HAYATIN KEREMCEM’E VERDİĞİ HEDİYELER

20 Haziran 2019

Türkiye, Amerika’dan sonra dünyaya en çok dizi ihraç eden ikinci ülke… Projelerimizin dış pazardaki payı sürekli artarken, iç pazarda işler eskisi gibi değil. Televizyon kanallarının dizilere ayırdıkları bütçelerde kısıntıya gitmesi, yeni çekilen işlerdeki azalma yüzünden oyuncuların kimi çareyi tiyatroda, kimi müzikte buldu. Dizi oyuncularının şarkıcılığa zorunlu geçiş yaptığı bir dönemde, şarkıcı ve oyuncu Keremcem, yeni bir yapıma başladı. Keremcem’in Ali’yi canlandırdığı ‘Kimse Bilmez’, aksiyon sahneleriyle dikkat çeken bir iş.<#comment><#comment>
Hasan Burak Kayacı’nın yazdığı Kartal Çidamlı ve U. Hakan Eren’in yönettiği, atv’de yayınlanan yapımın Üsküdar’daki setinde Keremcem’e ilk sorum şu oldu:
Dizideki dövüş sahnelerine nasıl hazırlandın?
‘Kimse Bilmez’, hazırlık süreci en uzun dizilerimden biri oldu. Aksiyon sahnelerinin hakkını vererek çekmek istedik. O nedenle Fatih Uğurlu, Mert Gürsoy ve Beksan Ergeşov gibi işinin ehli dövüş sporu hocalarıyla çalıştım, çalışmaya da devam ediyorum. Biraz zor oluyor, ama keyifli. Dizilerin en çok bu tür hazırlık evrelerini seviyorum. Senaryo, karakter ve aksiyon çalışması keyifli. ‘Kimse Bilmez’, çekmekten ve çalışmaktan mutlu olduğum dizilerden biri…
Keremcem’i Türkiye şarkıcı olarak tanıdı, çok geçmeden oyuncu oldu. Birçok oyuncu, dizi bulamayınca tiyatroya ve müziği geçiş yaparken Keremcem, yeni bir projeyle ekranda...
Müzik ve oyunculuk, başından beri çok dengeli gitti. Beş albüm, 3-4 single ve yedi sekiz de dizim var. Birbirini çok destekleyen, ama birbirinden çok farklı iki sektör. O yüzden onları birleştirmeyi çok seviyorum. Tam da yeni bir single hazırlığına başlamışken bu dizi geldi. Dizimiz başladı, sonrasında o single da çıkacak, sürpriz, güzel bir şarkı. İhmal etmemeye çalışıyorum. Gerçekten seviyorum sahnede olmayı, şarkıyı, o duyguyu seslendirmeyi. Burada bir karakteri canlandırıyorsunuz, orada başka bir duyguyu…
Soruna gelince, bu konudaki görüşüm şu: Kim, ne yapmaktan zevk alıyorsa ve yaptıktan sonra dinleyici/izleyici bulabiliyorsa bunu yapabilir. Ben Uluslararası İlişkiler mezunu, kendi şarkılarını yazıp, söyleyerek İstanbul’a gelen ve müzik sektörüne giren, sonrasında tesadüfen gelen ‘Aşk Oyunu’ teklifiyle dizi işine adım atan biriyim.

Yazının devamı...

İNTERNET TELEVİZYONU DEĞİL, EĞLENCE HİZMETİ

18 Haziran 2019

Hollywood yıldızlarından Charlize Theron’un oyuncu veya yapımcı olarak içinde bulunacağı dizi ve filmi seçerken kıstası artık şu:<#comment><#comment>
“İzlemek isteyeceğim hikayeleri anlatmak istiyorum, o yüzden her şeye genelde bu şekilde yaklaşırım. Acaba bunu televizyonda, sinemada ya da Netflix’te izlemek ister miyim diye düşünürüm. Benim kıstasım bu, hatta uygulayabileceğim tek kıstas da bu…”
Oscarlı yıldızın, televizyon ve sinemayla birlikte Netflix’i telaffuz etmesinin sebebi şu:
Çünkü Netflix, tek başına televizyon kanalları ile sinema salonları kadar etkili ve de daha büyük bir mecra… 190’dan fazla ülkede 140 milyonun her ay para ödeyerek izlediği Netflix, artık sadece internet televizyonu değil, aynı zamanda internet eğlence hizmeti…
Abonelerine izleyebilecekleri dizi ve film seçenekleri sunmakla yetinmiyor. Kullandığı yazılım, her kullanıcısının ne tür yayınlar izlediğini saptıyor, müşterinin Netflix’ten kopmaması için kitle iletişim araçlarıyla ona, öneriler sunuyor, yeni dizi ve filmleri tanıtıyor.
Netflix’te artık izleyiciye, senaryonun gidişatını değiştirme imkanı veren filmler bile var. Oğlum Yağız’ın önerisiyle onlardan biri olan ‘Black Mirror: Bandersnatch’ filmini izledim. Proje, belli aralıklarla size sunduğu iki seçenekten hangisini tercih ettiğinize bağlı ilerlediği için TV kumandası elinizde, tetikte bekliyorsunuz.
Sadece size sunulanı izleyen değil, filmin baş kahramanının verdiği önemli kararları belirleyen kişi oluyorsunuz.

