Alaçatı’nın farklı lokantası Mitu

Alaçatı’nın en güzel oteli Alavya’nın kafe-bar-bistro tipi lokantası Mitu’da menü yerel otlar ve zeytinyağlılar ağırlıklı. Salatalar ve balıklar da lezzetli, servis düzgün, dekorasyon özenli...

Alaçatı giderek renkleniyor. Eski binalar yenileniyor. Yenilenen binalar otel, lokanta, kahve, hediyelik eşya dükkanı oluyor. Alaçatı’nın diğer tatil yörelerinden farkı, renkli bölümünün denizden kopuk olması. Alaçatı’nın denizinden genelde sörfçüler yararlanıyor. Hayat, denizden uzak bölümde geçiyor.

Yıllarca bataklıktı, şimdi bir tatil cenneti

Alaçatı eskiden bir bataklıkmış. Sivrisineklerden bıkan çevre halkı saraya rica etmiş, sadrazam efendimiz bataklığı kurutmak için adalardan Rum işçiler getirtmiş. Rum işçiler daha sonra buralara yerleşerek bağcılık, şarapçılık yapmış. 1830’lardan sonra bir Rum yerleşim bölgesi olarak gelişen Alaçatı Limanı’nda şarap fabrikası kurulmuş. 1914 Balkan Savaşı’ndan kaçanların bir bölümü gemiyle Alaçatı’ya getirilince Rumlar Sakız Adası’na kaçmış. 1924 mübadelesiyle gelen Selanik göçmenlerinden bir bölümü Alaçatı’ya yerleştirilmiş. Selanik’ten gelenler tütüncülük ve hayvancılıkla uğraşmış. Bağlar, üzümcülük ve şarapçılık yok olmuş. 1980 yılından sonra tütüncülük tarihe karışınca Alaçatı çökmüş.

Bir süre kimsenin uğramadığı Alaçatı, Leyla Figen (1949-2002) isminde bir genç kadının el atması ile ilgi odağı haline gelmiş. 1993’te Alaçatı’ya gidip gelen Leyla Figen ve eşi Şevki Figen (Nedim Atilla’nın anlatımıyla) “Alaçatı’nın güzel ve orijinal dokusundan, taş evlerinden, göçmen asıllı insanlarından etkilenmişler”. 1996’da burada bir taş evde yaşamaya başlamışlar.

Leyla Figen evlerinin karşısındaki eski, yüksek tavanlı tütün deposunu temizletmiş. Cafe Antik Agrilia’yı açmış. İzmir’deki dostları, arkadaşları da onları izleyince Alaçatı ilgi odağı haline gelmiş.

Şimdilerde Leyla Figen’in evi Alaçatı’nın en güzel oteli Alavya. Rana ve Erol Tabanca çifti, Leyla Figen’in eski taş evi ile onun yanındaki, arkasındaki altı taş evi satın almışlar. Evleri her biri farklı büyüklükte ve dekorda 25 yataklı bir butik otele dönüştürmüşler. Tesisi Türkiye Milli Sörf Takımı’ndan İlknur İçingir yönetiyor. Pazarlama Direktörü Zeynep Çiftçioğlu
destek veriyor.

Alavya’nın giriş katında ve bahçesinde iki lokanta var. Giriş katındaki Mitu, kafe-bar-bistro tipi bir lokanta. Bahçedeki Foryu ise tapas ağırlıklı hafif yiyecek, kahve, çay ve içecek servisinin olduğu bir açık hava lokantası.

Mitu “fine restoran” çizgisinde bir bar, kahve, bistro. Mutfak şefi 1983, Kırıkkale doğumlu Murat Çakıroğlu, Bocuse d’Or yarışmasına katılan genç ve yaratıcı şeflerimizden biri.

Kişi başı 100 lira civarında ödeniyor

Menüsü yerel otlar ve zeytinyağlılar ağırlıklı. Giriş yemekleri levrek tava, Ege otları ile hazırlanan mücver, ızgara füme ahtapot, dana carpaccio, bresaola... Bunlar 30-60 lira arasında. Salata, makarna, rizottolar 28-30 lira. Et yemekleri, balık çeşitleri 40-70 lira arasında, tatlılar 24 lira. Portakallı kestaneli kekleri, damla sakızlı tiramisuları, çikolatalı favarinleri (sufle) ve ısırganotlu dondurmaları pek lezzetli.

Servis düzgün. Gündüz operasyonu servis sorumlusu Ertan Bilenoğlu. Yaz boyu Mitu’da çarşamba ve cuma akşamları canlı müzik varmış. Biz öğle yemeği yedik. Yemeklerden, servisten pek memnun kaldık. Kişi başına 100 lira dolayında bir ödeme yapılıyor.