbaşı yapması ile fiyatlamalar daha sağlıklı olacaktır.

Gelen haberlerin hemen hepsinin piyasaların duymak istediği “iyi hikayenin” bir parçası olmadığı kesin. Fed’in ve de TCMB’nin olası faiz indirimleri şimdilik bizim piyasalarımızın kopup gitmemesini destekleyen en temel unsur.

Yazının devamı...