Yazının devamı...

BUNU YAPAN KANALLAR RAKİPLERİNE FARK ATAR

16 Haziran 2019

Farklı yaş ve kültürdeki insanların bir araya geldiğindeki ortak konuşma dilini düne kadar belirleyen en yaygın kitle iletişim aracı televizyonlardı.
Günümüzde aynı ortamdaki insanların konuşacakları ortak konuları belirleyen bir başka kitle iletişim aracı daha var; sosyal medya...<#comment><#comment>
Pazar akşamı başta İstanbullular olmak üzere, birçok insanın ortak ilgisini çekecek konu, Binali Yıldırım’la Ekrem İmamoğlu’nun canlı yayındaki tartışması olacak.
İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğündeki açık oturumu isteyen televizyon kanalı naklen yayınlayacak.
Pazar akşamı bu tartışmayı naklen yayınlamakla yetinmeyip, adayların vücut dillerinin ne dediğini de canlı yayında işin uzmanlarına anlattıran kanal, rakiplerine fark atar.
Sosyal medyanın iki büyük kuruluşu Instagram ve Facebook’un dünya genelindeki milyonlarca kullanıcı ve milyarlarca yorumu analiz ederek çıkardığı sonuç şu:
Sosyal medya kullanıcıları, ünlü markaların tanıtımlarında anlattıklarından ziyade, o ürünleri deneyenlerin yorumlarıyla ilgileniyor. Çoğu sosyal medya kullanıcısı, kendisine sunulanla yetinmiyor, ona dair gizli saklı, iyi kötü ne varsa merak ediyor, o yüzden de bunu yapanlara büyük ilgi gösteriyor. O yüzden de ‘kamu merakı’na hitap edenler, ‘kamu yararı’nı gözetenlerden daha çok rağbet görüyor. Günümüzde markalar, insanlar ve olaylar hakkındaki algıyı da kişilerin yaptıkları yorumlar oluşturuyor.

Yazının devamı...

İREM DERİCİ ‘NOSTALJİ KRALİÇESİ’ OLABİLİR Mİ?

11 Haziran 2019

Günümüzde şarkıcıların çoğu albüm çıkarmayı bıraktı. Çünkü, albümlere yapılan maddi yatırımın CD veya dijital satışlardan elde edilecek gelirle karşılanması, eskiden olduğu gibi para kazandırması olanaksız. Şarkıcıların sıkça single/tekli çıkarması bu yüzden. Buna rağmen albüm çıkaran şarkıcılar yok mu? Var... Sahnelerden iyi para kazanan isimlerden kimi prestij için çıkarıyor, kimi de İrem Derici gibi “Sonunu düşünen kahraman olamaz” diyenlerden.<#comment><#comment>
Derici, ‘Mest Of’ adlı sekiz şarkılık bir albüm yayınladı ve repertuvarında şu parçalara yer verdi: ‘Beni Sana Hapsettin’, ‘Bende Hüküm Sür’, ‘Acemi Balık’, ‘Kaçın Kurası’, ‘Kurşun Adres Sormaz ki’, ‘Yok Dostum Zor Dostum’, ‘Gidiyorum’ ve ‘Aşkımız Olay Olacak’...
Müzik dünyasının nev-i şahsına münhasır yıldızlarından Derici, albümünde bilindik eserlere yer verdiği için şarkıları Apple Music ve iTunes’un ilk 10’una, ‘Acemi Balık’, YouTube’un trend videolarında ilk beşe girdi. Bu başarı Derici’yi ‘Türkiye’nin yeni nesil nostalji kraliçesi’ yapar mı?
Müzik dünyasının şimdilik bir ‘nostalji kraliçesi’ var, o da Muazzez Ersoy...
O nasıl başardı? Çıkardığı 12 nostalji albümünün toplamda 12 milyon satmasıyla…
Derici, yakın tarihimizin sevilen şarkılarından oluşan birkaç ‘Mest Of’ albüm çıkarmayı başarırsa müzik dünyasının yeni ‘nostalji kraliçesi’ olabilir.
Şarkıcı, şimdi yaptığı gibi, okuyacağı eserlerin sahiplerine istedikleri paraları ödemeyi göze alabilirse, birkaç ‘Mest Of’tan sonra “Çok sevdim” dediği “Yeni nesil nostalji kraliçesi” olmayı başarır.

