Petrolün ‘11 Eylül’üyle yeni bir ‘Y2K Problemi’

11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de Dünya Ticaret Merkezi’nin kulesine çarpan uçak görüntülerini TV’de izlerken, bir başka bankacı arkadaşımla telefonda konuşuyordum.

İkimiz de bir yandan telefonda çarpan uçağın ne tip bir uçak olduğunu tartışırken, ikinci bir uçağın ikinci kuleye çarptığı ve patladığını TV’de canlı olarak görünce, hattın diğer ucundaki arkadaşıma “Kapatalım bu telefonu, boşa konuşuyoruz. Artık başka bir dünyada yaşıyor olacağız” dediğimi dün gibi hatırlıyorum.

Nitekim “9/11” (11 Eylül - ABD’de ay, günden önce yazıldığından 9/11) olarak anılan tarihi saldırıdan sonra dünya çok değişti. Hatta “Terör” tanımı da değişti! İslam, terör ile birlikte anılır oldu!

ABD, sınırlarındaki görünmez duvarları gittikçe yükseltirken, terörü ülkesinin dışında karşılama yönünde radikal bir strateji devreye girdi. Sonrasında da İslam coğrafyasında savaşlar hemen hiç durmadı, halen de devam ediliyor. 11 Eylül bu anlamda bir milat oldu!

14 Eylül’de Suudi Arabistan’ın devlet petrol şirketi Aramco’nun Abqaiq’deki ham petrol iyileştirme tesislerine yapılan ‘drone saldırısı’ da petrol endüstrisinin 11 Eylül’ü olacak!

Nasıl ki 2001’de yolcu dolu uçaklarla New York’ta ABD’nin kalbindeki ikiz kulelere daha önce hiç yapılmamış bir yöntem ile saldırı düzenlendikten sonra terörün sınırları ve tanımı değişti, Aramco’nun tesisine yapılan saldırıdan sonra da bazı “tanımlar” değişecektir!

Ciddi ve organize

Yapılan saldırıda ilk anda ‘drone’ kullanıldığı açıklandı. Hemen herkesin aklına kameralı, hafif, yerden çok az yükselebilen dört - sekiz dikine pervaneli uçan cihazlar geldi.

Bunlarla taşınabilecek bombalar ne kadar olabilirdi ki rafineri benzeri bir tesise bu kadar zarar verebilsinler diye düşünüldü. Üstelik 900 km’den daha uzun bir menzilden söz ediliyordu. Onca bomba taşıyıp, onca yol kat edebilen uçan cisimlere drone demek, bunları hayli hafife almak oldu.

Daha sonraki günlerde S. Arabistan’ın basına gösterdiği gibi “küre tankları” içeri doğru patlatabilecek denli isabetli ve güçlü patlayıcı taşıyabilen; bu hava araçlarına drone’dan çok “SİHA” (Silahlı İnsansız Hava Aracı) demek daha doğru olacak! Uzmanlara göre bunların sayılar 10 - 12 kadarmış. Hepsinin akıllı olmadığı, 2 - 3 tanesinin hedefi bulabilme yetenekleri bulunduğu, diğerlerinin de bu “liderleri” takip ettiklerini, taşıdıkları patlayıcılar ile hedefe kilitlenerek ‘kamikaze misali’ kendilerini patlattıklarını belirttiler.

Bu çok ciddi ve organize saldırı için ilk anda İran adeta suçlu ilan edildi. Getirilen yaptırımlardan sonra petrol ihraç etmekte sıkıntı yaşayan İran’ın “Ben satamıyorum, sen de satama!” diyerek bölgedeki en büyük rakibi S.Arabistan’a böylesi bir saldırı yapmış olabileceği konuşuluyor.

