Kuzey Yıldızı Parlar mı?

Yazın bitmesine az bir zaman kala tekrarlarla yazı geçiştiren ekran dünyasında da hareketlilik başladı. Mevcut birkaç yaz dizisi kalıcı olabilmek için kıyasıya mücadele verirken yeni sezonun ayak sesleri de ufak ufak duyulmakta. Kanalların tanıtım filmleri, eski işlerin devam fragmanlarının paylaşımı, yeni işlerin duyuruları peş peşe geliyor. Show TV ekranından Eylül’de izleyiciyle buluşmaya hazırlanan ‘Kuzey Yıldızı İlk Aşk’ da bunlardan biri!

‘Love That Makes You Cry’ dizisinden uyarladığı ‘Aşk Ağlatır’ın yanı sıra Show TV’nin yeni sezon iddiası olmayı hedefleyen ‘Kuzey Yıldızı İlk Aşk’ dizisi, ‘Âşıkların göğünde yeri hiçbir zaman değişmeyen tek bir yıldız parlar… O da Kuzey yıldızıdır’ diyen ilk tanıtımını geçtiğimiz günlerde izleyiciyle buluşturdu. Bunu yaparken de ekranın yeni bir Karadeniz dizisine daha kavuşacağının sinyalini verdi.

Pırıl pırıl doğasıyla, el değmemiş yeşiliyle ilk fragmanını doldurup iç ferahlatan bir tablo sunan ‘Kuzey Yıldızı İlk Aşk’ yeni sezonda parlar mı peki? Arka arkaya yeni işlerin hazırlandığı ve eskilerinin de devam ettiği süreçte ‘Kuzey Yıldızı İlk Aşk’ın parlamasında baş şartın senaryonun öyküsündeki detaylarda ve bunları nasıl geliştirip yansıtacağında gizli olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Yani işin sırrı klişelere mahkûm öyküden ziyade klişelerin izleyiciye hangi dille aktarılacağında! Şiddetli mi olacak yoksa şiddetsiz mi? Ön değerlendirmesini yapmak için dizinin bize neler anlatacağına bakalım şimdi.

ŞİDDETSİZ BİR KARADENİZ DİZİSİ Mİ?

Şiddet, günümüzün en büyük sorunlarından… Ve dahi ses getirenlerinden. Bundan dolayı kurguları irdelerken bu unsur önemli bir yer tutuyor. Nitekim son zamanlarda artan kadına yönelik şiddet olayları nedeniyle ekranda yer alan dizilerin içeriklerindeki şiddetin bolluğu bir kez daha gündemimizde.

İlgi çekmekle şikâyetçiliği birlikte ortaya çıkartıp tezat yaratan ‘şiddet’ unsuru, kurgularda vazgeçilemeyen bir illete döndü adeta. Yasakçılığa ve sansüre karşı olsak bile şiddeti evire çevire göstererek örnek teşkil edenlere, ciddi bir senaryo dayanağı olmadan sırf ilgi çekmek adına yaratılan şiddete olur vermediğimiz muhakkak. Zira kadın karakterlerin işkenceye tabi tutulduğu, baba-koca-sevgili eliyle acı çektirildiği yapımların erkek şiddetini normalleştirmeye katkı sağladığını düşünmekteyiz. Gel gör ki, geçtiğimiz sezona baktığımızda bu tarz yapımların, gelen tepkilerden pek de etkilenmediğini görüyoruz. Dahası ekranlardaki bu süreçte erkek şiddetini bastırmak için olsa gerek, kadın karakterler de silahlı-silahsız şiddete meyilli hale getirildi. Yani yanlış olanı yanlışla düzeltme formülü geliştirildi bir anlamda. Tabii bu yapılandırmaya karşı da şikâyetler geldi. Etkili oldu mu? RTÜK’e yapılan şikâyetlerin ne derece etkili olduğunu yeni sezonda göreceğiz.

Velhasıl, ekranların en rahatsız edici gerçeği, senaryoların uzun süreleri dolduracak konu geliştirme sıkıntısını gidermek için şiddetten ve kötücüllükten medet umma formülünü devreye sokması! Yeni sezon dizileri bu formülü devre dışı bırakabilir mi, bunu şimdiden kestirmek mümkün değil. Ancak fragmanlara bakıp fikir yürütebiliriz… Ki, Show TV’nin yenisi ‘Kuzey Yıldızı İlk Aşk’ da Karadeniz orijinli bir iş olarak bu noktada dikkatleri öncelikle üstüne çekme kapasitesinde!

Neden derseniz… Geçtiğimiz sezonlarda aşkla, erkek psikopatlığını iç içe geçiren ‘Sen Anlat Karadeniz’ örneğinin aldığı eleştiriler malum… ‘Hem ağlarım hem giderim’ diyen gelin misali hem eleştirilen hem de izleyici bolluğuyla reytingleri toplayan dizi, Karadeniz’in sevdasını ve hırçınlığını anlamsızca şiddete boğmuştu. Bu bir yana, şimdiye dek ekranda yer bulan Karadeniz odaklı dizilerin hemen hepsinde erkeğinden kadınına şiddet ve kavgacılık yüklü tabloyla karşılaştığımız da bir gerçek. O nedenle Karadeniz atmosferiyle yaratılan ‘Kuzey Yıldızı İlk Aşk’ın da aynı yoldan yürüme ihtimali mevcut kimilerine göre. Hele de ‘Hey gidi Karadeniz…’ nağmelerine silah sıkan kadın figürünü katık eden bir fragmanla sunulması bu ihtimalin akıllara düşmesini daha da hızlandırıyor.