Yazının devamı...

SAPANCA GÖLÜ’NDEKİ İKİ FARKLI UYGULAMA

10 Haziran 2019

Başta Araplar olmak üzere Sapanca’ya gelenlerin ilgi gösterdiği aktivitelerden biri gölde gezinti. O yüzden aynı anda onlarca deniz bisikletini görürsünüz gölün üstünde…

Sapanca Gölü’nün Sakarya il sınırı içindeki bölgesinde dört koltuklu bir deniz bisikletini 40 liraya 30 dakikalığına kiralayanların can yeleği takması zorunlu.

Sapanca merkezde deniz bisikleti kiralayanlar, bu kurala ödünsüz uyuyor. Can yeleği takmayanların gölde gezintiye çıkmasına izin verilmiyor.

Aynı gölün İzmit il sınırı içindeki batı yakasında da deniz bisikleti kiralamak mümkün. Ancak Sapanca Gölü’nün doğusunda uyulması gereken emniyet tedbirleri burada uygulanmıyor. Araplardan oluşan 20 kişilik grubu getiren rehber, deniz bisikletlerini kiralayandan can yeleği istedi. Görevli, rehberin ısrarı üzerine 15 20 can yeleğini getirmesine rağmen, “Burası Sapanca’nın içi gibi derin değil, o yüzden takmalarına gerek yok” deyip müşterileri deniz bisikletlerine bindirmeye devam etti.

Evet; Sapanca Gölü’nün batı yakasında su, ilçe merkezi gibi derin değil, ama sazlık bir bölge. Göldeki su, ilçe merkezindeki gibi berrak değil, bulanık. Yüzme bilmeyen bir çocuk göle düşse, daha da bulanık hale gelir su…

Allah korusun, yarın öbür gün tatsız bir olay yaşanmadan yetkililer harekete geçmeli ve Sapanca’nın doğusundaki gibi, batısındaki işletmelerin de can güvenliği kurallarını uygulamaya mecbur etmeli.

GÜNÜN SÖZÜ

Yazının devamı...

DENİZ SEKİ’NİN İÇİNE BEREN SAAT Mİ KAÇTI?

9 Haziran 2019

Kıbrıs Elexus Hotel’deki konserinden önce Deniz Seki’nin yaptığı açıklamalar bana, Beren Saat’in sosyal medyada yazdıklarını hatırlattı. İşte “İçine Beren Saat mi kaçtı?” dedirten şarkıcının bayram, gazeteci-sanatçı ilişkisi, aşk ve şarkılara dair metaforları:
“Bayram demek; sevmek, kucaklaşmak, saygı duymak, en yakınlarına ve sevdiklerine kavuşmak demek. İşin açıkçası eski bayramlar yok. Ben çok isterdim annemin yanında olmayı ama maalesef çalışıyoruz. Emekçiyiz. Heyecan satıyoruz, hayal pazarlıyoruz. Işıklar altında rengarenk gözüken dünyanın içi bazen siyah-beyaz, gri de olabiliyor. Acısı olan insanlar da vardır. Onlara da Allah sabırlar versin. Bayram herkese bayram gibi gelmiyor maalesef. Hepimize her gün bayram değil. Herkesin bayram günü başka bir gün. Bayram tarihlerimiz var ama bayramda insanların başına bazı kötü olaylar da gelebiliyor.”
Seki’den magazincilere
“Sizler benim canımsınız. Beraber büyüyoruz, iş yapıyoruz, siz olmazsanız ben olmam, ben olmasam, siz olmazsınız. Bizler olmazsak sizler olmazsınız, sizler olmazsanız bizler olmayız. O yüzden çok kıymetlisiniz. Işığımı bundan sonra Allah’tan başka kimse söndüremez.”
Seviyor, ama nasıl?
“Ben sahnede dertleşmeyi seviyorum. Çok konuşmayı sevmiyorum. Konuşmayı sevsem seyircimle kafede buluşur, sohbet ederim. Ben onlara şarkı söylemekle mükellefim. Zaten şarkı sözlerimi dinlerlerse içinde anlattığım o kadar çok şey var ki... Her aşka eser yazılmaz. Yazarken tema önemli. Tabii ki yaşadıklarım da çok önemli. Yazdıklarım, yaşadıklarımdan ibaret. Lakin her şey de yaşadıklarımı anlatmıyor. Başkasının yaşantıları da var içinde. Belki bir kişiye ait, belki 10... Her parça, her sevgiliye diye bir kanun yok. Bir kere aşık ol, doğru düzgün aşık ol yeter.”

ARSENAL’İN YILDIZINA ‘ANKARA’NIN BAĞLARI’

Yazının devamı...