Ali Ağaoğlu

Ali Ağaoğlu

aliagaoglu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Her senenin aralık ayının klasik yazı başlığı oldu neredeyse. Geçtiğimiz yıl aralık ayında Noel Baba gelmemiş, başta ABD borsaları olmak üzere genele yayılan bir satış yaşanmıştı.

Bu sene de erken gelmiş olabilir, piyasalar pek de fark etmemiş olabilir. Kasım ayı birçok yatırım fonunun yıl sonu hesaplarını kapatıp, kâr/zarar ve de “ikramiye” hesaplarını yaptıkları bir ay. Geçtiğimiz hafta kutlanan Şükran Günü ile birlikte kuzey yarıküre ocak ortasına kadar devam edecek bir tatil havasına giriyor. Önce Noel ardından da yıl başı derken aralık ayı genelde rehavet içinde geçiyor.

Haberin Devamı

Düşük oynaklık...

Küresel oynaklıkların son derece düştüğü bir dönemdeyiz. Yıl sonu rehaveti de buna eklendiğinde piyasa katılımcılarının bir çoğu yılı bu seviyelerden kapatıp, yeni yıla öyle girelim haleti ruhiyesi ile fazla agresif olmayacaklardır.

Küresel piyasalar tatil havasına yavaş yavaş bürünürken, bizim piyasalarımız için bunu söylemek biraz zor olacak.

Zira geçtiğimiz hafta S-400’lerin testlerinin başlaması, bu hafta yapılacak NATO toplantıları, Trump’ın azil süreci derken bizim piyasalarımızda yıl sonu rehavetine kapılmak hatalı olacaktır.

Geçtiğimiz haftanın ilk gününde 5.7015 seviyelerine kadar gerilemiş olan dolar/TL kuru, S-400 haberlerinden sonra çarşamba günü 5.7915 seviyelerine kadar yükseldi.

 Bunda sadece bizden kaynaklı haberler değil, “ekürilerimiz” sayılan Brezilya reali ve G. Afrika randında yaşanan oynaklık ve değer kayıplarının da etkisi vardı.

Bizim piyasalarımızdaki sükûnete bakıp rehavete kapılmamakta fayda var. Döviz piyasalarındaki oynaklık oldukça düşük seviyelerde. Dolar/TL kuru ekim ortasındaki minik sıçramayı saymazsak; eylül ayı başından bu yana 5.6250 - 5.8250 bandında seyrediyor. Yılsonuna kadar da bu bandı koruma “isteği” genele yayılmış durumda.

Ancak bu denli düşük oynaklığın uzunca bir süre daha devam etmesi zor olabilir. Yukarıda saydığım bizim piyasalarımızı ilgilendiren konulardan birisinde yaşanabilecek olumsuz bir gelişme, Brezilya realindeki harekete benzer bir oynaklık yaratabilir.

Haberin Devamı

Önümüzdeki yılın tahminlerine henüz başlamadım. Ancak görünen o ki oynaklığın ve de faizlerin bu denli düştüğü bir ortam, önümüzdeki yılın en azından ilk çeyreğindeki kur risklerinin azaltılması (hedge edilmesi) için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.

Enflasyon açıklanacak, faizler düşecek mi?

Kasım ayı enflasyon verileri 3 Kasım’da açıklanacak. Beklenti TÜFE’de kasım ayında fiyatların yüzde 0.80 seviyesinde artması yönünde.

Geçtiğimiz yılın kasım ayında tüketici fiyatları yüzde 1.44 düşmüştü. Negatif baz etkisi nedeniyle geçtiğimiz ay 8.55 olarak açıklanan yıllık TÜFE rakamının yüzde 11.02 seviyelerine yükselmesi söz konusu. Benzer şekilde aralık ayında geçen yıl yüzde 0.4 düşen tüketici fiyatlarının yerine pozitif bir rakam girmesi durumunda yıl sonu TÜFE rakamının yüzde 12’lere yakınsaması olasılığı artacak.

Önümüzdeki hafta 10-11 Aralık’ta Fed’in faiz toplantısı var. Hemen ardından 12 Aralık’ta da bizim Merkez Bankamız’ın PPK toplantısı var. 100 - 200 baz puan arası bir indirim beklentisi var ve bu piyasalarımızca fiyatlanıyor.

Haberin Devamı

150 puan olur mu?

Benim beklentim 150 baz puanlık bir indirim gelmesi yönünde. Bu beklentimi destekleyen iki dayanağım var. İlki son üç PPK toplantısına bakıldığında, kamu bankaları her seferinde PPK’dan önce faizleri indirmişlerdi.

Bir anlamda politika faizimiz Merkez Bankası’ndan çok kamu bankaları ile belirleniyordu. Bu sefer de öyle olacak gibi. İVME ve benzeri “özel tanımlı” kredileri dışarıda bıraksak bile kamu bankaları yüzde 13 ve altında kredi verir durumdalar.

Diğer dayanağım ise yüzde 12 yıl sonu enflasyon beklentisi Merkez tarafından bile dile getirildiği bir ortamda, hiç değilse 50 baz puanlık bir pozitif reel faiz verme adına “resmi” politika faizinin yüzde 14’ten yüzde 12.50’ye inmesi ihtimalinin yüksek olduğunu tahmin ediyorum.

Bu beklenti kurlarda da yavaş yavaş fiyatlanmaya başlamış durumda. Her ne kadar yükselişler sınırlı da olsa, 5.6250 seviyelerindeki taban oluşumu güç kazanıyor. Diğer bir deyişle kurlardaki düşüş potansiyeli sınırlıyken, yükseliş olasılığı, düşüşe oranla faiz indirimi ile birlikte artacaktır.

Borsa’ya da gelir mi?

Yazının başında da belirttiğim gibi, aralık ayında Godot misali borsalarda hep bir Noel Baba beklenir. Her ne kadar önümüzdeki yıl Suriye savaşının sonuna gelineceği temel varsayımı ile Borsa İstanbul’da genele yayılan iyimser bir hava bekliyor olsam da kısa vadeli bakıldığında bahsetmiş olduğum temel risklerden dolayı, Noel Baba’nın Borsa İstanbul’a uğramayacağı düşüncesindeyim.

Son iki haftadır 29 Ocak 2018’deki 121.531 ile 23 Mayıs 2019’daki 83.535 hareketinin yüzde 61.8 düzeltmesi olan 107.011 seviyesini geçmekte zorlanan BIST100 endeksinin kısa vadede bu seviyeyi aşmakta zorlanacak gibi görünüyor.

Hele ki 17 Ekim kapanışı olan 94.896 ile 21 Ekim’in dibi olan 97.171 arasındaki “boşluk” henüz daha kapanmamışken müthiş bir “Noel Baba Rallisi” olasılığı bana hayli düşük bir olasılık gibi geliyor. Bu hafta 107.000 bin seviyesinin üzerinde iki ardışık gün kapanış olmaz ise 104.100’lü seviyelere doğru bir geri çekilme görülebilir. Bu seviye de aşağı kırılacak olur ise yüksek 101 binli seviyeleri konuşuyor olabiliriz.