Bu adam Türkiye’nin kaderini değiştirdi

Eklenme Tarihi15.12.2010 - 1:36-Güncellenme Tarihi15.12.2010 - 1:38

Dün sabah bir siyasetçiden gelen SMS’le uyandım: “Başın sağolsun. Holbrooke ölmüş.”
Ne yalan söyleyeyim; Holbrooke’un bu kadar kolay teslim olacağına, Hillary Clinton’un odasında bir toplantıdayken yırtılan aort damarı sonrasında yoğun bakımda “pes” diyeceğine bir saniye bile ihtimal vermemiştim.
İnanamamıştım çünkü ne de olsa bu Dick Hollbrooke’du. Üstün bir zekâ, inanılmaz bir kabiliyet ve tüm bunların toplamının beş katı kadar şişik bir ego. Tanıdığım en iddia sahibi insanlardandı.
O ego, bu ansızın gelen ölümü kabullenmez, diye düşündüm. Yanılmışım.
Holbrooke’la ABD’de gazetecilik yaptığı dönemlerde başlayan tanışıklığım, Bush iktidarında (ve azılı bir Bush düşmanı olan Demokrat Partili Holbrooke’un muhalefette olduğu yıllarda) keyifli bir dostluğa dönüşmüştü. Türkiye’ye uğradığında fırsat buldukça bir araya gelir dünyayı konuşurduk.
69 yaşındaki diplomatın, zekâ ve özgüven dışında en önemli özelliği, Bosna’dan Afganistan’a dünyanın en krizli bölgelerinde yıllar yılı resmiyet, kural, devlet falan dinlemeden kendi çözümlerini geliştirmiş olmasıydı.
Sıra dışı bir adamdı. Miloseviç’i Bosna savaşını bitiren Dayton anlaşmasına mecbur etti; Karzai’yi kendi masasında azar beter aşağıladı; ABD’nin Kıbrıs özel temsilcisiyken hiç hazzetmediği Rauf Denktaş’la neredeyse küfürleşmediği kaldı.
Masumane iltifatları ve Türkiye analizleriyle eğlenceliydi buluşmalarımız. Geçen kış Münih güvenlik zirvesinde rastladığımda eski bir dostu görmüş gibi kucaklaştık. Dibinden ayrılmayan ve her hallerinden Holbrooke tarafından sürekli eziyete tabi tutuldukları belli olan danışmanlarını kışkışlayarak yanıma geldi. Ak Parti dış politikası ve eksen kaymasını konuştuk. Ben Türkiye’nin Ortadoğu’ya olan yeni ilgisinden hoşnut olmakla birlikte, İran politikasını eleştirdiğimi söyledim. “Boşver” dedi Holbrooke “Ahmet (Davutoğlu) zeki adam. Amerikalılar kızsa da yaptığı doğru. Evet, belki İran’da biraz fazla yakınlar ama sonuçta bu dış politika Türkiye için daha iyi. Japonlar da aynı şeyi yaptılar ikinci savaş sonrasında...”
Tabii Holbrooke’un Türkiye ilgisi hiç de yeni değildi. ABD’nin Almanya büyükelçiliğini yaptığı doksanlı yıllardan beri Türkiye’yi takip ediyordu.
Aslında Holbrooke bir anlamda doksanlı yıllarda Türkiye’nin kaderini değiştiren isimlerden biriydi. Şöyle: Almanya elçiliği sırasında Türkiye’nin kesinlikle Avrupa’ya girmesi gerektiğine inanmış, inanmakla da kalmamış Clinton yönetimindeki nüfuzunu kullanarak bu tezi bir şekilde ABD’nin dış politika önceliklerinden biri haline getirmişti. Avrupalı bir Türkiye’nin, herkes için Avrupasız bir Türkiye’den daha istikrarlı bir model olacağına inanıyordu. Başta Holbrooke olmak üzere ABD’li diplomatlar ve hatta bizzat ABD başkanları, önce Türkiye’nin gümrük birliğine alınması, ardından AB aday adayı ve sonunda AB’ye aday olması için hep bastırdılar.
Türkiye’ye olan desteği, o zaman bu zamandır devem etti. İşte bu yüzden sadece ben değil, dün bütün Türkiye önemli bir dostunu kaybetti.

 

20 SAATLİK AMELİYATTAN SONRA ÖLDÜ
Richard Holbrooke, geçen cuma günü aort damarındaki yırtık nedeniyle kaldırıldığı hastanede 20 saatten uzun süren bir ameliyat geçirdikten sonra önceki gece hayatını kaybetti. ABD Başkanı Barack Obama, Holbrooke’u, “ABD dış siyasetinin gerçek ve eşsiz devi” olarak tanımladı. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun da Holbrooke’un “döneminin dev ve efsanevi isimlerinden biri” olduğunu söyledi.

Etiketler