KÖTÜLÜĞE DİRENİP İÇİNE DÖNMEK

Her iyiye yönelik bir düşünce, söz düşünsem aklıma Zerdüşt gelir. O der ki: “İyi düşün, iyi söz söyle, iyi iş yap”. Kadim ülke İran coğrafyasından dünyayı aydınlatan bir başka aydınlık feneridir

Ahura Mazda olarak isimlendirdiği tanrıyla samimi bütünselliğinden kaynaklanan düşünceleri günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Zerdüşt der ki: ”Ahura Mazda sana gönül gözümle baktığımda anladım ki ilk ve son olan yalnızca sensin. İnsan bir sevgi varlığıdır ve bu sevginin sınırı yoktur. İnsan kendi soydaşları gibi hayvanları, bitkileri ve bütün doğayı sevmelidir. Kötü her yerdedir; senin düşüncende, dilinde ve dolasıyla da eylemlerinde... Kötüyü ara ve ona diren; içine dön ve içini dinle. Her zaman kalp atışının hemen yanıbaşında seni baştan çıkarmaya çalışan kötünün fısıltısını duyacaksın. Ve sen ateşli doğru ile korkutucu kötünün mücadelesini kendi nefsinde yakalayacaksın. Bu sırra erdiğinde Tanrı’nın tecellisi olduğunu anlayacaksın. Bunun için yeterli olan sadece içindeki ‘ben’in parlaması kötüye direnmesidir. Bir sevgi bütünlüğü olan insanın tüm doğa ve elbette hayvanlara acı çektirmesi ne yazık ki çok acıdır. Sevginin özü kişinin kendi varlığını bir başka varlıkta bulmasıdır.”

Cahil insan Ahura Mazda’ya varamaz, ulaşamaz. Bilgi insanın gönlünü aydınlatan tanrısal bir ışıktır ve sevgiyle biçimlenen bir mutluluk unsurudur. Mutluluk ise kişinin aydınlanması ve cehaletin verdiği karanlığın etkisinden kurtulmanın adıdır. Öte yandan mutluluğu sağlayan sevgi insanda yaratıcı gücün de kaynağıdır. Çünki sevgi ile yaratıcılık birbirine gereksinim duyar.

Benim sizlere ısrarla bedenimi temsil eden ekmeği dağıtmak istememin sebebi: bir gün bilgelerin (sözde bilegeler) aptallıklarından fakirlerin de zenginliklerinden haberdar olabilmesi içindir. Ruhlar ölümsüzdür ve bu ölümsüzlük onların tanrısal öz ile ortak oluşlarından kaynaklanır.

Güneş metaforu

Zerdüşt Ahura Mazda’yı cahil kişilere güneş metaforu ile anlatmıştır. Anlatmaktan öte anlaşılabilir olma derdinde olan Zerdüşt sık sık metaforlara başvurmuştur. İnsanların sevgiden yoksun oluşlarının neticesi olarak mutsuzluklarının en temel göstergesi doğaya ve hayvanlara zarar vermeleri şeklinde ortaya çıkar. Bu yüzden Zerdüşt der ki: ”Tanrı bir güneş gibidir. Ve güneş her gün doğup ve her gün batana kadar ışınlarını insan, hayvan, bitki, ırk, inanç ayırt etmeksizin herkese ortak olarak yaymakta, dağıtmaktadır.” Tanrı herkese bu denli merhametli, adaletli ve cömertken biz insanlar neden Tanrı’yı öznelleştiriyoruz? Ve neden hayvanlara, ağaçlara, bizim gibi düşünmeyenlere zulüm ediyoruz. Unutulmamalıdır ki doğada kalan doğallığını muhafaza eder. Doğada kalan hayvanlarla konuşur, onları dinler, onları seyreder. Tüm zamanların bilgeleri zaman zaman doğanın içerisinde geçirdikleri zamanlarda kendilerini bir ağaç, kuş, nehir, kedi, bülbül, köpek ve birçok nebat ve hayvanatın yerine koyarak onların istek, korku endişe ve mutluluklarını tatma tecrübesini deneylemişlerdir.

İnsanlar çoğunlukla nefsani isteklerinin peşinde koştukları için mutsuzlar; bu nedenle alemleri de çok sıkıcı halde. Doğaya yönelelim ve oradaki bitkiler ve hayvanlar aleminde bir müddet zaman geçirelim. Bize bizim demeyi öğrenmiş olanlar gelsin. Dağların dağlara kavuşması derler buna...