En ateşli lokanta

Bugünlerde New York’un en çok ilgi gören lokantalarından biri Dirty French. Burası farklı havası ve farklı mutfağı ile müşteri çekiyor

New York’un SoHo bölgesinde, sokak arasında, Ludlow isimli bir butik otelin altında açılan, Dirty French (Pis Fransız) adını taşıyan bir lokanta şimdilerde pek ilgi görüyor. İsminden başlayarak, bulunduğu semtle, dekoru, menüsü ile “farklı” bir lokanta. New York medyasında “seksi”, “ateşli” gibi ifadelerle övülüyor veya eleştiriliyor.

İşletmeciler lokantanın “Fransız bistrosu” olduğunu söylese de menüde Fransız yemeklerinden çok Kuzey Afrika ve Güney Amerika mutfağının esintileri var.

Lokanta sokak üzerinde. Sokağa bakan bölümü açılır katlanır camekan. Kaldırım üzerinde masası yok ama lokanta sokakla bütünleşmiş durumda. Dekoru antika bir kumar salonu havasında. Kırmızı renk ve az ışıkla bolca ayna kullanılmış. Lokanta eleştirmenleri dekoru “Las Vegas kumar salonlarına” benzetiyor.

Lokantada devamlı olarak 1980’lerin sevilen melodileri çalınıyor.

New York’ta lokantaları şefleri ünlendiriyor

Buraya kadarki anlatım, çelişkileri sergiliyor ama yetmedi. Lokantayı açanlar ve işletenler İtalyan. Ve New York’ta İtalyan mutfağı ile ün yapan, para kazanan şefler.

Mario Carbone ve arkadaşı Rich Torrisi, New York’un iki çok çok ünlü şefi olan Mario Batali ve Daniel Boulud’un yanında yetiştiler. Ustalık derecesini alınca da kendi lokantaları olan Carbone’u açtılar. New York’ta lokantaları şefleri ünlendiriyor. İnsanları lokantaya çeken lokantanın ismi değil, şefin becerisi, mutfağın lezzeti, servisin kalitesi.

Carbone kısa sürede ünlendi. Bir hafta hatta bir ay sonrası için yer ayrılabilen lokanta haline geldi. Mutfağı İtalyan-Amerikan mutfağı. Dekoru ise klasik İtalyan lokantası dekoru. Ünlü “Baba / The Godfather” filmindeki lokantalara benzer bir dekoru var. Bir başka özellik, genelde çok kişinin aşina olduğu eski İtalyan şarkılarının çalınması. Carbone’u işletenler lokantayı “fine dining” (lokanta gibi lokanta) ile “diner” (basit lokanta) arası bir yere oturttular.

Carbone büyük ilgi görünce, iki İtalyan ortak Dirty French’i açtı. Yetmedi. Şimdilerde Meat Packing diye bilinen eski mezbaha bölgesinde, Standart Hotel’in yanında Santini adını verdikleri büyük bir lokanta daha açtılar. Santini’nin mutfağı İtalyan mutfağı.

Hafif yemeklerle ağır yemekler bir arada

Dirty French’in yemek listesi kalabalık değil. Sabah kahvaltısından gecenin geç saatine kadar yemek servisi olduğu için listede hafif yemeklerle ağır yemekler bir arada yer alıyor. Fransız bistrosunun olmazsa olmazı istiridye listenin başına oturtulmuş. Taze istiridye yanında, midye tava gibi istiridye tava da yapıyorlar.

Şimdilerde New York’ta kırmızı pancar modası var. Keçi peynirli kırmızı pancar salatası yanında pancar kavurması da yapıyorlar. Ördek konfit, kaz ciğeri, şarapta haşlanmış midye, kuzu karpaçyo, ton balığı tartar, çiğ veya haşlanmış karışık sebze tabağı listede öne çıkan yemek çeşitleri. Yemeklerin lezzeti ve takdim şekli, Fransız bistrosu havasından çok, Kuzey Afrika ve Güney Amerika mutfakları esintisinde.

Dirty French farklı havası, farklı mutfağı ile müşteri çekiyor.