Enflasyon verisi yeni faiz indirimi getirir mi?

Bugün ekim ayı enflasyonu açıklanacak. Geçtiğimiz ekimde yüzde 2.67 artan enflasyon sepetinin bu yılın ekim ayında yüzde 2.00 artması bekleniyor.

Geçtiğimiz yılın ekiminde yüzde 25.24’e kadar yükselmiş, geçtiğimiz ay yüzde 9.26’ya kadar gerilemiş olan TÜFE’nin bu rakam gelecek olur ise yüzde 8.55’e gerilemesi olasılığı var. Geçtiğimiz yılın en yükseğinden sonra bu ekimde bu yılın en düşük enflasyonunu göreceğiz.

Ağustostan bu yana yaşanan “baz etkisine” bu aydan itibaren veda edeceğiz. Zira bu yılın kasım ve aralık ayı hem geçtiğimiz yılın baz etkisinden, hem de son birkaç ayda temel mal ve hizmetlere gelen zamlar nedeniyle yıl sonuna doğru yükselişe geçecek görünüyor.

Hafta içinde TCMB de enflasyon raporunda yıl sonu tahminini yüzde 11.2 - 12.8 bandına (ortalama yüzde 12’ye) revize etmesi bu paralelde bir hamle idi. Önceki hafta PPK’dan gelen 250 baz puanlık indirim, enflasyonda yaşanabilecek düşüşler adına önden yüklemeli bir hamle olsa gerek.

Kredi genişlemesi

Bu ay gelecek faiz indirimi yeni bir faiz indirimini beraberinde getirir mi diye bakıldığında, yüzde 12’lik yıl sonu enflasyon tahminine göre, çok da gerekmiyor. Nihayetinde tasarruf sahibine bir reel getiri vaat edilmeli ki, harcama yerine tasarruf yapsın.

Ancak Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Malatya İş Dünyası ile Buluşma” programında yaptığı konuşmada yeni faiz indirimleri olabileceğini düşündürdü. Bakan konuşmasında, “Kamu bankalarımız 1 Kasım itibariyle rating oranlarına göre yüzde 13 ile yüzde 15.50 aralığında uyguladıkları kurumsal kredi faiz oranlarını 200 baz puan indirerek yüzde 11 ile yüzde 13.50 arasında uygulayacaklar. Bu oranlarla, 2014 yılı nisan ayından bu yana en düşük ticari kredi faiz oranına ulaşmış bulunuyoruz” dedi.

Son aylarda politika faizleri adeta PPK’dan önce kamu bankaları tarafında belirlenir oldu. Kamu bankalarının kredi faizleri 13’lü rakamlara son PPK’dan 2-3 hafta önce inmeye başlamıştı.

Merkez Bankası’nın zorunlu karşılıklara vereceği faiz oranlarında farklılaşmaya gitmesiyle de, kredi genişleme “çabalarına” özel bankalar da katılmaya başladı. Yıllık kredi faizlerinin geçen hafta yüzde 12’li rakamlara inmeye başladığı görüldü.

Bugün açıklanacak enflasyon verisinde çok da beklenmedik bir yükseliş olmaz ise Bakan Albayrak’ın bahsettiği dört yeni ürün ile kamu bankaları öncülüğünde yeni düşüşleri de görebiliriz.

Bu kredi genişlemesinin nereye kadar sürdürüleceği önümüzdeki günlerde daha da fazla sorgulanır olacaktır.

Fitch’den görünüm iyileştirmesi

Geçtiğimiz haftanın son gününde piyasalar kapandıktan sonra derecelendirme kuruluşu Fitch’den bir değerlendirme geldi. Fitch Türkiye’nin BB- olan kredi notunu aynen korurken, görünümü negatiften, durağana yükseltmiş.

Dış ticaret dengesinin pozitife dönmesi, liranın istikrarlı seyri, ABD tarafından Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmış olması görünüm iyileşmesinin ardındaki sebepler olarak sıralanmış. Her ne kadar bu sebepler görünümün iyileşmesine katkı sağlamış olsa da notumuzun artmasına yeterli olmamış.

Pozitif haberler

Not artışı için görünümün önce pozitife yükselmesi ve ardından da en azından 9-12 aylık bir bekleme süresi daha geçirmemiz gerekecek.

Kredi notlarını her ne kadar çok önemsemeyen bir tavır sergiliyor olsak da yurt dışı borçlanmalarımız açısından hayli önemli olduklarını kabul etmemiz gerekir. Notlar çok kolay ve çabuk kırılırken, yükselmeleri hayli uzun zaman alabiliyor!

Piyasalarımıza büyük bir etkisi olacağını sanmam. Ancak uzun zamandan bu yana pozitif haberler duymaya muhtaç olan yurt içi piyasalara moral destek sağlayacaktır.

Eğer Fitch görünüm iyileşmesi aşırı pozitif algılanır ise (Borsada boşluklu yükseliş v.b.) buna çok da kanmamakta fayda var. Yine de bu iyimserlikle BIST 100 endeksinde 99.820 (hadi 100 bin diyelim!) hatta 102.700 seviyesine kadar bir yükseliş olsa da 17 Ekim kapanışı olan 94.896 ile 22 Ekim’de görülen 97.171 arasındaki boşluğun bir ara kapanacağını aklınızın bir kenarında bulundurmanızda fayda var!

ECB’de Lagarde devri başlıyor

“Ne gerekiyorsa yaparız!” sözüyle hatırlanacak olan ECB Başkanı Mario Draghi’nin dönemi kapandı, IMF’deki görevini tamamlayan Christine Lagarde görevi devraldı. Aslen hukukçu olan Lagarde’ın bulunduğu pozisyonlardan dolayı ekonomi tarafı değil, politikacı kimliği daha fazla öne çıkacak gibi görünüyor.

IMF’deki görevi sırasında esnek para politikalarını savunmuş birisi olarak ECB nezdinde de parasal genişleme yanlısı bir tutum izlemesi olasılığı yüksek.

Ancak ECB’nin karar organları ve para politikasının karar vericileri arasındaki bölünmüşlük işini biraz daha zorlaştıracaktır. “Alman ekolünün” temsil ettiği sıkı/kontrollü para politikasının uygulanmasının zor olduğu son yıllarda, son toplantıda alınan kararlar doğrultusunda ECB’nin tahvil alımlarının geçici mi yoksa kalıcı mı olacağı konusundaki tercihlerinde Lagarde’ın izleyeceği politikalar konusunda ipuçları ortaya çıkacaktır.

İlk önemli sınav

Bir yandan büyüme ve ‘enflasyon yaratma’ konusunda sıkıntı yaşayan, diğer yandan negatif politika faizinin yarattığı yıpratıcı etkilerle uğraşacak olan Lagarde’ın ne gibi “yaratıcı” olacağını kestirmek için biraz daha zamana ihtiyaç var. İlk önemli sınavını Brexit sırasında ve hemen sonrasında verecek.

Fed ‘bekle - gör’ döneminde!

Geçtiğimiz haftanın önemli olaylarının başında Fed’in faiz kararı vardı. Fed politika faizini yüzde 1.50-1.75 bandına indirdi. Açıklamada daha önceki “komite ekonomik genişlemeyi desteklemek için uygun aksiyon alacaktır ifadesi” yerini “komite verilere uygun değerlendirmede bulunacaktır” söylemine bırakmış durumda. Bu da Fed’in ‘ara dönem düzeltmesinde’ artık “bekle gör” politikasına geçeceği şeklinde yorumlandı.