Daha çok tartışılır

Peki, İran bunu İsrail seçimlerinden bir gün önce mi yapar? Bu saldırı öncesinde petrol fiyatları düşüş eğiliminde ve buna karşın OPEC+ (OPEC ve Rusya dahil olan blok) ülkelerinin petrol üretimlerinde yeni bir kısıntılara gitmeleri gerektiği konuşuluyordu. Tam da Aramco’nun halka açılmasına aylar kala petrol fiyatlarındaki düşüş, yatırımcılar nezdinde şirketin değerlemesini olumsuz etkilemez miydi?

Petrol fiyatlarını yüksek tutabilme adına böyle bir saldırıyı kendi organize etmiş olduğunu varsaysak bile, bu kez de riski artan sektöre yatırım yapmayı düşünenlerin çekinceleri halka arz fiyatını aşağı çekmez mi? Saldırıya yarattığı “yeni terör” algısı bir yana kime yaradığı, yapılış sebepleri ile tartışmalar yeni soruları da beraberinde getirecek. “Petrolün 11 Eylül’ünü” bundan sonra daha çok tartışacağız!

Yeni bir risk ortaya çıktı

 14 Eylül saldırının yapılış şekli sadece petrol rafinerileri/tesisleri için değil benzeri bir çok stratejik tesis için de SİHA saldırısı riskini ortaya çıkardı.

Orta ve uzun menzilli füzeler gibi radara yakalanmayan, alçak irtifadan uçabilen ve ciddi miktarda patlayıcı taşıyabilen bu yeni “uçan nesneler” her an her yeri vurabilecek yeteneğe ulaşmışlar demektir. Bunun yaratacağı yeni bir Y2K problemi, yepyeni bir “drone savunma endüstrisinin” kapılarını açacağa benziyor.

1999 yılından 2000 yılına geçerken, bilgisayarların tarih ayarlarında ortaya çıkabilecek sorunların tüm sistemlerde ciddi sorunlara yol açabileceği; faiz hesaplamalarından tutun, sipariş ve bilançolara kadar içinden çıkılmaz sorunlara yol açabileceği endişesi hasıl oldu. Buna “2000 yılı problemi” (Y2K - Year 2000) dendi ve bu sorunların önlenebilmesine yönelik ile müthiş bir “yazılım restorasyon endüstrisi” oluştu. Milyarlarca dolar harcandı. Sonunda dünya üzerinde 2 - 3 bilgisayarda sorun çıktı.

Abqaiq saldırısından sonra drone/SİHA teknolojilerinin ulaştığı noktanın yarattığı endişe ile tıpkı Y2K probleminde olduğu gibi bu sefer de alçak irtifa savunma sistemleri yeni bir endüstri olarak karşımıza çıkacak. 1950’lerin Amerika’sında Mafya’nın önce mahallede sorunu çıkarıp, sonra da güvenliği sağlamak amacıyla kişi ve esnaftan haraç almasına benzer bir durum...

Tehdit ve önlem

Drone’lar sadece tesisler için değil, insanlar ve hatta sanat eserleri, tarihi yapılar için bile bir tehdit olabilecek. Sadece sanayi tesisleri değil, müzeler, belediyeler, kamu kurum ve kuruluşları bile bu tehdit karşısında bir şeyler yapma ihtiyacı hissedecekler...

Buyrun size yeni bir terör riski ve yeni bir savunma endüstrisi...

Hepsi bir yana, S.Arabistan’a yapılan bu saldırı artık petrol fiyatlarının için “drone risk primini” dahil etmiştir. Petrolün çıkarılması, taşınması, saklanması maliyetlerinin arasına artık bir de “korunması/savunulması” maliyetinin de eklenmesi gerekecek. Eskiden de vardı bu maliyet ancak daha bildik “düşmanlara” karşı statik bir hazırlık ve onun maliyeti idi. Artık anlık ve dinamik bir risk haline gelmiş durumda ve maliyeti ister istemez artıracaktır!

Arabistan kesintiye uğrayan kapasiteyi diğer tesislerinden ve komşu ülkelerden hızla karşılamış olsa ve fiyatlar 71 dolarlardan 61 dolarlar iki hafta gibi kısa bir sürede gelmiş olsa da bu risk primi artık hep olacaktır!