Öte yandan fragmana pek de itibar etmeyip genel öykünün tanıtımına baktığımızda, İsmail Demirci ile Aslıhan Güner’i yıllara yayılı bir aşk-pişmanlık-öfke girdabına sokmaya hazırlanan ‘Kuzey Yıldızı İlk Aşk’ın bu süreçte şiddetten ziyade komediye ağırlık vereceğini düşünüyoruz.

Çünkü çekimleri Ordu’da gerçekleştirilen ve Süreç Film imzası taşıyan dizi, aynı denizin iki hırçın dalgası olarak sunulan Kuzey ile Yıldız’ın inatçılığına macerasında ağırlık verecek. Bunu vurgulamak için kısaca öyküye göz atacak olursak…

Karadeniz’in iki genci olmanın tüm özelliklerini sergileyen Yıldız ile Kuzey arasındaki gençlik sevdasından yola çıkıp ailelerin de devreye girmesiyle resmiyet kazanan mutluluk ve romantizm dolu evreyi aktaracak olan senaryo, tanıtımdan anladığımız kadarıyla, ardından İstanbul etabını devreye sokacak. Olayın İstanbul’a taşınmasıyla da ihanet ve hayal kırıklığı sürecini başlatılacak.

Üniversite okumak için İstanbul’a giden Kuzey, köyünde kalan (Kadın okumaz mantığından olsa gerek) Yıldız’la sözlü olduğunu ve sevgisini unutup yeni aşklara ve heyecanlara yelken açacak… Hani bir zamanların Yeşilçam filmlerinde gurbetçi olan erkekler memleketteki yavuklularını unutup Helgalara kapılırdı ya, işte o hesap! Gel gör ki devir değiştiği için İstanbul aşkına kapılan Kuzey’in yediği naneler Karadeniz cenahında duyulur duyulmaz herkes cephe alacak üniversiteli Kuzey’e. Kendi ailesi ve köyün cümle ahalisi aforoz edecek bu cevval delikanlıyı. Böylece ‘Erkektir yapar’ mantığı tersyüz edilecek bir yerde. Hadi inşallah.

Öykünün bu girişinden sonrası ‘Eden bulur’ evresi gibi görünüyor… Yıldız, Kuzey’ini kaybedip yönünü şaşırmış vaziyette Karadeniz hatunluğunu sürdürmeye çalışırken Kuzey, Yıldız’ını kaybetmeyi umursamadan, yeni aşkıyla evlenecek. Üç tane de kızı olacak bu evlilikten ama… İşte bu ama senaryonun kırılma noktası! Zira yıllar önce Yıldız’a yaşattığı terk edilme ve ihanet acısını Kuzey de yaşayacak layıkıyla. Hem dolandırılacak, hem de terk edilecek. Her anlamda sıfırı tüketip kazık yiyen Kuzey için tek çare memlekete dönmek olacak haliyle. Boy boy üç kızın sorumluluğu bir yanda… Kendisini dışlamış bir memlekette öfke ve intikam ateşini aşk acısına katık yapmış ilk aşkın varlığı diğer yanda. Kuzey yüzünden düşman olan aileler de tam ortada. Romantizm, komedi, aksiyon ve inatçılık çekişmesi… Kuzey ve kızlarının dönüşüyle tekmili bir arada.

SONUÇTA; ‘Kuzey Yıldızı İlk Aşk’ın hikâye tanıtımı pek çok soruyu da beraberinde getiriyor. Kızlarıyla birlikte Karadeniz’i mesken tutmakta kararlı görünen Kuzey bu direnişinde başarıya ulaşabilecek mi? Geçmişin hatıralarını yüreğine saplanmış hançer misali her an hisseden Yıldız, kendisini aldatan Kuzey’i affedebilecek mi? Barışmamaya yeminli aileler uzlaşabilecek mi? Kuzey’in kızları yaratacakları yan öykülerle Karadeniz sevdalarına dalabilecek mi?

Tüm bu soruların cevabını aşağı yukarı kestirsek bile, asıl ayrıntılar Eylül’de Show ekranında yerini alacak olan ‘Kuzey Yıldızı İlk Aşk’ın senaryosunda kuşkusuz.

Ancak yine şiddet yüklü bir Karadeniz öyküsü mü anlatılacak diye önyargıya kapılanların içi rahat olsun. Çünkü bu genel hikâyeden yapılabilecek en önemli çıkarım, güldüren-eğlendiren şiddetsiz bir Karadeniz dizisi olacağı yönünde! Yani öyle kadın boğazlayan, bağlayıp döven, toprağa diri diri adam gömen bir tablo çıkmayacak karşımıza. Umarım bu çıkarımımızda yanılmayız. Keşke bir de kadınların eline silah verme tablosu ortadan kaldırılsa… Mizah niyetine bile böyle sahneler kurulmasa… Hem silahla özdeşleştirilen Karadeniz tablosunu yıkmak hem de örneklik etmek adına çok iyi olur diyorum. Yolları açık olsun.

Anibal GÜLEROĞLU

www.twitter.com/guleranibal